~ DOKTORLA ~
Onu izlerken öyle huzurlu hissediyorum ki kendimi. Aslında bir histen daha fazlası bu. Huzurun içindeyim ben. Ona bakmak, ona dokunmak, onu hissetmek tam anlamıyla huzur.
"Huzurum." Dedim bu sabahda uyandırırken.
"Huzurum uyan, ben geldim."
Yanağıma bir buse kondurdu yarı açık gözleriyle.
"Bu sabahda senin sesinle uyandım. Hep böyle sabahlara sevgilim."
"Sen iste ben seni hep sesimle uyandırırım huzurum."
"Huzurum mu? Güzelmiş bak bunu sevdim."
"Ben de seni sevdim."
"Bak sen şu işe."
"Hadi çık artık şu yataktan Fatih."
"Tamam sevgilim. Bir duş alıp geliyorum."
"Tamam. Ben de eve geçiyim. Orada beklerim seni."
"Tamam sevgilim."
Kahvaltı için eve gittim. Ama üzerimdeki elbiseden çok sıkıldım. Mutfağa gittim. Fatma hanım'a bakmak için.
"Bakar mısınız? Fatma hanım nerede acaba?"
"Fatma hanım yukarıdaki odaları temizliyor. Bir ihtiyacınız mı var? Ben yardımcı olabilirim size."
"Evet. Üzerimi değiştirmem gerekiyor. Yardım edebilir misiniz?"
"Tabi ki. Odanıza geçelim." Yardım istedikten sonra birlikte odamıza geçtik. Giyeceğim elbiseyi aldım.
"Adınız nedir?"
"Elif."
"Tamam. Bunu giymek istiyorum."
"Peki efendim."
Üzerimi değiştirmem fazla zaman almadı. Elif hanım yardım ettikten sonra odamdan çıktı. Bende yüzüme biraz bakım yaptıktan sonra odamdan çıktım. Fatih çoktan gelmiş, salonda beni bekliyordu. Kapıdan seslendim.
"Sevgilim kahvaltı hazır. Gel hadi!" Fatih'le beraber kahvaltıya geçtik. Hızlı bir şekilde kahvaltı yaptık. Fatih bir isteğimiz var mı diye yanımıza gelen Elif hanımdan, şoförümüz Ahmet beyi çağırmasını rica etti. Elif hanım, Ahmet beyi çağırmaya gitti.
"Fatih, neden çağırdın ki?"
"Sen kucağımdayken tekerlekli sandalyeyi alamam. Ahmet bey tekerlekli sandalyeyi alıp arabaya götürecek, bende seni alıp." Dedi. O sırada Ahmet bey geldi.
"Ahmet bey, tedavi için hastaneye gitmemiz gerekiyor dün akşam söylemiştim zaten."
"Evet, biliyorum Fatih bey. Arabayı hazırladım. İsterseniz hemen çıkabiliriz."
"Tamam. Siz tekerlekli sandalyeyi alın, bende Sude'yi alacağım."
"Peki efendim."
Fatih ayağa kalktı. Yanıma geldi ve eğildi. Bir hamlede beni kucağına aldı. Bir eliyle belimi sıkıca kavrayıp diğer eliyle bacaklarımı tuttu. Evden çıktık. Ahmet bey, tekerlekli sandalyemi arabanın bagajına koyduktan sonra kapıyı açtı. Fatih beni arka koltuğa bindirdi ve yanıma oturdu. Başımı omzuna yaslayıp yolu izledim. Elimi bir an olsun bırakmadı. Birlikte bu anın keyfini yaşarken yolculuk pekte uzun sürmedi. Hastanenin eve bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum. İleride gözüken hastanede tedavi olacaktım sanırım.
"Fatih karşıdaki hastane mi?"
"Evet birtanem."
"Bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum."
"Sana daha önce her şeyi planladığımızı söylemiştim sevgilim."
Hastanenin önüne geldik. Ahmet bey, Fatih'e döndü.
