Müdire, Rüya'ya dik dik bakmaya başladı.
''Hangi çocukların. Daha Gölgeyle mercimeği fırına vermediğinize emindim.''
''Gölgeyle konuşuyorum. Kafamı karıştırdığı için ağzımdan kaçırdım. Her neyse eşyalarımızı toplamalıymışız. Yakında gidiyoruz.''
''Bunu nasıl yapacağız. Biliyorsun buraya Kraliyet tarafındaki askerler ve ruh dokunuşu seviyesinde birisi gönderildi. Gölge kendisi kaçabilecek olsa bile bizi o kadar kolay çıkaramaz.''
Rüya yukarıya bakıp bir süre düşündü.
''Benimde aklıma bir yol gelmiyor. Ama dediğine göre eşyalarımızı almalı ve her şeye hazır olmalıymışız.''
İksi eşyalarını aldılar ve salonda beklemeye başladılar. Her zamanki gibi evde bir hizmetçi yoktu. Yapacakları bir şey olmadığı için boş boş sohbet ettiler. Bir süre salonun büyük camları yardımıyla güneşin batışını izlediler.
''Nedense güneşin batışını izlemeyi hep sevdim. Neden bilmiyorum ama bana çok hüzünlü geliyor.''Gölge
Müdire ve Rüya bir anda yerlerinde sıçradılar. Gölge, Rüya'nın yanındaki koltukta oturuyordu.
Müdire kendi Gölge ile tanıştığından beri kendi yeteneklerinden şüphe eder olmuştu. En sonunda kendisine engel olamadı ve sorusunu sordu.
''Ne zamandır buradasın?''
''Güneş batmaya başladığında zaten gelmiştim. Ama Güneşin batışını izlerken dalmışım.''
Gölge bir süre daha batmış olan güneşin yönüne baktı. Sonrasında Rüya'nın bacağına kafasını koydu ve koltuğa boydan boya uzandı.
''Buraya gelmek ve içeri sızmak düşündüğümden zor oldu. Eşyalarınızı hazırladınız mı?''
''Evet her şeyi hazırladık ama buradan nasıl çıkacağız?'' Rüya
Gölge esnedi ve gözlerini kapayarak konuşmaya başladı.
''Basitçe sizi kaçırmak biraz sıkıcı olurdu. Doğrusu burası son zamanlarda sinirimi bozuyor. Sonunda tek gelmekle uğraşırsam gerçekten zor olacağını düşündüm. O anlarda hala aklımdaki sizi bir şekilde buradan çıkarmaktı. Sonra dedim ki neden biz kaçıyoruz. Onlar kaçsın daha iyi değil mi?''
Müdirenin gözleri bir anda açıldı.
''Biliyorsun değil mi? Bu savaşın ciddileşeceği anlamına geliyor. Şu ana kadar sadece vur kaç saldırıları veya zayıflatma saldırıları oldu. Kimse geniş çaplı bir işgal yapmadı.''
Gölge omuz silkti ve konuşmaya başladı.
''Savaş eninde sonunda olacak. Burasının işgaline gelince bu zaten savaş kararlaştırıldığından beri planlanıyor. Buradaki ruh dokunuşu seviyesindeki kişinin burada ne aradığını düşünüyorsun. Kraliyet bile burayı hedef alacağımızı biliyordu.''
''Öyleyse size karşı hazırlıklı olduklarını da biliyorsundur. Burayı ele geçirmek o kadar kolay olmaz. Eski savunma oluşumlarının üstüne kat kat oluşum diktiler. Ayrıca tüm öğrenciler tahliye edildi ve yurtlar askerlerle dolduruldu.''
Gölge Bir anda kötü kötü sırıtmaya başladı.
''Dediğin doğru Hisara karşı hazırlandılar. Ama bana karşı hazırlanmadılar. Sanırım bu kadar mola yeter.''
Gölge koltukta oturur pozisyona geçti.
''Dur bir dakika eğer burayı ele geçirecekseniz neden eşyalarımızı toplamamızı söyledin?''
''Burayı alsak bile savaş bitene kadar hisar şehrine çekilmeliyiz. Burası bir tür savaş merkezi olacak. Yaşamaya uygun bir yer olmayacak.''
Sonrasında Gölge elinden bir kristal çıkardı ve içini enerjiyle doldurdu. Yeterince enerji dolunca kristal toz haline geldi ve gölgenin elinden yere aktı. Sonrasında Gölge enerjisiyle odanın tüm duvarlarını sağlamlaştırdı. Gölge kulaklarını kapayıp konuşmaya başladı.
''Bence sizde kulaklarınızı kapatmalısınız.''
Rüya onu duyduğunda hızlıca kulaklarını kapadı. Müdire ise kulaklarını kapamak yerine ne olacağını anladığı için gözleri sonuna kadar açılıp bağırdı.
