Bölüm 4

9 1 0
                                    

Hayat bazen istediğimiz gibi gitmeyebilir. Yoruluruz, düşeriz, ağlarız... kader deyip geçebiliriz ama geçilemiyor. Bazen düşünürüz, neden hep benim başına gelir bunlar, herkes gülerken neden ben bu köşede ağlıyorum? deriz.

Çoğu kez insanları seyretmişizdir. Gülümsüyorlardır yanındaki insanlarla, bazılarıda ağlarlar, yanında kimse olmadan. Sizce ağlayan insan güçlümüdür? Yoksa gerçekten bu hayattan yorulduğu için mi ağlar?

Sabah uyandığımda Deniz yanımda yatıyordu. Nedensizce bu kız kardeşim olarak korumak istiyorum. Annem, bugün aile avukatımızla konuşup birşeyler olurmu? diye konuşacak. Eğer olursa annem elinden geldiğince birşeyler yapmaya hazır.

Yataktan kalkıp duşa girdim. Havlu ile beraber çıkıp saçımı kurulayıp düzleştirdim. Giyeceklerimi alıp banyoya geri gittim. Üzerimi değiştirdikten sonra aynaya baktım. Üzerimde her zamanki gibi beyaz V yaka t-shirt ve beyaz dar keten pantolon... koyu kahverengi saçlarımı omuzlarıma atıp kahkülümü düzelttim.

Banyodan çıkarak odama gidim Deniz hala uyuyordu. Rahatsız etmek istemeyerek aşağıya indim. Annem kahvaltı hazırlıyordu.

''Günaydın anneciğim'' diyerek mutfağa adımımı attım.

''Günaydın kızım nasılsın?'' dedi bana dönerek.

''İyi olmaya çalışıyorum, dün biraz yoruldum. Anne, bugün avukat geldiğinde bu evlenme mevzusunu konuşun sonra teyzesine gidip birazda onunla konuşun yada avukat konuşsun. Bu, Arda mevzusunu sonra konuşuruz ben Deniz'i korurum. Ayrıca boşuna almadım ben o dövüş kursunu'' dedim ve ağzıma bir tane zeytin attıktan sonra anneme baktım. Kaşları çatılmıştı son söylediklerime.

''Sana ne kızım Arda'dan? Bırak Allah'ından bulsun.'' dedi, başımı onaylar anlamda salladım ama Arda'nın peşini bırakacağımı düşünmüyorum.

Odama geri çıktım. Kapıyı açtığımda Deniz uyanmış boş gözlerle karşı pencereye bakıyordu. Bende pencereye baktı ama bir şey yoktu. Deniz'in koluna dokunduğumda ürkerek bana baktı. Gözlerine baktığımda, ela rengi solmuş, kenarları kan kırmızısı gibi damar renkleri belirginleşmişti. Yatağa oturarak ellerini güç verircesine sıkarak tuttum.

''İyimisin Deniz?'' dedim güven dolu sesimle. Başını onaylar anamda salladıktan sonra gülümseyerek o da ellerimi sıktı.

''Bugün eve avukat gelecek ve sen herşeyi anlatacaksın tamam mı? Sadece Arda'yı anlatma.'' dedim ve güven verircesine gülümsedim. Kaşları anlamaz bir şekilde çatıldı.

''Arda'yı neden anlatmiyim ki?'' dedi. yanaklarından öpüp 'görüşürüz' dedikten sonra çantamı, telefonumu ve paramı alıp odadan Deniz arkamdan bağırıp dursada çıktım.

Merdivenden inerken annem koltukta oturmuşken gidip yanağından öpüp 'görüşürüz' dedikten sonra tam çıkacaktım ki annem seslendi.

''Dikkat et kızım. Arda'ya bulaşma!'' dedikten sonra anneme dönüp gözlerimi devirdim ve yeniden 'görüşürüz' dedikten sonra dışarı çıktım.

Derin bir nefes aldıktan sonra kulaklığımı takıp yürümeye başladım. Müzik ritmime göre giderken biran takip edildiğimi hissederek arkama döndüm. Gördüğüm kişi şaşırmama neden olsa da bozuntuya vermeden geri önüme döndüm. Müziğin sesini kıstığımda adım sesleri geliyordu ama kulaklığımı çıkararak cebime yerleştirdim.

''Günaydın Yankı'' dedi yüzündeki iğrenç gülümsemeyle. Neden bu kadar  iğrenç gülümser ki?

''Günaydın Serkan hocam'' dedim önüme dönerek aşağıya indim ve okula girdim. Merdivenlerden yukarı çıkarken omzumda bir el hissederken irkilerek  omzumdaki eli tutarak tam çevirecektim ki merdiven dengemi bozarak düşeceğim sırada belimdeki el bunu önlemişti. Gözlerimi ne zaman kapattığımı bilemeyerek  yavaşça açtım. Gördüğüm kişi ile gözlerim fal taşı gibi açıldı. Karışmış sakallar, kahverengi gözler bir mezar toprağını andıracak kadar koyuyken ölüpde orada yaşamamak mümkün olan bir şey değildi. Saçlar dağılmış bir şekilde önümdeyken elle dokunamamak zordu. Saçları gerçek anlamda yumuşak görünüyordu. Kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimi def ettim ve yüz ifadesine baktım.

Serpilmiş Renkler (Gri)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin