Bölüm 48 -Yeni savaş yöntemi

2.3K 267 34
                                    

                                       Kapağı hazırlayan: Foreverein  

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

                                       Kapağı hazırlayan: Foreverein  

Yaptığın kapak çalışması için teşekkür ederim. Uzun süredir Gölge için yeni bir kapak arıyordum.

Ve evet arkadaşlar herkesin hayalindeki Gölge'nin aksine. Gölge kapaktaki gibi tatlı görünen bir şey. Bu kitabın ironisi de burada. Çok tatlı görünse dahi yeteneği yüzünden ona bakanlar onu canavarmış gibi algılayabiliyor. :)

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Gölge pastasını bitirdikten sonra altınların üstüne yatıp düşünceli bir ifade takındı.

''Ruh dokunuşu seviyesine ulaşabilmek için vücudun büyüye uyumu ve yatkınlık %100 olmalı. Ben,m vücudumun büyüyle uyumu %90 larda hiçlik enerjisiyle yavaşta olsa sonunda vücudun büyüyle uyumunu %100 yaparım ama. Sorun ise o kadar zamanımın olmaması. 

Krallığın üst karakterleri arasında savaşın gidişatını tek başlarına değiştirebilecek kişiler. Ruh dokunuşuna ulaşmış kişiler. Kısacası savaşa gerçek bir etkimin olmasını istiyorsam Ruh dokunuşu seviyesine ulaşmalıyım.

Hızlıca güçlenmenin yolunun ölüm kalım savaşları olduğunu duymuştum. Yanı kendimi riske atarsam ve savaşırsam vücudun büyüyle uyumu daha hızlı artar. Suikastler anlık ve gücümü bir anda arttırıcak ölüme yakınlık hissini veremiyor. Hiçliği kullanırsam büyüyle bir olan kişiler karşımda duramaz. Ama o kozu prense saklıyorum. Ruhunu hiçlik kullanarak enerjiye dönüştüreceğim. 

Hiçlik güçlü olabilir ama yenilmez değil. Benim o yeteneğim olduğu bilinse de ne kadar güçlü olduğunu bilmiyorlar. Ama gidip kullanırsam bana karşı ışık elementi varlık kanunundan büyücüler hazırlayabilirler. Zıt güçler birbirini iptal edebilir bu pekte hoş olmaz. 

Yani onlara karşı bedensel gücümü mü kullanmalıyım. Vücudumun büyüyle uyumu tamamlanmadığından bu taktikte zor. Sonucunda büyüyle bir seviyesine ulaşmanın kestirme yolu Büyülü savaşçı yolundan gitmek. Düşmanlarımın çoğunun bedensel gücü benden fazla.

Başka bildiğim kanunlardan ölüm var ama sadece biraz biliyorum. Sonucunda asıl kanunum hiçlik. Ölümü pek araştırmadım. Hiçliği gizlice kullansam daha mı iyi olur acaba. Sadece bıçağıma odaklarsam bıçak savunmayı yok sayıp dokunduklarını yok eder. Ama sorun bunu benden daha hızlı rakiplere nasıl saplayacağım. Normalde büyücüler mücadele ederken önde onları koruyan büyülü savaşçılar olur. Sonucunda Büyücüler daha değerli. 

Benim en iyi bildiğim şey saklanmak savaşırken bir yandan saklanabilirmiyim acaba. Ah bir saniye karanlığın kavramlara hizmet etmeyen daha basit yetenekleri de var neden bu aklıma gelmedi ki. Belkide bana uygun bir dövüş stili olabilir.''

...

Güç şehrinin üstünde olduğu Dağda akşam saatleri.

Büyüyle bir seviyesinde bir kişinin yönettiği 6 kişilik bir grup dağda devriye geziyordu.Gölge'nin aranması hala devam ediyordu. Güç şehri ve çevre şehirler. Hatta aradaki tüm alanlar bu tarz devriyelerle doluydu.

Grup ilerlerken bir anda arkalarından bir düşme sesi geldi. En arkadaki üyeleri düşmüştü. 

Gruptaki tek büyüyle bir seviyesi savaşçı konuştu.

''Gidim şu aptala bir bakın ne olmuş.''

3 kişi hemen yanına gidip baktı. Büyüyle bir seviyesindeki adamın kaşları bir anda çatıldı. Çevresine baktığında yerde yatan başka bir kişi gördü. 

''Gölge geldi toplanın.'' Bir anda bağırdı.

Bağırdığı anda bir süredir durgun olan hava hareketlenmeye başladı. Çevre zaten karanlıktı. Yaprak hışırtıları ve hafif bir rüzgar başladı. Çevredeki ormandan gelen hayvanların çıkardığı sesler aynı anda kesilmişti. Çevrede garip yapay hava hakimdi. Çevredeki her ses endişelerini dahada arttırıyordu. 