''Hayııırrrr.''
Booooooooooommmm...
Booooooooommmm...
Booooommmmm...
Arka arkaya birçok patlama tüm okulu yerle bir etmeye başladı. Yurtlardan okul binalarına her yerde patlamalar oldu. Sağlam olan tek bina içlerinde oldukları binaydı.
Müdire cama koştu ve okulunun kalıntılarına bakarak ağlamaya başladı.
''Hayır okulum. Onu yapmak yıllarımı almıştı. Gitti hepsi gitti.''
Müdirenin sesi bir yerden sonra daha kısık hale gelse bile söylediği şeyler pekte hoş şeyler değildi. Rüya, Gölge'ye dönüp konuştu.
''Bu kadarına gerçekten de gerek var mıydı? Biliyorsun işgal etseniz bile binalar kullanılabilirdi.''
''Tamam kabul etmeliyim. Bu okulda çok canım yandığı için azıcık abartmış olabilirim. Ama en azından coğrafi olarak hala aynı. Binalar sonradan yine inşa edilebilir.''
Güm güm...
Bommm...
Beyaz kanatta iç bölümde müdirenin ve ailesinin yaşadığı bir dağ vardı. Artık yok...
Patlamaların sebep olduğun titreşimler öyle kuvvetliydi ki dağ titreşim sebebiyle dev bir toprak hareketiyle yüksekliğini kaybederek yayıldı. Ek olarak gölün kenarında olan patlamalar sebebiyle eskiden birçok binanın bulunduğu yer gölün bir parçası haline gelmesine sebep olan çukurlarla dolmuştu. Kısacası alanın coğrafyası değişti.
Dağın çöküşü elbetteki Müdire ve Gölge'yi etkileyemedi. Gölge, Rüya'yı kucağına aldığı gibi camı kırıp uçmaya başlamıştı. Müdire son çöküşle birlikte şoktan kurtulup Gölge'yi takip etti ve havalandı.
''Bunu nasıl yaparsın?''
''Basit ailemden yardım aldım. Annem küreleri yaptı. Büyükbabam ise Ateş elementi: Patlama ile küreleri doldurdu. Bende tüm okulda gizlice gezip küreleri sakladım. Sonra bomm.''
Elbette Müdire'nin sorduğu bu değildi ama daha fazla devam edemeden önce bir ses daha fazla konuşmasını engelledi. Elbette ses patlamalardan kurtulabilmiş olan ruh dokunuşu seviyesindeki yaşlıya aitti.
''Lanet çocuk hala yaşadığın doğruymuş yani. Buraya gelerek ne kadar büyük aptallık yaptığını sana göstereceğim. Sana yapacağım işkencenin ardından gerçekten ölmüş olmayı dileyeceksi...''
Boommm...
Yandan gelen sarı bir küre bir anda konuşan adama çarptı. Orta yaşlarında gibi duran bir adam kürenin geldiği yönden hızla yaklaşıyordu. Yaşlı adam geleni görünce hayatını riske atmak yerine kaçmaya karar verdi. Sonucunda tüm birlikleri zaten ölmüştü. Ayrıca patlama ve saldırıyla zaten yaralanmıştı. Savaşırsa hayatının riske girebileceğini anladığı anda kaçmaya karar verdi.
Hızlı Ona saldıran adamın geldiği yönün tersine doğru uçmaya başladı. Fazla ilerleyemeden karşısına beyaz bir bariyer çıktı. Hızlı şekil uçan yaşlı adam duramadı ve bariyere çarptı. Bariyer kırılsa bile yaşlının dengesini bozmak için yeterli oldu. Tam o anda ikinci sarı küre adama çarptı.
Booommmm...
Bu seferki küre tam başında isabet etti. Yaşlı adam anında öldü. Ruh dokunuşu seviyesinde bir kişi bu hızla öldürüldü. Aslında yaşlı adam burayı savunması için görevlendirilmişti. Toprak elementi savunma konusunda daha iyi olası sebebiyle görevi o almıştı. Normalde toprak elementi bu kadar kolay öldürülemez. Ama yaşlı adam Gölge'yi görünce kızdı ve düşünmeden onun olduğu yere doğru uçmaya başladı. Toprak elementi olarak güçlü bir savunma oluşturabilmek için yerle temas edip enerji alması gerekirken düşmanını küçük görüp uçması bir daha yere inemeden ölmesine sebep oldu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölge (Suçluların Kabusu)
Fantasy(Hikaye yarım kalmış hikayelerimden birisidir. Okuyacaksanız lütfen bunu göz önünde bulundurun. İyi okumalar.) Hisar şehrinde tüm ülke tarafından tanınan birisi yaşar. Annelerin çocuklarına yatmadan önce anlattığı korku hikayelerinin baş karakteri...