Kahretsin... "Hayır bebeğim bir itirazım yok" demek isterdim bu çekiciliğe ama annem... Marco sıradan biri değildi işte, kahretsin! Annemin sevgilisiydi...
Bacaklarımı Marco'nun belinden kurtarıp mutfak tezgahında geriye doğru kayıp ondan uzaklaştım.
"Marco... Sen annemin sevgilisisin."
Bunu der demez Marco sanki ona hakaret etmişim gibi başını eğdi ve üzgün bir "haklısın ne halt etmeye çalışıyorum ben zaten ya" bakışı attı. Geri çekildi ve mutfaktan çıktı. Nefesimi boşaltana kadar tuttuğumun farkında bile değildim. Hemen tezgahtan inip mutfaktan çıktım.
***
Sonunda lanet olası okul bitmişti, evin yolunu tutmuştum. Kaldırımda yürürken arkamdan bir arabanın yaklaştığını sezdim. Siyah bir Mercedes... Marco.
"Seni eve bırakmamı ister misin, Kat?" diye seslendi şöför koltuğundan. Ah tanrım. "Böyle iyi..." diyebildim ve ondan tarafa bakmadan yürümeye devam ettim. Israrcı tavrını takınmaya devam ediyordu tabi... Ah tanrım bir susmaz mısın sen? Marco daha fazla yolda beni rezil etmesin diye hemen arabaya atladım. Pislik. Evet pislik. Tam bir pislik sırıtışı yayıldı suratına. Ve cezbedici. Kesinlikle cezbedici bir sırıtış...
Eve geldiğimizde Marco'yla beraber girdik içeri. Annem de Marco'yu bekliyordu ki geldiği an boynuna atladı. Marco da kollarını annemin beline sıkıca doladı ve dudağına bir öpücük kondurdu. Ah tanrım... İkisi de feci derecede sinir bozucu. Bir umut dikkatlerini çekmek istercesine odama giderken ayaklarımı yere vurdum ama... Kimsenin umrunda değil. O an gözlerimin dolduğunu hissettim, görüşüm bulanıklaştı. Hayır ya. İstemiyorum! Ağlamayacağım. Tanrım neden ağlıyorum? Artık ağlamama sessiz hıçkırıklar da eşlik ediyordu. Boğulurcasına... Kalbimin ezildiğini, parçalandığını hissettim... Bana neler oluyordu böyle? Yatağımın yanında yere çöktüm ve dizlerimi kendime doğru çekip başımı ellerimin arasına aldım. Katherine... Sana neler oluyor? Ne halt etmeye ağlıyorsun küçük çocuklar gibi?
Kendime gelme gayesiyle ayaklandım ve lavaboya gidip yüzümü yıkamak için kapıyı açtım.
Marco.
"Katherine..." eli çenemdeydi. "Defol git şurdan," dedim sessizce. "Katherine... Sana ne oldu? Yoksa... Ağladın mı?" bunu söylerken yumuşak ve sıcak, bana tanıdık gelen parmaklarını yüzümde gezdiriyor, göz yaşlarımı siliyordu. "Marco. Çekil önümden!" diye bağırdım sonunda. Ah... Annem. Umarım bunu duymamıştır. Hemen Marco'nun yanında sıyrılıp lavaboya gidiyordum ki, Marco beni kolumdan tuttu ve koridorun duvarına yasladı. Hızlıca yaklaştı kendini bana bastırdı. Gözlerine bakmıyordum. Çünkü biliyorum ki eğer bakarsam ona karşı koyamam. Tam da bu anda Marco çenemi tutarak yüzümü ona çevirdi. O kadar yakındık ki parlak mavi gözleri beni esir alıyordu.
"Neden böyle yapıyorsun Kat? Neden ağladın? Söyle bana."
"Marco..."
Birden dudaklarıma yapıştı. Geri çekilmeyi denedim ama bunu o kadar iyi yapıyordu ki kendimi ondan alıkoyamıyordum. Ben de ona karşılık verdim. Bacaklarımı araladım ve o da beni belimden tutup kaldırdı. Ben de bacaklarımı beline sardım ve duvardan ayrıldık. Tek dayanağım Marco'ydu. Şimdi ben ağırlığımla onu duvara yaslamıştım. Ellerim boynunda geziniyor, kaslarını hissediyordum. Beni öpüşünü ta oramda hissediyordum. Marco ben hala kucağındayken ileri atılarak benim odama girdi, kapıyı kilitledi ve beni üstünden atmadan yatağa itti. Böylelikle o da üstüme düştü. Erkekliğini hissediyordum ve tek hatırladığım Marco'nun cebinden çıkardığı folyonun yırtılma sesiydi... Her şey bir anda olmuştu. İkimiz de nefes nefese kalmıştık. Alınlarımızı birbirine dayamış soluklanmaya çalışıyorduk. Marco konuştu. Sesi kısık ve hırıltılıydı.
"Seni seviyorum."
"Seni seviyorum," bunu dediğimde gerçekten rahatladığımı hissettim. Demek beni boğan his buymuş. Ben Marco'ya feci şekilde tutulmuştum.
Ve tam o anda odamın kapısı çaldı.
Oyları ve yorumları bekliyorum, sizleri seviyorum :') Öptüm!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
CENNETİN YOLU
RomanceArabanın sürücü kapısından özel tasarım olduğu her halinden belli siyah takım elbiseli, saçları dalgalı şık bir adam çıktı. Arabanın etrafından dolaşırken gözlerimiz birbirini buldu. Gözlerinin maviliği hem çok derindi, hem de geceyi aydınlatacak ka...