Bölüm 96 -Enerji çalmak 3

1.3K 177 11
                                    

Gölge'nin yarası kısa zamanda iyileşti. Bedeni hiçlik enerjisiyle güçlendirildiği için normalde ruh dokunuşu seviyesinde olması gerekenden çok daha yüksek canlılığa sahipti. Gölge bedeni iyileştikten sonra oturdu ve kara kara düşünmeye başladı. 

...

Sabah olmasına 2 saat kala Gölge ve Rüya'nın çadırı.

Rüya yine yorgun bir biçimde geriye dönmüştü ve derin bir uykudaydı. Gölge ise çadırın ortasında oturmuş meditasyon yapıyordu. Arada bir bedeninde ışığı bile emen bir enerji belirip tekrar kayboluyordu. Dışarıdan garip karanlık bir ateş gibi duruyordu.

Sabah yaklaşırken Gölge'nin tüm bedeni hiçlik enerjisiyle kaplanmıştı. Bedenin dışında katı gibi duran bir tam vücut zırhı şeklindeydi. Zırhın üzerinde gri sisimsi bir enerji yanarcasına hareket ediyordu. Gölge'nin gözleri kafasındaki kaskın içinden yeşil ışıklar saçıyordu. Siyah zırhının göğüs bölgesinin biraz sağında yeşil parlak bir anka sembolü vardı. Ellerindeki eldiven şekilli enerjinin parmak uçları pençe misali sivriltilmişti. Gölge sağ elini uzattığında elinde enerjiden bir kılıç oluştu. Zırhı gibi oda siyah renkliydi ve ışığı yutuyor gibi gözüküyordu. Kılıcın yan yüzeyinde zırhındaki gibi bir anka sembolü vardı.

Gölge kılıcı ayaklarının üstüne koydu ve meditasyon pozisyonunda oturmaya devam etti. Kısa süre sonra tamamen yok oldu. Çadırın içinde Rüya'nın uyurken çıkardığı nefes sesinden başka hiç bir ses yoktu. 

Yarım saat kadar sonra çadırın dışından siyah bir siluet içeriye girdi. Adımları hiç ses çıkarmıyordu. Ayrıca varlığı yok denecek kadar küçüktü. İçeri girdikten sonra kafasının hafifçe çevreyi taradığı zar zor fark ediliyordu. Siluet yavaşça yatağa yaklaşmaya başladı. Yatağın yanına geldikten sonra hafif bir hareket yaptı sonrasında elini yukarı kaldırdı. Elinde bir hançer vardı. Hançerin ucu Rüya'ya doğru çevrilmişti.

Hançer alçalmaya başladığında Rüya'nın gözleri bir anda açıldı ve çevresine doğru bir ışık patlaması serbest bıraktı. Patlamadan sonra figür bir metre kadar geriye itilmişti. Şekli ışık saldırısı sebebiyle ortaya çıkmıştı. Patlama pelerinin kapüşonunu da çıkarmıştı. Siluet siyah bir pelerin giyen, güzel bir kadındı. Geriye itildiği gibi tekrar ileri atıldı. Rüya ışıktan bir bariyer oluşturdu. Saldırgan bariyeri görse de umursamadan hançerini ilerletmeye devam etti. 

Sonrasında bir anda hareketleri durdu. Eli bariyerin hemen üstündeyken daha fazla ilerleyememişti. Tüm bedeni bir anda siyah bir enerji tarafından yutuldu. Enerji sonraki anda saldırganın bedeninden çıktığı anlaşılan bir kılıca doğru aktı. Saldırganın bedeni tamamen kaybolmuştu. Ruhu bile kılıç tarafından yutulmuştu. 

Hançer enerjiden etkilenmedi ve onu tutan el kaybolduktan sonra aşağıya düşmeye başladı. Düşerken rüyanın yaptığı bariyere dokundu. Bariyeri orada değilmiş gibi kesip yatağın sütüne düştü. Rüya hançerin yaptıklarına şaşırdı ve hançere şaşkın gözlerle bakmaya başladı.

O sırada siyah zırhıyla Gölge yeniden ortaya çıkmıştı. Saldırganı öldürdükten sonra zırhı daha gerçekçi bir hal almıştı. Rüya'nın dikkati Gölge'ye kaydı.

''Gölge bu zırhın olayı ney. Uzun süreli bir yetenek mi?''

''Evet uzun süreli bir yetenek. Yok ettikten sonra tekrar oluşturmak için sıfırdan başlamam gerekecek olması çok kötü.''

''Sen yakın savaşı sevmezsin. Hızlı biten suikastleri tercih edersin. Neden bir zırh oluşturdun ki?''

''Hiçlik sayesinde bedenim normalde olması gerekenden daha güçlü. Bu gücü kullanmıyor olmak beni rahatsız ediyordu. Sonunda bunu nasıl rahatça kullanabileceğimi çözdüm ve zırhı oluşturmak için birçok yeteneğimi harmanladım.''

