12.Bölüm-Sorgulama

309 25 19
                                    

  Uyuyordu küçük prens.Uyuyordu ama büyümek için değil.Unutmak için yaşadıklarını.Beyninden silmek isteyipte silemediklerini unutmak için uyuyordu Işıl 'ın dizlerinde.Ve ilk defa,onca sene sonra böyle güzel uyuyordu.Hiç bir şey düşünmeden ve hiç bir şeyden korkmadan.
  Jung Yong Hwa, uyuyordu Işıl 'ın dizleri üzerinde.Işıl yüzüne baktı Yong 'un.Akan göz yaşları yol yapmıştı yanaklarında.Yatağın kenarına düşmüş yastığı aldı eğilip.Yong Hwa 'nın başını kaldırdı yavaşça ve yastığı başının altına koydu. Sonra yerdeki örtüyü kaldırdı,üzerine örttü.Üşüsün istemiyordu.
  Yüzüne doğru eğildi Işıl. Eğildi ve o göz yaşlarının yol yaptığı yanağını okşadı Yong Hwa 'nın.
  Işıl :-Nasılda ağladın öyle.Biliyorum canın çok acıyor.Ve yaptığın her şey kalbinde taşıdığın yaranın eseri.Keşke o yaraya merhem olabilsem.Ya da sarabilsem.Keşke.
  Işıl, birden,Yong Hwa'nın alnına dağılan saçlarını topladı yüzünün diğer tarafına.Okşarcasına.Durdu ve yüzüne baktı. Farklı bir bakıştı bu.Acıma ile değildi. Sevgi doluydu.Kalbi hızla çarpıyordu.Sanki dışarıda koşmuşta gelmiş gibi.Küçük bir gülümseme belirdi yüzünde.Eli hâlâ yanağındaydı.Işıl kendini kaybetmişçesine yapıyordu bu hareketi.Düşüncesizce.Kalbinde kıpırdanan şey her ne ise onun böyle davranmasına neden oluyordu.
  Durdu ve o an kendine geldi. Hızla çekti elini.Gülümseme ile parlayan yüzü asıldı birden. Hemen kalktı Yong Hwa 'nın yanından.Kaçarcasına bir kalkıştı bu.Kaçıyordu da.
  Kapıya doğru ilerledi ve dönüp, Yong Hwa'ya baktı.
  Işıl :-Ne yapıyorum ben?Ne saçmalıyorum.Allahım,korktuğum şey olamaz değil mi? Yok canım,değildir.Dedi ve odasına gitti hızlı adımlarla.
  Işıl 'a bir hâller oluyordu.Gecenin bir saatinde duyguları ile savaşıyordu sanki.Yatağına oturdu.Korku ile heycan arası bir duygu yaşıyordu.Yatağına oturdu ve ayaklarını uzattı.Boylu boyunca sargıda olan koluna baktı.
  Artık sorgulama başlamıştı.
  Işıl :-O gece,neden onun önüne atıldım?Sebebi,onu korumak istemem miydi?Evet korumak istedim de  neden?Dadılık görevi yüzünden mi?Yoksa...Dedi ve hemen kalbini tuttu.Çünkü kalbi,ondan önce vermişti cevabı.
  Işıl, sevinemiyordu bu hâline.Üstelik,hissettiği şey çok farklıydı.O lise de kendisine aşkı öğreten çocuğa hissettiği şeyden daha da değişikti.
  Işıl aynaya baktı :-Aşk bu mu gerçekten?Dedi ve koluna baktı.
  Sabah olmuştu nihayet.Zorda olsa uyuyan Yong Hwa, uyanmıştı.Başını kaldırıp odasına baktı.Her yer derli topluydu.Bacaklarını sallandırdı yataktan aşağı.Sonra kendiside kalktı.Bu sabah, diğer sabahlara göre daha dinç hissediyordu kendini.Uykusunu daha iyi almıştı. Onca sene sonra ilk defa deliksiz uyumuştu galiba sebebi buydu.Bir anda gece sarıldığı boynu,ağladığı omuzu ve uykuya daldığı o dizleri anımsadı.Gülümsedi aynanın karşısında yarım yamalakta olsa.Belliki henüz tam olarak gülmenin zamanı gelmemişti.Ama bu gülümsemenin mimarı olan Işıl, hızla yataktan kalktı ve Bay Kim 'in yanına koştu üzerini bile değiştirmeden.
