"Hayır Kıvanç. Sevgilim değil. Cansu karakteri için düşündüğüm kişi."
Kıvanç bana döndü ve beni incelemeye başladı.
"Anlattığın Cansu'ya benziyor gerçekten. Bu arada ben Kıvanç." dedi ve elini uzattı.
"Memnun oldum. Bende Aslı." Diyerek tokalaştım onunla. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki umarım sesini duymamıştır.
Onu ilk defa bu kadar yakından görüyordum. Televizyondaki halinden kat ve kat daha yakışıklıydı.
"Demek benim kardeşim olacaksın." Dedi yüzündeki o güzel gülümsemesiyle.
"Hayır yani bilmiyorum daha karar vermedim."
"Kesinlikle kabul etmelisin. Sanırım daha önce hiçbir dizide veya filmde oynamadın. Seni görseydim aklımdan çıkmazdın."
Neler diyordu böyle? Umarım kızarmamışımdır.
"Hayır oynamadım. Zaten oyuncu da değilim."
"Nasıl yani?" dedi kaşlarını çatarak. Belli ki aklı karışmıştı.
"Karışık bir durum. Anlatırım ben sana daha sonra." dedi Savaş ve kurtarıcım oldu.
"Tamam o zaman umarım yine görüşürüz Aslı."
Karşılık olarak sadece gülümsedim. Daha sonra yanımızdan uzaklaştı ve biraz önce bulunduğu -oyuncu arkadaşlarının durduğu- yere geri döndü. Bende arkamı dönüp gitmeye başladım çıkışa doğru.
"İyi düşün Aslı. Bu senin için büyük bir şans."
"Düşüneceğim." Diye karşılık verdim. Her ne kadar da belli etmemeye çalışsa da biliyordum. Kabul etmemi çok istiyordu. Bende Cansu'yu görmüştü.
-------------------------------------------------
Sabah yine alarmın sesiyle uyandım. Hemen hazırlanıp evden çıktım.
Dün eve gelince İrem'i arayıp her şeyi anlatmıştım. Önce çok şaşırmış ve inanamamıştı. Daha sonra ise bana kabul etmem gerektiğini bunun benim için güzel bir şans olduğunu söylemişti.
Doğruyu söylüyordu bu benim için büyük bir şanstı ama bir o kadar da zor bir şeydi benim için. Yıllardır aşık olduğum kişinin yanına bu kadar yaklaşıp garip tepkiler vermemek çok zordu.
Benim Kıvanç'a olan aşkımı kim duysa sadece hayranlık diye düşünebilirdi ama aslında durum öyle değildi. Zaten ben onu o ünlü olmadan önce tanımıştım. Ona o hayranlık duyan genç kızlardan değildim kesinlikle.
Onu ne zaman görsem kendimi kaybediyordum resmen. Kendime bir çok defa sorduğum bir soru vardı. Neden o? Henüz cevabını bulabilmiş değildim. Her şeyiyle seviyordum işte. Bir insanı sevmek için özel bir sebebe gerek yoktu ki.
Kimi seveceğimi kendim seçebilseydim -ki bu mümkün değil insan kimi seveceği seçemez- yine onu severdim herhalde. Ona ulaşmam zor olsa da ben böyle de mutluydum. Beni görmesini tanımasını tabiki isterdim ama alışmıştım bu duruma da.
Okula vardığımda herkese günaydın deyip sırama oturdum. Bir süre sonra İrem'in gelmesiyle ders zili çaldı ve ders başladı.
Öğlen okuldan çıktığımızda her zamanki yolumdan gidiyordum ki İrem beni durdurdu.
"Aslı dur nereye gidiyorsun?"
"Her zaman gittiğim yere."
"Sakın olmaz. Ya seni biri görüşe. Hem Kıvanç'la tanıştığınızı söyledin. Seni orada görmesi iyi olmayabilir."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans Beni Bulunca (ARA VERİLDİ)
Teen FictionTam da herşeyin bittiği yerdeydim.Artık umudumun sonuna gelmiştim.O hiç bir zaman değil beni sevmek görmeyecekti bile.Ta ki telefonum çalana kadar...Kim bile bilirdi ki bir telefon çağrısıyla hayatım tamamen değişeceğini... Hikayenin başlangıç tar...