Burcu belki de ömründe ilk kez köyden, Gölbaşı' dan çıkıyordu. Heyecanı görülmeye değerdi. Daha hava alanının girişinde konuşmaları, jestleri, mimikleri, gösterdiği sıra dışı tepkileriyle herkesin sevgilisi olmuş, Hele hele uçağın pisti terk edip havalanmasıyla birlikte attığı çığlıklar herkesi kahkahalara boğmuştu. Akşamın geceye aktığı saatlerde GÜLSÜM-1' e doluşmuşlar, Kaptan Ayten Gülsüm-1'i dört dörtlük hazırlayarak onları karşılamıştı.
Sinem " Ayten Hanım Bozcaada Saklıbahçe koyuna kadar durmayalım. Günü orada karşılamak istiyorum. Asistanım Merve birazdan bize katılacak. Gelir gelmez hareket edelim. Fidan ve Esra'nın belgeleri var sıra ile size refakat edecekler" deyince Ayten Hanım hemen çıkış hazırlıklarına başlamıştı. Merve'nin de kısa bir süre sonra onlara katılımıyla Gülsüm-1 Marina'dan çıkıp tam yol rota yapmıştı, Burcu yine korku ve heyecan içinde verdiği tepkilerle herkesi güldürürken Sinem dört kamara'yı dağıtmaya başlamış, herkes kamarasına yerleşip beşikte sallanır gibi sallanmalarının verdiği rehavet ve yol yorgunluğu ile uykuya dalmıştı.
Sinem gözlerini açtığında motor sesi duymadı. Burcu'nun da uyanık olduğunu görünce " Günaydın tatlım yüzme biliyor musun?" diye sordu. " Hee. Biliyom. Köydeki gölette yüzmeyi öğrettiydi yengem" deyince " Hadi o zaman kalk da denizin nimetlerinden faydalanalım" dedi Sinem.
Yataktan çıkıp bikinileri giyince Burcu " Aboooo pek cıbıl olduk. Böyle dışarı mı çıkcaz utanırım ben" diye nidalanınca " Tatlım bizden başka kimse yoktur hadi meraklanma" dedi. Burcu'nun elinden tutup birlikte yukarı çıktılar. Salonda Oya ile günaydınlaşıp arka güverteye geçince Burcu " Anam anaaaaam. Deniz bu mu şimdi?" diyerek etrafına aptal aptal bakınırken Sinem Can simitlerinden birini denize atıp Burcu'yu kucakladığı gibi atladı.
Sudan çıktıklarında Burcu çığlık çığlığa " Öğğğğğğ tuzlu bu su ööööööğğğğğ. Anam gözlerim anaaaaaammm yandıııımmm" diye çırpınıp tepinerek bağırırken Sinem Kahkahadan kırılıyordu. Burcu Simitten tutunup tükürerek ağzındaki tuz tadından kurtulunca " Abooo su pek güzelmiş sankinem okşuyor" deyince Sinem ona su attı. Ortalığı birden ikisinin şen kahkaları kaplamıştı. Onlar oynaşırken güverteden Ceren ile Selma göründü. İkisi de aynı anda suya atladılar.
İlk Ceren ardından Selma çıktı. Selma " Aayyy çok soğukmuuuş " diye sitemlenince Sinem " Sabah sabah derine inersen öyle olur tabii. Seher nerde?" diye sordu. " Yukarıda Cesaret toplamaya çalışıyor. Pek yüzme bilmiyor galiba" dedi Selma.
Sinem Seher'e seslenince Seher Küpeşte den aşağı eğildi." Seher bak küpeştenin dibinde kırmızı can yeleği var onu giy, yanındaki iki Can simidini de aşağıya at korkma yelek ile simit batırmaz bak biz de ona tutunuyoruz zaten" diye bağırdı Sinem. " Tamam tamam. Onlar hiç aklıma gelmemişti. Şimdi geliyorum" dedi Seher.
Birkaç dakika sonra Seher suya atladı. Burcu, Selma ve Ceren açılırken Sinem Seher'in atladığı tarafa yöneldi. Seher Sudan çıkar çıkmaz can havliyle Can simidine tutunup Aynı simitten tutunan Sinem'in vücuduna da bacaklarını dolayıp yapışarak endişeyle " Batmayız değil mi Sinem?" diye sorunca Sinem azıcık kıkırdayıp " Seher senin kız yanıyor. Maşallah su bile soğutamamış" diye fısıldayınca Seher Sinem'in vücudundan aceleyle bacaklarını çözüp " Sapık ben can derdindeyim sen neyin derdindesin" dedi. Sinem bu kez onu arkasından sarılıp kucaklayarak can yeleğinin altından memelerini tutup mıncıklarken " Hadi o yanıyor ya bunlar niye diklendi" diye kıkırdayınca Seher hafif inlemeyle karışık " Biliyor musun Sinem onlara dokunma şerefine nail olan bir tek sensin" dedi utangaç bir tavırla ama bu kez memelerini Sinem'den sakınmamıştı. Yukarıdan Oya'nın " Hanımlaaaarrrr açık büfe kahvaltı hazır arkaya gelin" diye bağıran sesi gelince yavaş yavaş o tarafa yönelirken Seher Sinem'in soru işaretli bakışlarını görüp " Müsait olduğumuzda anlatırım. Onlarla fena halde başım dertte" dedi.
Bir haftalık yat turunu Dalaman'da noktaladıklarında herkesin keyfi yerindeydi. Hepsi sanki yeniden doğmuş gibiydi. Ayten Kaptan'ın yanına Fidan ve Esra'yı verip onları denizden İstanbul' a yollarken kendileri de Dalaman Hava alanından Ankara'ya uçmuşlardı. Dönüş hafta sonuna denk gelince iki gün dinlenmiş, bu dinlenme faslı sırasında Müsteşar Şahin GÜVENER 'in Twitter'den dikkatini çekip facebook'tan da arkadaşı olmuştu. Müsteşar' ın twitlerine yorum yapmaya, facebookta da paylaştıklarından beğendiklerine yorum yapmaya, beğenmediklerini eleştirmeye başladı. Sayfalara her girişinde sadece bir kez yorum yazıyordu. Yazdığı yorumu da Avrupa' dan seçtiği bir Ülkenin IP ' sini kullanarak yolluyordu. Müsteşar da E-Mailine kısa zamanda cevap yazıyor, yazdığı her cevabı da Sinem'in özeline ait bir iki soruyla bitiriyordu. Mailleşmelerinde samimiyetleri epeyce artmasına rağmen Sinem yine de çok temkinli davranıyor, müsteşarın sorularını zekice cevaplarla geçiştiriyor MİT uzmanlarının IP' sini yakalamalarını istemiyordu. Müsteşarın emri altındaki bilgisayar uzmanları bol bol fırçalayıp sinirden çatladığından emindi. Pazar akşamı da Müsteşarın E-maillerini yoklamış, kayda değer bir şey bulamamıştı. Twitter de yazdıklarından birine daha zekice bir yorum yazdıktan sonra müsteşarı hayal ederek uyuyup kaldı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIRA DIŞI YAŞAM ÖYKÜLERİ-2 ( KAYIP FORMÜL )
General FictionSina Amerika'da doğup büyüyen, Stajını NASA'da tamamlayan Bilgisayar donanım ve yazılım Mühendisiydi. Babası Cevdet SOLEY ise Türkiye' nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biriydi. Sinem eğitimini Avrupa'da tamamlayan moda tasarımcısıydı. Bab...