  Bay Kim, mutfaktaydı ve kahvaltının hazırlanması ile ilgileniyordu.
  Bay Kim:-Masaya biraz daha peynir koyun lütfen.
  Hizmetli:-Peki efendim.
  Işıl, hızla içeri girdi ve Bay Kim 'e çarptı.
  Işıl :-Bay Kim!
  Bay Kim :-Küçük hanım,bir şey mi oldu ne bu telaş?
  Işıl:-Oldu gibi.Seyy.Bayan Mi Ja döndü mü seyehatinden?Diye sordu telaşla.
  Bay Kim :-Bu sabah telefon etti hanım efendi.Bir kaç gün daha kalacakmış.
  Işıl :-Olamaz.
  Işıl 'ın kafasında farklı plânlar vardı belliki.
  Bay Kim :-Küçük hanım?
  Işıl :-Ne zaman gelir acaba?Onunla hemen konuşmalıyım.
  Bay Kim :-Belli değil.Bir sorun mu var?
  Işıl :-Belki de bu konuya hiç karışmamalıyım.Dedi ve arkasını dönmüş gidiyordu ki,durdu.
  Işıl :-Şey, benim size bir şey danışmam gerek.
  Bay Kim :-Eğer yardımım dokunacaksa,sizi dinlemeye hazırım.
  Işıl :-O zaman arka bahçeye gidelim.
  Arka bahçeye,çardağa gelip oturdular. Işıl, her şeyi tek tek anlatmaya başladı.Bay Kim ise şaşkınlıkla dinliyordu onu.
  Bay Kim :-Bu olamaz!
  Işıl :-Durum böyle.
  Bay Kim :-Ama Jung Yong Hwa 'nın babasının ölüm raporunu gördüm ben.
  Işıl :-Ben de.
  Bay Kim :-Sence yanılıyor olabilir mi?
  Işıl :-Ya Bayan Mi Ja 'nın bu durumdan haberi varsa?
  Bay Kim :-Yani,olanları o ört pas etti mi diyorsun?
  Işıl :-Bayan Mi Ja, bunu yapacak biri değil ama oğlunu korumak için yapmış olamaz mı?
  Bay Kim :- O olay olduğunda sürekli eşinin cenazesi ile ilgilendi.Hep yan yanaydık.Yardımcı olarak sadece ben vardım yanında.Kendisi sahte rapor hazırlatmış olamaz.Başkasına yaptıracağını da sanmam çünkü Yong Hwa 'dan saklanan bu raporun yerini bile sadede bana söylemişti.Eğer böyle bir durum olsaydı,kesinlikle benimle konuşurdu diye düşünüyorum.
  Işıl :-O zaman, bu rapor gerçekse,Yong Hwa'nın olduğunu sandığı şey, aslında olmadı. Yani onca sene boşu boşuna mı vicdan azabı çekti bu çocuk?
  Bay Kim :-Küçük hanım, eğer bu konuyu aydınlatabilirsek,Jung Yong Hwa 'nın en büyük acısını dindirmiş olacağız.Yalnız, iyice anlamadan bir şey yapmayalım.
  Işıl :-Pekâlâ.
  Yong Hwa, Işıl 'ı arıyordu. Arka bahçeye doğru geldi. Az uzaklarında,Işıl ve Bay Kim 'i gördü.
  Yong Hwa :-Ne konuşuyor bunlar hararetle?
  Bir anda Bay Kim, Yong Hwa 'nın kendilerine doğru geldiğini gördü.
  Bay Kim :-Yong Hwa, buraya doğru geliyor.
  İkiside sustular hemen.
  Yong Hwa :-Ne konuşuyorsunuz bakalım?
  Işıl ve Bay Kim :-Hiiiç!Dediler,birbirine bakarak.
  Yong Hwa :-Konu derindi sanki?Diye sordu şüpheyle.
  Işıl :-Şey, şey hakkında konuşuyorduk.Türkiye hakkında.Bay Kim,nereli olduğumu sordu,bende Ankara'lı olduğumu, oranın güzelliklerini filan anlatıyordum.
