Flashback »
Affet ! Bu söz 10 defa beynimde yankılanmıştı.. Peki yapacağım derken ? Ne demek yani ileride de mi yapacaktı ? Beni ölüme mi terk edecekti , tek başıma mı bırakacaktı ? Yoksa daha kötü bir şey mi yapacaktı ?
Düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan şey ise ;
→ Eathen'ın beni uçurumdan aşağı itişiydi ...
Şimdi »
Sırtımda hissettiğim kuvvetle , ayağımın uçurumdan aşağı doğru yavaşça kayması ile neye uğradığımı şaşırmıştım , boşa çırpınan ellerimle tutunacak bir şey arıyordum fakat yoktu.. Eathen dediği şeyi yapmıştı.. Kural 1 demiştim değil mi ? - Vampirlere gerçekten güvenmeyin !
Gecenin karanlığında aşağı doğru süzülüyordum.. Neden korkmuyordum ? Az sonra ölecektim ve umurumda değildi , gerçekten bir şey hissetmiyordum.. Neden çığlık atmıyordum ? Atsam sanki biri gelip beni kuratarabilecekti.. Kısa bir süre sonra , yerle buluştuğumda gözlerim istemsizce kapanmıştı , kendimi karanlığa teslim etmiştim..
Gözlerimi açtığımda hala çukurda olduğumu fark ettim etrafıma bakındım ve açtığım çukurdan hızlıca çıktım , hiçbir yerim kırılmamıştı sapa sağlamdım , bacaklarımı ve kollarım iki de bir yokluyordum. Açtığım çukur ise gökten düşmüş bir ufonun açacağı delik kadar büyüktü .. Ben gerçekten neydim ? Kimdim ? Gerçekten güçlüydüm artık bunun farkına varmaya başlamıştım. Gerçekten bu uçurumdan aşağı atlayıpta sağ çıkan ilk ben olmalıydım..
İki adım geriye gidip , yukarı doğru baktım.. Hala oradaydı ve bana bakıyordu... Neden hala orada duruyordu ? Şu an yanına gitmeyi istiyordum, neden böyleydi ? Neden kendimize zarar veren kişilerin yanında olmak isterdik ? Az önce beni ölüme terkeden kişinin , yanına gitmek istiyordum.. Bu normal miydi ? Hayır , ama kalp ferman dinlemez.. Ben düşüncelerimle boğuşurken o bana bakmayı bırakıp , sırtını dönmüştü.. Gitmiyordu yada gidemiyordu , bu ikilemden henüz emin değildim.. Sahi , vampirlerin de acıyabilen bir kalbi var mı ? Her ne kadar yanına gitmek istesem de , gidemezdim vazgeçip arkamı dönüp yola doğru yürümeye başladım.. Arkamı dönüp baktığımda ise bana bakıyordu , göz göze geldiğimizde hızlıca ormanın içine zıplayarak kayboldu.. Ve beni tekrar yalnız bıraktı..
Arabanın kornasının sesiyle anca kendime gelmiştim , kafamı çevirdiğimde arabanın bana çarpacak olduğunu anlamıştım , ellerim istemsizce savunma pozisyonu almıştı ve arabayı ellerimle durdurmuştum.. Yaptığım şeye hayranlıkla bakıyorken , sürücünün arabadan inip , ormana doğru korkarak koşması bir oldu.. Arabaya binip , navigasyonu açtım ve büyük annenin evine doğru sürmeye başladım.. Evet 17 yaşındasın nasıl araba kullanıyorsun ? diye bazılarınız soruyordur.. 1- Gerekli zamanlarda kullanırım 2- Araba kullanmayı biliyorum 3- Önceden 2 defa araba kullandım , sanırım bu yeterli olmuştur.. Aaah hadi hikayemize dönelim mi artık ?
Evin önüne geldiğimde..
Arabadan hızlıca inip , koşarak merdivenleri çıktım.. Kapıyı hızlıca çalmaya başladım , şafak sökmeye başlıyordu.. Yaşlı kadın pijamasıyla kapıyı açtığında direk içeri girdim ve kanepeye oturdum.. Gerçekten ne yaptığımı bilmiyordum.. Deliye dönecektim , bu gidişle anormalliklerimi okuldakilere de yansıtacaktım ve bu benim için kötü olacaktı..
Zaten okuldan benle aynı durumu yaşayan sadece biri vardı , o da sıra arkadaşım Eva.. Ama o melez değil , doğduğundan beri siyah bir silüet ile yaşıyor ama onun varlığını sadece 6 yaşında farketmeye başlamış biri.. Geceleri onunla birlikte uyuyor , okula yanında getiriyor arada istemsizce konuşuyor fakat o bunu fark etmiyordu ve onu sadece ben anlayabiliyorum.. Her neyse , yaşlı kadın kapıyı kapatmış , suratıma anlamsızca bakıp ;

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HİDDEN PAST ( A Hybird)
Vampiros- Doğru piyonu oynarsan 'kazanırsın' , ama yanlış piyonu oynarsan "avlanırsın"..