Ayaz havaalından hafif tempolu adımlarla ilerliyordu. Uzun zamandır ayrı kalmıştı vatanından. Vatan toprağı kutsaldı. Değerliydi. Biraz durup memleketinin havasını ciğerlerine ulaştırdı. Çok özlemişti İstanbul' u. Abisinin saçma sapan koruyucu egosu yüzünden liseyi ve üniversiteyi Amerika da okumuştu. Cok uzun zamandır gelmek istiyor, ama okulun bitmesini bekliyordu. Biraz daha dursaydı zaten ana dilini bile unutabilirdi. Bütün arkadaşları yabancıydı. Seviyordu onları ama yine de o uzak diyarlarda kendi vatanından bir parça görmek istiyordu. Çok değişmişti İstanbul. Gürültülü bir şehirdi. Ama New York'a göre daha sakindi. Yüzüne hafif bir gülümseme kondurarak ilerledi. Dışarıda onu almaya gelen araba yoktu. Çünkü buraya geleceğinden Poyraz' habersizdi. Onu görünce yüz ifadesini gerçekten merak ediyordu. Başta sevinerek boynuna atlar sonrada azarlamaya başlardı. Tanıyordu abisini. Poyraz ne kadar soğuk gözükse de içindeki sıcaklığı biliyordu Ayaz.
Kenardan bir taksi çevirdi. Yol boyu derin düşüncelere dalmıştı. Abisine yardım etmek istiyordu. Ama Poyraz' ın buna müsaade etmeyeceğinden neredeyse emindi. Sıkıntılı bir nefes aldı. Henüz eve varmamıştı. Ama yine de taksiden indi. Yanında Türk parası olmadığı için taksiciden özür dileyerek dolar la ödedi parasını.
Temiz havaya ihtiyacı vardı. Yine derin düşüncelere dalarak o kalabalık caddede ilerliyordu. Küçüklüğünde yaşadığı travmayı düşünüyordu. Zaten ne kadar çalışsa da unutamamıştı. Her gece annesiyle babasının kafalarındaki delikten sızan kanlar hiç aklından çıkmıyordu.
Kendisine çarpan on civarı yaşlardaki çocuk onu kafasındaki dehşetten uzaklaştırdı. Ayaz çocuğun iki kolundan kavrayarak " Dikkatli ol delikanlı. Bu yollarda arabalar çok hızlı." Dedi ve çocuğun başını okşadı. Çocuk özür diledi ve koşar adımlarla uzaklaştı. Ayaz Poyraz' ın nerede olduğunu öğrenmek için Çağatayı aramak istedi. Ama elini cebine atınca telefonunun ve cüzdanının olmadığını farketti. O an beyninden vurulmuşa döndü. Aslında cüzdan sorun değildi, içinde kimlikleri ve kredi kartları vardı. Kimliklerin yenisini çıkarttırır, kartları ise iptal ettirirdi. Büyük ihtimalle telefonda sorun olmazdı onun için yenisini alabilirdi. Ama telefon olmadan çağatay ı arayamazdı. Hem yolları da tam bilmiyordu. Bunları Çağatay dan öğrenecekti. Hızla arkasını döndü. Keskin bakan gözleriyle o küçük sıçanı aradı. Ve caddedin sonuna doğru bir köşeden döndüğünü gördü. Çok şükür hızlı koşuyordu. Köşeden döndüğünde çocuğu göremedi. Biraz sonra ara sokaklardan birine saptığını fark edince daha hızlı koşup aradaki mesafeyi kapatmaya çalıştı. Ama onu bulamayınca durdu ve yavaş ilerlemeye başladı. İki dakika yürüdükten sonra kulağına gelen seslerle birlikte durakladı.
" Ahh şu kartlar yaygınlaştıran sonra kimse üzerinde para taşımıyo. Lan bana bak bu elli dolar kaç paraya denk geliyo?."" Valla bilmiyorum abi."
" Sana niye soruyosam. Heralde yine elli liraya denk geliyordur. Bana bak başka bişe çıkmadı mı o herifin üzerinden."
Çocuk telefonu kendine saklamıştı belli ki. Ama O abi dediği kişi yutacak gibi gözükmüyordu. Çocuğum kafasına yavaşça vurarak
" Çıkart lan şu hırkanı." dedi. Çocuk ise teslim olurcasına hırkasını çıkardı. Telefonu ve diğer yüz doları koynuna koymuştu adeta.
" Seni küçük sıpa utanmıyor musun beni keklemeye."
" Halil abi valla vericektim. Şaka yaptım sana. Bi daha yapmam."
" Hah.. Hem de kaliteli telefonu kendine saklamışsın. Bunu satsam çok para eder."
Ayaz bu iki çocuğa bakınca bir hoş olmuştu. O kadar doğaldılar ki. Birden yüz ifadesini ciddileştirerek söze atıldı." Benim olan bir şeyi nasıl böyle paylaşıyorsunuz anlamıyorum." diyince iki çocuk kapana kısılmıştı.
Küçük olan çok korkmamıştı. Çünkü böyle durumlarda insanlar sadece büyük olana tepki gösterirdi. O arada kendisi tabanları yağlardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ölsem De Sever Misin..?
Roman d'amourTerkedilmiş bir şehrin en kuytu köşesinde gibiydim. Kimsesiz ve yapayalnız. Oldum olası yalnızlığı severdim. Ama kendi yalnızlığımdan bile çok sevdiğim birisi vardı. O ise yarınımızın garantili olmadığı bir dünyada aptal bir hastalık yüzünden beni t...