Derin bir oh çekerek yatağıma zıpladım ve telefonumu açarak facebook'a girdim. Eklediğim Japonlar mesajlarıma cevap vermiyordu ama fotoğraflarımı beğenip yorum yapıyorlardı. Evet, yine aynı sahne ile karşı karşıyaydım. 3 tane japon arkadaşımız fotoğrafımı beğenmişti ve biri yorum yapmıştı. Yapabildikleri sınırlı yorumlar ise "Fantastic, beauty, cool" du. Bu seferki en azından cool yazıp sonuna melodi emojisi koymuştu. Bu fotoğrafta -zaten gözüm önden çekik olduğu ve vücut yapısı olarak ufak tefek olduğum için bir uzak doğuluyu andırıyordum- yüzüm gölgede kalmıştı ve gözlerimi hafif kısınca da tam bir çekik olmuştum. Açıkcası havalı gözüktüğüm ender fotoğraflarımdan biriydi.
Sonra messenger'a girdim ve mesajlara baktım. İtaru Yoshi denen tatlışın bana geri döndüğünü görünce heyecandan ve sevinçten göbek atmaya başladım.Ben: Hi Yoshi-sama!!!
İtaru Yoshi: Hello dear Gundogan! \(> o <)/
(yazar tarafından sizin için çevirilecek konuşmalar, takmayın.-merhaba sevgili gündoğan)Heyecanla cevap yazdım,
Ben: Oh! *.* Yoshi-sama! I am a otaku and I want learning Japanese language and traditions! Can u help me?
(Yoshi sama, ben bir otakuyum ve Japonca ve Japon geleneklerini öğrenmek istiyorum. Bana yardım edebilir misin?)Dedim ve tekrar bekledim, ardından kanjili olanın mesajını açtım,
聰 学 文 : Hi again, why not?
(Tekrar merhaba, neden olmasın?)Hızla şirince bir şeyler yazmaya çalıştım, sonuçta şu Japonlar şirin şeyleri seviyordu.
"Oh thanx soooooooooooo much! What's up?"
(çok teşekkür ederim, naber)Diyerek yolladım, evet hala üç kuruşluk İngilizcemi kullanıyordum.
Ardından, birkaç dakika sonra aniden mesaj geldi, açtım. Adı Kanjili olan çocuk -çocuk mu desem adam mı bilemiyorum, profiline bakmamıştım ama erkek olduğunu anlayabiliyordum.- mesaj yollamıştı.聰 学 文: Well, I am very busy but fine, thank you. And... You?
(şey, biraz meşgulüm ama iyiyim, teşekkür ederim. Peki ya sen?)Güzel bir kafa ile google translate dede sayesinde cevap verdim,
Ben: Oh, I don't want bother to you.(ah seni rahatsız etmek istemem)
Telefonu kapattıktan birkaç dakika sonra tekrar mesaj geldi,
聰 学 文: No, really no problem. (hayır, gerçekten sorun yok.)
Cevap vermeye devam ettim,
Ben: So, thank you again! But can I ask for you a thing?
(tekrar teşekkür ederim. Ama sana bir şey sorabilir miyim?)Saniye geçmeden cevap geldi,
聰 学 文: Always, please ask it.
(daima, lütfen sor)Ben: I really want learning Japanese and Japanese traditions. And for this is, I added some Japanese's. Can u help me for?
(ben gerçekten Japonca ve Japon geleneklerini öğrenmek istiyorum. Bu yüzden biraz Japon ekledim. Bunun için yardım edebilir misin?)Mesaj görüldü olduktan sonra bir dakika kadar bekledi ve gülücük emojisi yolladı. O sinir bozucu emojiyi...
Sonra yazmaya başladı. Ardından mesaj geldi.聰 学 文: I am not Japanese.
(Japon değilim)Mesajı görmemle kafamı duvara vurmam bir oldu,
Ben: Whaaaaaaaaaaa?! Where are u from?!!!
(ne?! Nerelisin sen?!)聰 学 文: Sorry... I am Chinese.
(üzgünüm, ben Çinliyim.)Kendi tükürüğüm içinde boğulabilirdim sanırım. Böyle büyük bir hatayı nasıl yaptığımı bilmiyordum.
Ben: Sorrrryyy!!!!! I didn't know!
(özür dilerim, bilmiyordum)聰 学 文: Be calm, no problem. I know too Japanese. If you want it, I help you to for learn Japanese.