"Fatih bey, Sude hanımı kucağınızamı alacaksınız? Yoksa tekerlekli sandalyeyi çıkarıyım mı?" Dedi. Fatih bana baktı.
"Kucağıma alacağım."
"Tamam efendim. Ozaman ben sizi bir saat sonra buradan alırım."
"Tamam sen işlerini halledebilirsin."
Fatih arabadan indi. Benim kapımı açtı ve beni kucağına aldı. Onun kucağında hastaneye girdim. Burası harika ötesi bir hastaneydi. Tam anlamıyla mükemmel. Hastaneye şaşkın gözlerle bakarken Sıla hanım yanımıza geldi.
"Hoşgeldiniz Fatih bey?" Dedi. Sanki sadece burada Fatih var. Bakışlarıda bir değişik anlam veremiyorum. Tam Fatih "hoşb..." Diyecekken onun kelimesini bastırdım.
"Hoşbulduk Sıla hanım. Nasılsınız görüşmeyeli." Dedim. Şaşkın gözlerle bana baktı. Gözlerimi Fatih'e çevirdim. Gülümsediğini farkettim.
"Sevgilim artık beklemesek mi diyorum. Biliyorum kollarında olmamı çok seviyorsun ama doktor bizi bekliyor."
Sıla hanımın yüz ifadesinin değiştiğini farkrttim. İçten içe kıskanıyormuş gibi bir hali vardı. Bizi, kim neden kıskansın ki diye düşünürken Fatih'in bana baktığını hissettim.
"Sıla hanım hangi odaya geçelim?" Dedi Fatih.
"Ben sizi götüreyim."
Sıla hanım bize odayı gösterdikten sonra doktoru çağırmaya gitti. Fatih'le odada baş başa kaldık. Beni sedyeye oturttu. Bana hâlâ gülerek bakıyordu.
"Ne oldu Fatih?"
"Bir şey olmadı sevgilim." Dedi gülerek.
"O zaman niye hâlâ gülüyorsun? Komik bir şey mi var?"
"Sen beni mi kıskandın az önce?"
"Ne alaka canım. Seni, kimden niye kıskanıyım ki ben?"
"Bilmem. Sanki az önce beni Sıla'dan kıskandın."
"Ne? Sıla mı? Hanıma ne oldu Fatih?"
"Ya sevgilim şaka yapıyorum. Kıskanınca daha bir tatlı oluyorsun."
"Fatih bak o kızı hiç sevemedim zaten. Bir şeyler hissediyorum ama İnşAllah yanılırım. Yoksa fena olur."
"Sevgilim merak etme ve bu kadar da kafana takma."
Konuşurken Sıla hanım ve doktor geldi. Doktorla el sıkıştıktan sonra Sıla hanım, doktorun söylediklerini ve söylediklerimizi çevirmeye başladı. Sonra doktor Sıla hanıma döndü ve ciddi bir şeyler anlatmaya başladı. Cümleleri bittikten sonra Sıla hanım bize döndü.
"Tedaviye başlayabiliriz. Ama bunun için Sude hanımın tek başına tedaviye odaklanmasını istiyor. Yanında kimse olmamalı ki tedavi süresi uzamamalı. Kendini sadece tedaviye vermeli."
Fatih sinirli bir şekilde baktı.
"Böyle şacma bir şey mi olur? Ben yanında olmak istiyorum."
"Fatih, sadece bir saat olmayacaksın. Bırakta başlayalım."
"Sude sen ne dediğinin farkında mısın? Seni bir adamla aynı oda da tek başına mı bırakacağım?"
"Fatih şuan şacmalayan sensin. O bir doktor ve iyileşmem için ona ihtiyacım var."
"Senin kimseye ihtiyacın yok Sude. Gidiyoruz burdan!"
"Gitmiyorum!"
"Tamam Sude. Ben dışardayım."
"Tamam."
Fatih sinirli bir şekilde odadan çıktı. Kapıyı sertçe çarptı. Sıla hanımda arkasını dönüp giderken seslendim.
"Sıla hanım siz nereye?"
