"Seni seviyorum!" diye bağırmıştı rütbeli.
İnanamıyordum... Anlamamışçasına;
"Ne?! Anlamadım." dedim."Off! Sen her zaman böyle saf olmalımısın? Seni seviyorum işte!"
"Ama..."
"Evet biliyorum, canını çok yaktım. Çok pişmanım... Lütfen beni affet!" dedi.
"Abla, abla! Uyan artık!" dedi Zerrin.
Gözlerimi açtım... Bunların hepsi rüya mıydı? Bir an gerçek olduğunu sandım. Keşke...
Saçmalama Damla, kendine gel..."Zerrin, kalkmama yardım eder misin?"
Hiçbir şey söylemeden kalkmama yardım etti. Benimle lavaboya kadar geldi.
Buraya geldiğimizden beri Zerrin'le daha iyi anlaşıyorduk, benim en yakın arkadaşım olmuştu. Üzgün haline dayanamadım."Ne oldu? Yüzünden düşen bin parça?"
"Burada ki herkes aynı muameleyi görüyor, ve sen uyurken, o muamele tekrar başıma geldi. Dayanamıyorum artık! Yeter ya yeter! Biz bunları yaşayacak kadar ne yaptık?"
"Hiçbir şey..."
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra Zerrin ile beraber oturup, sohbet etmeye başladık. Ona dün neler yaşadığımı anlattım. Ağlayarak...
Birden kapı açıldı ve bir adam bizleri süzmeye başladı, sanırım altına yatacak kurbanı arıyordu...
Gözlerini bana dikti. Yanına da başka bir arkadaşı geldi, o da bizi süzmeye başladı. Ama o gözünü bana çevirmedi bile. Sonra arkadaşının bana baktığını gördü. Arkadaşı tam beni çağıracaktı ki diğeri kulağına eğilerek bir şey söyledi."Off anasını si..."
Adam bana bakarak,
"Seni bir güzel si... Ama o aptal var ya o aptal, ne yapacağını çok iyi biliyor!"
"Her neyse onu bırakta başka birini seç. Ben seni seçiyorum." dedi diğeri, Zerrin'i göstererek. Sanki kendine hediyelik eşya seçiyordu...
Zerrin, kömür gibi gözlere, fit bir vücuda, uzun saçlara ve dolgun dudaklara sahip bir kızdı. Ama onun bu kadar acıya dayanabileceğini sanmıyordum.
Bana çaresiz gözlerle bakarak gitti. Yapabileceği bir şey yoktu.
Benden gözlerini alamayan adam da Nur'u aldı. Aslında böyle işlerin gece yapıldığını sanıyordum.Anlamıyordum! Hem bana bu acıları yaşatıyor, hemde bana bu mutluluğu veriyordu. Ne yapmaya çalışıyor? Anlayamıyordum... Belki de o yapmamıştır. Sonuçta bahsettiğimiz kişi rütbeli. Rütbeli ki o acımasız, merhametsiz, duygusuz, kadınları sadece seks nesnesi olarak gören... Bana bu mutluluğu verebileceğini düşünmüyordum... Bunun arkasında başka bir şey vardı... Eminim...
"Hey! Şu kapıyı açın!" diye bağırdım kapıya vurarak.
"Ne oldu güzelim?"
"Rütbeliyle, aa pardon Emrah Komutan'la görüşmek istiyorum."
"Tabii ki, bekleyin hemen çağırıyorum."
"Bekliyorum."
"He oldu, gideyim de çağırayım. Seni koruma altına aldı diye onunla her istediğin zaman görüşemezsin!"
"Lütfen çağır onu!"
Bağırışlarıma kapının küçük bölmesini kapatarak cevap verdi. Bu kapı, hapis kapılarına benziyordu. Zaten öyle değil miydi? Hapiste değil miydik?
Bekledim... Bekledim... Bekledim... Ve tabii ki düşündüm...
Rütbelinin gelmesini bekledim, onun neden böyle yaptığını düşündüm...Ohaa, olabilir miydi? Hayır, hayır olmasın böyle bir şey... Ya da olsun mu?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
RÜTBELİNİN ESİRİ (BİTTİ)
RomanceSavaşta esir alınmak... Esir alındığı kişinin kalbine de esir düşmek... Aslında her şey aşkın gücüne bağlıydı... Bu güç, onları yaşadıkları harabeden kurtarıp mutlu bir sona sürükleyecekti...