(Sakin ol, sorun yok. Ben Japonca da biliyorum. İstersen sana Japonca için yardım ederim.)Ben: Oh sorry sorry and thanx! I had really need!
(üzgünüm üzgünüm ve teşekkürler. Cidden ihtiyacım vardı.)聰 学 文: :) So, probably you a otaku.
(yani, büyük ihtimalle bir otakusun.)Ben: Yeap, I am a big otaku! And you?
(Evet, büyük bir otakuyum, ya sen?)聰 学 文: I'm not.
(değilim)Uğradığım hayal kırıklığı ile karşımdaki Çinliye kin besledim,
Ben: Fuck.
(bilmeyen kendine koysun pls)聰 学 文: Sorry not sorry. I don't like Japanese's.
(üzgünüm, değilim. Japonları sevmiyorum.)Ben: Why?
(neden?)聰 学 文: Because, they are egoist and sneaky.
(çünkü onlar egoist ve sinsiler)Göz devirip sakin olmaya çalıştım, ya siz Çinliler nesiniz aq.
Ben: But animes are beautiful!
(ama animeler güzel)聰 学 文: I am not otaku, but I watch anime sometimes.
(otaku değilim ama bazen anime.izlerim)Ben: Oh, dude! Finally!
(ahbap! Sonunda!)聰 学 文: Hmph, I did only Chinese anime's like.
(sadece Çin animeleri sevdim)Ben: Oh, you're a nationalist...
(nolamaz, sen milliyetçisin)聰 学 文: Yes, little bit.
(evet, biraz)Ben: Well, but how did u know I'm otaku?
(peki, otaku olduğumu nasıl bildin?)聰 学 文: Only Otakus want learn Japanese.
(sadece otakular Japonca öğrenmek.ister)Ben: T^T never mind
(boşver T^T)聰 学 文: OK.
(tamam)Ben: Oh, can you teach Japanese now, please?
(acaba şimdi Japonca öğretebilir misin?)聰 学 文 : Now? In messenger?
(şimdi mi? Messenger'da mı?)Ben: Yes, please?
(evet lütfen)聰 学 文 : Sorry, I can't do now. But 1 hour later, I can teach in WhatsApp.
(üzgünüm şimdi yapamam. Ama bir saat sonra whatsapp'dan öğretebilirim.)Ben: WhatsApp?..
聰 学 文 : If you don't use WhatsApp, messenger is OK.
(WhatsApp kullanmıyorsan messenger da olur)Ben: No I using
(hayır kullanıyorum)聰 学 文 : Well, It's my number; +8601465737
(peki, bu benim numaram)Ben: Oh I added now
(şimdi ekledim)聰 学 文: Thanks, see you.
(teşekkürler görüşürüz)Ben: See you again.
(tekrar görüşürüz)"1 dakika önce aktifti"
Yoshi'nin mesajına girdim, görüldü olmuştu. Derin bir nefes verdim ve yatağıma yayıldım. Nereye gidecekti acaba benim bu hevesim.
Az önce eklediğim Çinli'nin WhatsApp profiline baktım, yaşı 20'lerinde siyah kısa saçlı, siyah çekik gözleri ve bem beyaz teni olan bir adam-çocuktu. Adam diyordum çünkü takım elbise giymişti. Çocuk diyorum çünkü yüzü gençti, takım elbisesi renkliydi ve tatlı bir fular takmıştı boynuna. Çok fazla ayırt edemesem bile fotoğrafta yüzü sivriydi ve boyu kısa gözüküyordu. Kolunun arasına sıkıştırdığı bir kitap vardı ve gülümseyerek deniz manzarasının önünde duruyordu. Yanında ise 15 yaşlarında bir çocuk vardı, o da çekikti ve elinde Çin bayrağı taşıyordu.
Bu saçma fotoğrafı sorguladıktan sonra telefonu kapattım ve yorganı.üstüme çektim. Ardından şarjın az olduğunun bildirimi geldi. Üşendim ve sadece gözlerimi kapadım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asian Eyes
General FictionSessizce kollarının altında, ellerimi kasıklarının ve göbeğinin etrafında gezdiriyordum. Alevler içinde yanarken nefes vermekle inlemek arasında kalmıştım. Elimi erkekliğine indirirken cesaretle seçtiğim kelimeleri sözlere döktüm, "Asyalı gözlerin...