"Bir hastam daha gelecekti. Onunla ilgilenip hemen döneceğim. Zaten doktorumuz size uygulamalı bir şekilde gösterecek. Diyolog kurmanıza gerek yok. Hemen geleceğim merak etmeyin."
"Tamam. Gecikmeyin lütfen."
"Tamam. Size kolay gelsin."
Sıla hanımda odadan çıktıktan sonra doktorun gösterdiği kolay hareketlerle tedaviye başladık. Aklım hâlâ Fatih'deydi.
FATİH'İN ANLATIMIYLA
Odadan çıktıktan hemen sonra Sıla hanımında çıktığını gördüm. Etrafa bakınıyordu. Sanki birini arıyor gibiydi. Beni gördü. Bana doğru yaklaştı. Yanıma geldi.
"Siz neden çıktınız Sıla hanım?"
"Doktor oda da kimseyi istemediğini söyledi. Bende çıkmak zorunda kaldım."
"Nasıl yani? Siz çevirmensiniz. Nasıl anlayacak Sude doktorun ne dediğini?"
"Merak etmeyin. Diyolog kurmalarına gerek yok. Doktor yapacağı hareketleri uygulamalı olarak gösterecek. Gelin bir kahve içelim isterseniz."
"Sude'yi bekleyeceğim."
"Fatih bey, zaten ben birazdan geri döneceğim yanlarına. Merak etmeyin. Hadi gelin."
Sıla hanımın ısrar etmesi sonucu kıramadım. Hastanenin kantinine gittik. İki kahve alıp boş bir yere oturduk. Biraz konuştuktan sonra Sıla hanım bir soru sordu.
"Nasıl tanıştınız?"
Biraz durdum. Tanıştığımız gün geldi aklıma. 'İyiki.' dediğim günlerden biriydi benim için.
"Ailelerimiz önceden tanışıyor zaten. Sudeyi ilk gördüğüm anda ona aşık oldum. Aşka inanmayan bir adamdım. Aşk bana saçma gelirdi. Tabi Sudeyi görene kadar. Onunda bana karşı bir şeyler hissettiğini farkettim. Zaten gözleri ele veriyordu. Bu sene de mezuniyet töreni vardı. Bende gittim o gece arkadaşlarla birlikte. Arkadaşlar zamanının geldiğini söyleyip beni zorla ikna ettiler. Aslında alacağım tepkiden korkmasam daha önceden söylerdim. O an gittim ve her şeyi anlattım. Sonra sarıldık falan öyle."
"Güzelmiş."
"Bazıları için saçma geliyor ama bizim için oldukça güzel."
"Kaza nasıl oldu peki?"
Biraz duraksadım.
"Okullar kapandıktan 2 hafta sonra 18. Yaş günü vardı. Arkadaşlarla bir parti düzenledik. Sude o partiye geldi. Ve ben o partide ona evlenme teklifi ettim. Sevgili olalı 2 hafta olmuştu ama zaten uzun zamandır birbirimize karşı bir şeyler hissediyorduk. O gün babası araba almıştı ve o arabayla gelmiş. Ehliyetide yoktu. Gece evine götürmek istedim ama o istemedi. Kavga ettik falan. Sonra da... Böyle işte."
Sıla hanım elini elimin üzerine koydu.
"Geçmiş olsun. Merak etme düzelecek."
"Evet biliyorum. Sağolun."
"Bana siz diye hitap etmenize gerek yok. Sıla diyebilirsiniz."
Saate baktım. Bir saat olmak üzereydi.
"Bir saat olmak üzere gidelim mi artık?"
"Olur, gidelim."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KÜSME AŞKA
RomanceAynı günde hem geleceğe yeni bir adım atarken hem de o adımla yere çakıldım. Daha yürüyemiyorken ona koşmayı seçtim ben. Önümdeki yolları bilmeden gittim ona. Bilmiyordum beni neler bekleyeceğini. Öğrendiğimde yeniden nasıl düşeceğimi. "SÖZ VERİYOR...