''Teoride iyi ama bunu yapabilmen için önce yeterince enerjiyi kontrol edebilmen gerekiyor. Yeteneği direk sen yaptığın için eşyalardaki gibi olmayacak ve sana yük bindirecek bunu biliyorsun değil mi? Bunu yapabileceğine emin misin?''

''Emin değilim ama en kötü durumda zırhın enerjisini kaçmak için kullanabilirim.''

''Gölge tehlike hissedersen hemen geri döndüğüne emin ol. Sakın tereddüt etme. Sen bu şehri almaktan daha önemlisin.''

''Saol kendime dikkat ederim.''

''Ah bu arada zırh biraz korkunç. Bence iki boynuz eklersen daha korkunç olur.''

''Ah mantıklı tekrar saol. Görüşürüz.''

''Görüşürüz.''

Gölge sonrasında tekrar kayboldu. Rüya ise bir nefes verip hazırlanmaya başladı savaş başlayınca yaralılar gelmeye başlayacaktı yine tüm gün çalışması gerekecekti. Artık ağlayan erkekler ve kadınlar görmek istemiyordu. Bağırışları yüzünden her akşam başına ağrılar giriyordu...

Aynı zamanda güneş yavaş yavaş doğmaya başlamıştı. Suikast olayına gelince bu onlar için öyle sıradan bir olay haline gelmişti ki umursamadılar bile.

...

Hisar günlerdir yaptığı gibi bir kez daha şehre saldırmaya başladı. Kısa süre sonra surun üstüne çıkanlar savaşmaya başlamıştı.

Savaş başladıktan kısa süre sonra surun üstünde siyah zırhlı bir savaşçı belirdi. Korkunç görünen siyah renkli anka süslemeli zırhın sahibi elbette Gölge'ydi. Belirdiği yer Savunma askerleriyle dolu bir yerdi. Askerler surun altındaki düşmanlarına uzun mesafeli saldırılar yapıyorlardı. Gölge'nin belirmesiyle bir an şaşırsalarda eğitimleri gereği hemen saldırmaya başladılar. Uzun mesafeli saldırıların yeni hedefi Gölge'ydi.

Gölge'ye çarpan büyü dalgası zırhın şeklini hafifçe bozsada bozukluk hemen giderildi. Saldırıların enerjisi ise zırhın siyah enerjisi tarafından yutuldu. Gölge hemen en yakınındaki askere kılıcını salladı. Asker kendi kılıcını kılıca karşı salladı. İki kılıç birbirinin içinden geçti. Asker şaşkınken bir anda karnından bedenine doğru bir enerji yayıldı. 1 saniye içinde bedeni kaybolmuştu. Zırhı ve silahları bile hasar görmüştü. Elbette Gölge'nin gösterdiği sahte bir saldırıydı. Asıl kılıcı bu sırada rakibinin karnına saplanmıştı.

İki savaşçı daha Gölge'ye saldırdı kılıçları Gölge'ye yöneldiğinde Gölge saldırıları umursamayıp kılıcını soldaki rakibine doğru salladı. Asker kendisini savunamadı kendi silahı zaten Gölge'nin zırhına çarpmak üzereydi. Gölge kılıcını askere sapladığında iki kılıç zırhına temas etti. Temas anında kılıçlar sanki hiç hareket etmemiş gibi öylece durdu. Kılıçlardaki büyü enerjisi hızla zırh tarafından emildi. Gölge kılıcını sapladığı askeri tükettiğinde diğer askere doğru yukarıdan aşağıya doğru gidecek şekilde kılcını salladı. Asker kılıcını Gölge'nin zırhından çekmeye başladı. O anda Gölge'nin gözlerine baktı. O yeşil parlak gözler Gölge'nin doğal yeteneği korkuyu yayıyordu. Gölge öylece donmuş rakibini kılıcıyla kesti. Kılıcı aşağıya indiğinde düşmanının bedeninin parçaları iki farklı yöne düştü. Düşen parçalar kısa sürede kesilmiş yerden doğru yayılan enerji tarafından tüketilip Gölge'nin zırha doğru ilerlediler. 

Gölge'nin çevresindeki askerler ona göre güçsüzlerdi buna rağmen Gölge onları aceleyle öldürmedi. Hepsini tek tek kılıcıyla kesti. Başlangıçta askerler rakipleri hepsini bir anda öldürmediği ve yavaş hareket ettiği için Gölge'yi güçsüz sandılar. Ama Gölge 50 den fazla askeri öldürmesine rağmen yenilme belirtisi göstermeyince sonunda destek istediler. Ek olarak Gölge bunca kişiyi öldürmesine rağmen güç kaybediyor gibi durmuyordu sanki her öldürdüğüyle daha enerjik ve daha güçlü oluyordu...

Gölge (Suçluların Kabusu)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin