İnsanların hayatları bir anda değişebilirmiş. Bazen iyi, bazen kötü yönde. Hayatları iyi yönde değişen insanların bazıları Tanrıya şükredermiş. Bazıları ise o hayatı kendilerine bahşeden tanrıyı unutup o hayatın tadını çıkarırmış. Peki kötü yönde değişen hayatlar... Farklı mıydı acaba iyi yönde değişenlerden. Bazı insanlar bununla başa çıkabilmek için adını kader koyarmış. Bazı insanlar ise başa çıkamayarak isyan ederlermiş. Tanrıya olan inançları kalmazmış. Peki ben bu hikayenin neresindeydim. Şimdi pencerenin önünde oturup düşünüyordum. Elinde okuduğum İncir Kuşları adlı kitabımı yanıma koydum. Ağlamaktan ağırlaşmış büyük ihtimalle şişmiş olan gözlerimi bir peceteyle silerek ayağı kalkıp aslında herzaman güzel sözler yazdığım ama şu son bir aydır elimden düşüremediğim ajandamı alıp yine pencere kenarındaki yerimi aldım. Yanlış anlamayın kitaptaki yoğun duygusallığa dayanamayıp ağlamıştım. Yoksa mahvolan hayatım için sızlanmayı bir hafta önce bırakmıştım. Zaten hayata olan inancım kalmamıştı. Hayatım hiçbir zaman mükemmel olmamıştı. Babamın ölüşü annemin gidişi çoğu insanın benim için acıma sebebi olmuştu. Çok acılar çeksemde dile getirmezdim bunları. Hem dile getirseydim de kime getirebilirdim ki. Genelde çocuklar dizi acısa gidip annelerine söyler ondan yardım dilerlerdi.
" Öp de geçsin. "
Belki bu söz büyüklere saçma çocukça birşey olarak gelir. Ama herkesin küçüklüğünde o söz ciddi anlamda şifa verirdi. Ölünce geçerdi. Sarılınca geçerdi. Ama benim kalbim acıdığında bana sarılıcak beni öpücek kimsem yoktu. Beni dinleyecek bir annem yanımda yoktu.Hayatım boyunca hep acı çekmiştim.
Bir türlü yakam hastalıktan kurtulmamıştı. Sadece bana mı özeldi bu acımasız kader. On dört yaşındayken ilik kanseriydim. Altı sene boyunca bu hastalığı acılı dönemlerden geçerek atlatmıştım.
Beş yıl sadece rahat nefes alabilmişken şimdi bu hastalık nereden çıkmıştı ki? Tanrıya lanet okumak istiyordum. Aklıma yine Emre'nin sözleri geliyordu. Bana annesini o halde görünce ettiği hakaretler taa içimi acıtmıştı. Kadın alt tarafı bayılmıştı. Ne vardı ki boşanacak kadar ileri gideceğimiz. Sorun zaten bu değildi. Benim hastalığımdı bunca bahaneler. Bir ay boyunca bana dönecek diye her telefonda heycanlanıp her defasında büyük bir hayal kırıklığıyla yıkılıyordum. Beni almaya gelecek diye her çalan kapıya koşarak bakıyordum. Ama her defasında yıkım bir öncekinden daha fazla oluyordu. Bir hafta önceyse yine koşarak açtığım kapıda mahkemeden gelen mektubu açtığımda gördüğüm boşanma davasından sonra artık ağlayıp didinmeyi kesmiştim. Ne olması gerekiyordu ki. Kim hasta bir kadına ölene kadar bakmaya mecbur kalmak isterdi ki. Bir kez daha kader beni hep tersinden vurmuştu. Artık tanrıya lanet bile okumuyordum. Tanrıya inancım kalmış mıydı onu bile bilmiyorum. Kalemimi elime aldım ve defterime şu cümleleri karaladım."Tanrı gerçekten var mıydı? Eğer varsa neden adil davranmıyordu?"
**********
Ehem. Arkadaşlar yeni bölüm geldi. Biliyorum geç geldi. Belki diğer bölüm daha geç gelecek. Ama sınavlardan vakit bulamıyorum. Neyse umarım beğenmişsinizdir.
Ha bu arada yanlış anlamayın. Ateist değilim. Ama bunu hayatı boyunca mutlu olamayan bir genç kızın gözünden bakarak yazdığım için biraz inançsız biri gibi devam edecek hikayem. Ama bu uzun sürmez. Baş karakterimi dinsiz biri tabiki yapmıyıcam. Ama hikayenin gelişine göre zaten herşey yerli yerine oturacak. Beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayalım. Ha bir de bugün sınav sonuçları açıklandı. Umarım herkes hakettiği puanı almıştır. Alamamış da kasmayın. Önemli olan LYS 😉

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ölsem De Sever Misin..?
RomantikTerkedilmiş bir şehrin en kuytu köşesinde gibiydim. Kimsesiz ve yapayalnız. Oldum olası yalnızlığı severdim. Ama kendi yalnızlığımdan bile çok sevdiğim birisi vardı. O ise yarınımızın garantili olmadığı bir dünyada aptal bir hastalık yüzünden beni t...