O anda bir ses gruptan birisinin yanından çıktı.

''Doğru bildin. Bazen doğru tahmin etmek hiçte mutlu hissettirmiyor değil mi?''

Sesin kaynağı tatlı küçük bir çocuktu. Gölge normalde giydiği maskesini giymemişti. Sözleri bittikten kısa süre sonra yanındaki adam yere yapıştı. Gölge Büyüyle bir seviyesindeki rakibine bakıyordu. 

Adam konuşmaya başladı.

''Gizlice saldırsan belki bir şansın olurdu. Şimdi öleceğini biliyorsun değil mi?''

Gölge gülümsedi ve konuştu.

''Acaba?''

Grubun kalan iki üyesi de yere düştü. Gölge ve adam karşılıklı bakışıyorlardı. Adam yanındakilerin ölümünden hiç etkilenmemiş gibiydi. Bir kez yerdekilere baktıktan sonra Gölge'ye doğru döndü ve bir boyutsal alandan bir kılıç çıkardı.

Rüzgarın çıkardığı sesler haricinde hiçbir ses olmayan yolda iki kişi karşılıklı bakıştılar. Birisi tipsiz ve bol yaraya sahip iri kıyım bir tipken, diğeri 8-9 yaşlarında sarı saçlı, yeşil gözlü tatlı bir çocuktu. Yer cesetler ve kanla süslenmişti. Çocuğun gülüşü duruma hiçte uymuyordu

İkisinin arasından rüzgarla savrulan bir yaprak geçti. O anda iksi de inanılmaz hızlarla ileriye doğru atıldılar. Kılıç ve bıçak havada bir kez çarpıştı.

Çınn...

Gölge ve adam aynı anda geriye savruldular. Adam hemen dengesini sağlarken Gölge metrelerce geriye savruldu. Gölge bu saldırıda hiçlik enerjisini kullanmamıştı. Son fikrini denemek istiyordu. Gerçekten de hiçlik enerjisiyle rahatlıklar rakibinin kılıcını kesebilirdi. Ama ileride bunu yapamayacağı durumlara hazırlanmak istemişti.(Örneğin bir ışık büyücüsü tarafından güçlendirilmiş bir kılıç hiçlik yardımıyla kesilemez.)

Gölge gülümseyerek konuştu.

''Ah yani büyülü savaşçısın. Gerçi yapına bakıp bunu tahmin etmiştim. Öyleyse deneye başlayalım.'' 

Gölge'nin gülümsemesi öncekinden de tatlı bir hale geldi. Garip olansa bunun karşısındakine bir şeytanın gülümsemesi gibi görünüyor oluşuydu. 

İkisi bir kez daha kayboldu. Bu sefer bir çarpışma sesi çıkmadı. İkisi birbirlerinin içinden geçmişler gibi gözüktü. 

Adamın kılıç tutmayan sol kolu bir anda yere düştü. Adam şaşkın bir şekilde arkasına döndü. 

Gölge hala arkası dönük bir biçimde karşısında duruyordu. Sonrasında geri geri adama doğru koşmaya başladı. Adam ne yapacağını şaşırdı ve şekle doğru kılıcını savurdu. 

Çınnn.

Gölge'nin sırtından bir el çıktı ve kılıçla çarpıştı. Adam şaşkınlığı sebebiyle tüm gücünü kullanma fırsatı bulamamıştı ve Gölge geriye itilmedi. Gölgenin kafası bir anda 180 derece döndü. Yüzünda hala tatlı bir gülümseme vardı. 

Adamın gözleri bunu görünce sonuna kadar açıldı. O anda çenesinin altından bir acı hissetti. Bu hissettiği son şey oldu. Gölgenin sırtından bir el daha çıkmıştı. Elinde tuttuğu hançeri adamın çenesinin altına sapladı. Hançer rahatlıkla adamın beynine ulaştı. 

''Yani ilizyonlar böylede kullanılabiliyor. Ha ha ha korkutmanın ve şaşırtmanın bu akdar etkili olacağını tahmin etmemiştim.''

O anda arkası dönük gölge bir anda dağıldı. Onun kaybolduğu yerde Gölge duruyordu. İlizyonun aksine önü adama dönüktü. Norma ilizyon kullanıcılarının aksine kendisi ilizyona girip adama saldırmıştı. İlizyonun sırtından çıkan eller onun asıl elleriydi. Kafa döndürme ise sahte kafayı asıl kafasıyla aynı yöne döndürmekten ibaretti. Ufak bir ilizyon büyüle bir seviyesinde bir adamın anlık ölümüne sebep olmuştu.

Gölge (Suçluların Kabusu)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin