22. BÖLÜM

632 18 0
                                    

...
"Kızım seni çok özledim. Biz, hepimiz seni çok özledik."

"Annem. Bende sizi çok özledim. Her gece hayalinizle uyuyorum. Beni de yanınıza alın."

"Olmaz, seni yanımıza alamayız. Daha çok var. Hem baban sana çok kızgın, Ozan'da öyle."

"Neden?"

"O adam yüzünden. Onların katiliyle birlikte mi olacaksın?"

"Ama anne..."

...

"Abla! Hadi uyan artık."

"Hı?"

"Sayıklıyordun, beni de alın diye."

"Annem..."

"Annem mi?"

"Annem rüyamda babam ile Ozan'ın bana kızgın olduklarını söyledi. Neden diye sorduğumda ise o adam yüzünden, onların katiliyle birlikte mi olacaksın, diye sordu."

"Hangi adam?"

"Kızım anlasana işte rütbeliden bahsediyor."

"Abla, takma kafana sadece bir rüyaydı."

"Bilmem. Umarım gerçektende bana kızgın değillerdir."

"Boşver. Hadi kalk git, elini yüzünü yıka."

Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkarken, bir yandan da düşünüyordum:

Ya annem haklıysa?
Ya gerçekten babam ile Ozan bana kızgınsa?
Aslında kızgın olsalar bile haklılar. Ben nasıl ailemin katili olan adamla birlikte olurum? O adamın ellerine baktığımda nasıl olurda ailemin kanını göremem? O bir katil. Tüm insanlığın katili, sadece ailemin değil. O, beni ailemden kopardı. Ben daha annemin dizlerinde yatacakken o, annemi kanlar içerisinde görmeme sebep oldu. Daha evlendiğim zaman babama sarılıp ağlayacaktım, ama babamıda onun yüzünden kaybettim. Annemle kına gecemde ağlayacaktık...
Hayır yapamam. Her ne kadar onu seviyor olsamda, onunla birlikte olamam. Kollarımın arasından kayıp giden kuzenimin ölümünden ta kendisi sorumluydu. Ve nasıl oluyorda, bana bunları yaşatmışken 'seni seviyorum' diyebiliyordu?

Saçma, çok saçma! O adam beni seviyor olamaz! Pişman olması gerekiyordu, özür dilemesi gerekiyordu...

Yine bir asker kurusu yüzünden düşüncelerim bölünmüştü.

"Damla?"

"Geliyorum." artık alışmıştım. Beni kimin çağırdığını bildiğim için...

Asker, odanın kapısını kilitlediği zaman, önüme dönüp koridora baktığım anda donup kalmıştım. Bir askere, birde koridora bakıyordum. Şaşkınlıktan küçük dilimi yutmuş gibiydim. Asker şaşkınlığımı anlamış olacak ki:

"Ağzını kapat ve yürü. Burada sizin aşk hayatınızla uğraşıyoruz zaten, hem de uğraşmamız gereken başka şeyler varken."

Ben o an askerin söylediklerini dinlemiyor, güllerle süslenmiş koridorda şaşkınlıkla yürüyordum. Evet, basbayağı bu esir mekanı, aşk mekanına dönmüştü. Asker yanımdan ayrılacağı sırada:

 RÜTBELİNİN ESİRİ (BİTTİ)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin