9. BÖLÜM

159 11 2
                                    

   Günün ilk ışıklarıyla gözlerimi kırpıştırarak uyandım. Yanımda sanki bana hediye olarak gönderilmiş bir adam yatıyordu. Biraz sonra Marco da uyandı ve beni öptü. Onu ilk defa böyle görüyordum. Dağınık saçları falan... Onunla aynı yatakta uyanıp sabah onun bu sevimli, bir o kadar da çekici halini sadece sen göreceksin deseler bundan birkaç hafta önce; yüzlerine gülerdim. Ama şimdi... Marco'yla aynı yataktaydım. Soluğunu tenimin her bir dokusunda hissediyordum.

   "Günaydın, Prenses."

   "Günaydın sevgilim."

   Lanet olası okul yüzünden üstümüzü giymek üzere yataktan kalktık. Üstümde sadece iç çamaşırlarım vardı. Marco'dan utandığımı söyleyemem ama ben giyinirken yatakta oturup beni izlemesi düşüncesi...

   Marco'dan arkasını dönmesini isteyip hemen hızlıca üstüme dar bir jean ve bol bir kareli gömlek geçirdim. Tam düğmelerimi ilikleyecektim ki... arkamdan iki el beni belimden tuttu ve kendine çevirdi. Marco'nun elektriği tüm tüylerimi diken diken ediyordu ama bana her ne yapıyorsa buna devam etmesini istiyordum. O usulca düğmelerimi iliklerken tenime değen eli beni feci tahrik ediyordu.

   "Bunu bilerek yapıyorsun."

   "Neyi Prenses?"

  

   Ellerini yakalayıp avucuma aldım.

   "Bunu!"

   "Şey hayır ama eğer tahrik oluyorsan bir çaresine bakabiliriz..."

   Marco, bunu demesiyle beraber beni kendine bastırdı ve yüzüme fısıldadı.

   "Okula gitmek zorunda değilsin."

   "Evet zorundayım, ve sen de zorundasın Marco."

  

   Marco tıpkı bir çocuk gibi mızmızlanıyordu ve bu hali çok sevimliydi.

   "Aslında bugün boş günüm sevgilim. Dersim yok," parmaklarını boynumda gezdiriyordu.

   "Hadi ama Kat..."

   Sonunda dayanamadım.

   "Ah... Peki. Ama önce annemi kontrol etmeliyim."

   Odanın kilidini yavaşça açtım ve evi yokladım. Annem evde yoktu. İşte. Bu. HARİKA!

   Odaya döndüğümde Marco kaybolmuştu. Az sonra banyodan su sesi geldi. Ah hayır...

   Evet tam da düşündüğüm gibi arkadaşlar. Marcomuz duş alıyor.

   "Orda olduğunu biliyorum Kat! Gel hadi."

   YUH. Bir an "bu ne samimiyet lan?" diyecek oldum ki mantığım beni durdurdu. Saçmalama Kat. Bu adam senin sevgilin. Sevgilin. Sevgilin...

   Anlık bir cesaretle soyunup duş kabinine, Marco'nun yanına girdim.

   ***

   Yaklaşık bir saat sonra duştan çıktık. Tabi bir saatlik duş olursa. Aslında sadece on dakikasına duş denebilirdi ama... Neyse. Ayrıntıya girmeyelim.

   Marco'yla banyo dolabındaki misafir bornozlarını giyerek tam bir çift gibi olmuştuk ve bu hoşuna gitmişti. Benim de hoşuma gitmişti. Aslında içinde Marco olan her şey hoş olma potansiyeline sahipti.

   ***

   Marco'nun ısrarı üzerine kahvaltıyı dışarıda yapacaktık. Üstüme çiçek desenli vintage stilinde diz üstüne gelen, belden kemerli, etekleri uçuş uçuş bir elbise giymiştim. Normalde günlük olarak böyle şeyler giymezdim ama Marco'nun yanında daha kadınsı ve şık olmak istiyordum aslında.

   Arabayla yaklaşık bir buçuk saat süren bir yolculuğun sonunda çiftlik gibi bir alandaki, epey prestijli bir o kadar da mütevazi gözüken bir kahvaltı evine geldik. Ev dediğime bakmayın. Normal restoranlar bunun yanında küçücük kalır.

   Marco'yla arabadan indik ve elimi tuttu. Böylece el ele içeri girdik. Kapıda bizi buyur eden kişi bizi güzel bir masaya götürdü. Marco her zamanki kibarlığıyla sandalyemi çekti. Ama oturduktan sonra kendimi yerin dibine sokmak istedim. Çünkü ön çaprazımdaki masada, tıpkı benim gibi saçları olan, sırtından bile tanıyabileceğim bir kadın oturuyordu.

   Annem.

   Ne votelar yüksek ne de okuyucular. Lütfen destek olun. Hikayeyi arkadaşlarınıza önerin, sosyal paylaşım ağlarındaki hesaplarınızda paylaşın. Teşekkürler.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 19, 2014 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

CENNETİN YOLUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin