~ KÂBUSUN ETKİSİ ~
Gözlerimi kapattım. Tam her şey çok güzel gidiyor derken, sabah erkenden uyanmamın sebebi olan kâbus geldi gözümün önüne. Birden irkildim. Fatih korktuğumu hissetti ve yanıma geçti. Beni karşısına aldı.
"Ne oldu bitanem? Neyin var? Hiç iyi görünmüyorsun?"
"Bir şeyim yok aşkım. İyiyim ben merak etme."
"Sude bir şey var. Bana anlat lütfen. Bilmek istiyorum. Yanında olmak istiyorum. Bu benim hakkım."
"Peki anlatıyorum."
"Dinliyorum sevgilim."
"Gece bir kâbus gördüm. Kötü şeyler oluyordu. 'Hayır, olamaz!' Diye bağırıyordum. Sabah nefes nefese uyandım. Çok korktum. Olur olmadık yerde gözümün önüne geliyor. Net bir şey yok ama her yer çok karanlık, çığlıklarım yankılanıyor kulaklarımda. Korkuyorum Fatih. Kötü bir şey olacak diye çok korkuyorum."
"Korkma ben yanındayken sana bir şey asla olmayacak."
"Umarım sevgilim." dedikten sonra telefonum çaldı. Arayan babamdı. Kesin işten eve geldiğinde arabayı aldığımı farketti. Bir korkuyla telefonu açtım.
"Alo baba?"
"Nerdesin Sude?"
"Arkadaşlarla hâlâ kafedeyiz baba bir şey mi oldu?"
"Arabayı ehliyetin olmadan kullanmayacağına söz vermiştin Sude. Şimdi sana bir şöfor göndereceğim. Sakın kendi arabanla gelmiyosun."
"Baba tamam beni Fatih bırakacak zaten."
"Peki öyleyse kızım. Dikkat et kendine."
"Tamam babacağım." Fatih ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ona durumu anlattıktan sonra bana çok kızdı. Birdaha böyle bir şey yapmamam konusunda beni uyarıp durdu. Bugün çok yorulmuştum. Ve artık eve gitmek istiyordum. Telefonla konuşurken babama, beni Fatih bırakacak demiştim. Ama eve tek başıma gitmek istiyordum. Çünkü artık 18 yaşındayım ve özgürüm. İstediğimi yapabilirim.
"Fatih ben çok yoruldum. Zaten gece boyunca hiç uyuyamadım. Eve gidip dinlenmek istiyorum."
"Tamam. Ben seni bırakırım eve."
"Hayır. Ben kendim gidebilirim."
"Nasıl kendin gidebilirsin Sude? Saçmalama! Seni bu saatte ehliyetin olmadığı halde tek başınamı göndereceğimi sandın?"
"Ehliyetim olmayabilir. Ama ben araba kullanmayı biliyorum. Ve artık reşit bir kızım. Kendi kararlarımı kendim verebilirim."
"Hayır veremezsiniz Sude Hanım. Ben bırakacağım diyorsam öyledir. Anlaştık mı?" Gerçekten çok sinirlenmiştim. Beni küçük bir kız çocuğu yerine koyuyordu resmen. Oysaki ben büyüdüm.
"Anlaşmadık Fatih. Sakın üsteleme. Ben çocuk değilim. Kendim gidebilirim. Israr etme. Akşam akşam kalbimiz kırılmasın"
"Tamam Sude. Karışmıyorum. Git tek başına."
"Aynen karışma en iyisi." Fatih'in sinirlendiğini gördüm. Ama ne yapabilirdim? Bana böyle davranamazdı. Beni benden korumaya çalışıyor. Bu bencillik. Ben kendimi koruyabilirim. Fatihle beraber merdivenlerden aşağı indik. Zaten bazı arkadaşlarımız gitmişti. Miray ve Bora bir köşede oturuyorlardı. Yanlarına gittik.
"Gençler ben gidiyorum. Çok yoruldum. Yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Bugün en güzel günlerimden birisiydi. Umarım hep mutlu olursunuz. Biz her zaman yanınızdayız.
"Sağol yenge. Umarım sizde Fatih'le hep mutlu olursunuz." Dedi Bora.
"Ondan hiç şüphem yok." Dedim. Mirayla sarıldıktan sonra arabama binmek üzere Fatih'le dışarı çıktım. Arabamın gelmesini beklerken Fatih hâlâ kızgındı bana döndü ve
"Bak arabayı yavaş ve çok dikkatli kullanıyorsun. Eve gider gitmezde beni arıyorsun tamam mı Sude?" Dedi. Benim için gerçekten çok endişeleniyordu ama bu kadarına gerek yoktu ki.
"Tamam. Söz."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KÜSME AŞKA
RomanceAynı günde hem geleceğe yeni bir adım atarken hem de o adımla yere çakıldım. Daha yürüyemiyorken ona koşmayı seçtim ben. Önümdeki yolları bilmeden gittim ona. Bilmiyordum beni neler bekleyeceğini. Öğrendiğimde yeniden nasıl düşeceğimi. "SÖZ VERİYOR...