Birkaç saniye yüzüne nefretle bakarken o, halâ tavanı izliyordu. Sinirlendim...
"Demek farkındasın ha!" dedim bağırarak. O sinirle ayağa kalktım.
"Otur!" dedi bağırarak.
Çok korkmuştum. Yatağa oturdum, hem nefretle hem de sessizce ona bakıyordum."Annem de aynı muameleyi görmüş. Ve işte karşında, nefretle baktığın adam oluşmuş işte. Dünyaya, bir oyun yada zevk sonucu geldim ben. Bu yüzden hayata karşı oyun oynuyorum. Hayattan zevk almaya çalışıyorum. Anlıyor musun?"
"Sen hayatla değil, bizimle oynuyorsun."
"Sus..."
"Kendin söylüyorsun işte; sen de böyle aptalca bir zevk yüzünden doğmuşsun. Ya senin yüzünden başka bir çocuk doğarsa?"
"Sana sus demeddim mi? Lafımı ikiletirsen ne olacağını biliyorsun!"
"Zaten yapacağını yaptın, bir daha yapsan ne değişecek ki?"
"Haklısın bir daha..."
"Aklından bile geçirme!"
Bu sözlerimin ardından büyük bir kahkaha attı.
RÜTBELİNİN GÖZÜNDEN
Ben kahkaha attıktan sonra, o da bana ifadesizce baktı ve kafasını çevirdi. Sonra yataktan kalkıp karşımda duran duvara doğru gitti. Arkasını döndü ve duvara yaslanarak çömelmeye başladı. Orada oturarak sessizce ağlamaya başladı. Arada bir hıçkırıkları duyuluyordu. Bu sefer itiraz etmedim gelip otursun diye. Onunla işim bitmişti.
Ama neden ona bunları anlattığımı bilmiyordum. Ona kendimi yakın hissetmiştim. Tuhaf hissediyordum kendimi...
Daha önce böyle olmamıştım...
Sanırım yanımda ağladığı için böyle hissediyordum...
Adını da sormamıştım...
Ağlamalarına dayanamayarak ayağa kalktım."Kes zırlamayı!"
Bana yeşil gözleriyle sulu sulu baktı. Bakışlarımı ondan kaçırmak istedim. Arkama döndüm.
"Bu kadar kötü olmayı nasıl başarıyorsun?
"Bu benim işim!" dedim.
"Ailemi öldürttün, bana neler yaptın, bağırdın, çağırdın, dövdün ve ... Sen buna iş mi diyorsun?" dedi ağlayarak.
Bir an düşünmek istedim ama kendimi yenik düşürmek istemediğim için hemen cevap verdim.
"Söyleyeceğimi söyledim! Ve ağlamayı kesmeni de söylemiştim!" dedim.
Hızlıca üzerime doğru geldi.
"Bu yaptıklarına çok pişman olacaksın!" dedi.
Bu söylediğinin üzerine tek kaşımı kaldırdım. Kapıya doğru koşup kapıyı açmaya çalışıyordu. Kapıyı kilitlediğimi hatırlamıyor muydu? Hemen yanına gittim. Kolunu tutup, elini tokmaktan çektim. Ve onu yatağa sürükledim. Gelmek istemiyordu ama biliyordu ki buna karşı koyamayacaktı. Yatağa oturttum. Kalkmaya çalıştı fakat onu iterek oturttum. Komidinin üzerindeki peçeteyi alıp ona uzattım. Birkaç saniye bana baktıktan sonra "Al!" diye bağırdım. Bir an sıçradıktan sonra peçeteyi alıp gözyaşlarını sildi.
ASIL KAHRAMANIMIZ DAMLA'DAN
Gözyaşlarımı sildikten sonra yanıma, yatağa uzandı. Onu anlayamıyordum, bir bağırıyor, bir yumuşuyor...
Gözlerini tavana dikerken;"Adın ne?"
"..."
"Adın ne?"
"D-Damla."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
RÜTBELİNİN ESİRİ (BİTTİ)
RomanceSavaşta esir alınmak... Esir alındığı kişinin kalbine de esir düşmek... Aslında her şey aşkın gücüne bağlıydı... Bu güç, onları yaşadıkları harabeden kurtarıp mutlu bir sona sürükleyecekti...