  Bay Kim :-Ya evet öyle. Neyse.Haydi kahvaltıya.Geç bile kaldık.
  Işıl :-Haydi gidelim.
  Yong Hwa :-Sizde bir gariplik var.Neyse.
  Işıl ve Bay Kim, birbirine baktılar ve arkalı önlü,içeri girdiler.
  Bu esrarengiz durumu nasıl çözeceklerdi gerçekten bir muammaydı.
  Işıl, elinde kitaplarla Yong Hwa 'nın odasına geldi.Yong Hwa ise camın önüne oturmuş,akşamdan kalma bir hüzün ile dışarı bakıyordu.
  Işıl :-Neden tek başına oturuyorsun?
  Yong Hwa :-Ders mi çalışacağız?Dedi Işıl 'ın elinde ki kitaplara bakarak.
  Işıl :-Odaya girmeden önce ders çalışmayı düşünüyordum. Dedi ve kitapları masanın üzerine koyup,Yong Hwa 'nın karşısına oturdu.
  Yong Hwa :-Çalışmayacak mıyız?
  Işıl :-Doğruyu söylemek gerekirse,seni zorla ders masasına oturtmak daha zevkli oluyordu.Sen böyle direk râzı olunca hiç tadı olmuyor.
  Jung Yong Hwa, gülümsedi.
  Işıl, gözlerine baktı Yong 'un.
  Işıl :-Ha şöyle gülümse biraz.İnan bana gülümsediğin zaman,o kadar tatlı oluyorsun ki.Acaba kahkaha attığını da görebilecek miyim?
  Yong Hwa, başını öne eğdi. Işıl, iki eliyle yanaklarından tuttu ve kaldırıp yüzüne baktı.
  Işıl :-Bu şekilde yüzünü asmaya devam edersen,alnında hatta yüzünün her yerinde kırışıklıklar çıkacak.Sonra yaşlı diye hiç bir genç kız seni beğenmeyecek.Evde kalırsın karışmam bak.
  Yong Hwa, Işıl 'ın ellerinin üzerine elini koydu birden.Işıl, o an ne yapacağını bilemedi.
  Yong Hwa :-Ya sen,sen de mi beğenmezsin o zaman beni?
  Işıl'ın koluna kramp girmişti sanki.Çekemiyordu bir türlü.Gülümsemekten taa nerelere gelmişti konu.
  Işıl :-Ben,şey.
  Yong Hwa, bıraktı ellerini Işıl 'ın.Nihayet koluna kan gitmişti de rahatlamıştı.Ayaklandı hemen.
  Yong Hwa :-Anladım. Sende beğenmezsin.
  Işıl :-Hayır.Bi kere ben dış görünüşe önem vermem.Benim için dış görünüşten çok kalp önemli.
  Yong Hwa :-Ama aşık olduğun kişinin biraz da yakışıklı olmasını istemez misin?
  Işıl :-Beni çok çok çok sevsin yeter.
  Yong Hwa :-Peki bi Koreli'ye aşık olma ihtimalinin yüzde kaç?
  Ne yapıyordu Yong Hwa?Neden bu soruyu sormuştu birden?Gerçekten içinde bir şeyler oluyordu kendisininde hâlâ fark edemediği.
  Işıl :-Koreliye mi?Neden Koreli?
  Yong Hwa :-Sadece bir soru.İhtimali nedir gerçekten?
  Işıl :-Yüzde yüz.
  Yong Hwa sevindi içten içe:-Güzeeel.
  Işıl :-Ne?
  Yong Hwa :-Yani,güzel bir şey, uluslar arası aşk.
  Işıl :-Sen az önce üzgün değil miydin?
  Yong Hwa :-Hâlâ üzgünüm.
  Işıl :-Yong, seni bu gün dışarı çıkarmayı düşünüyorum. Aslında dün olanlardan sonra,bunu birazda olsa hak ettin.
  Yong Hwa :-Cezam ne olacak? Unuttun mu bir hafta evden çıkmayacaktım.
  Işıl :-Bu gün çıkabilirsin.
  Jung Yong Hwa ve Işıl,Yong Hwa 'nın okçuluk eğitimi aldığı yere geldiler.Işıl, etrafa bakıyordu.
  Işıl :-Bunlar arkadaşların mı?
  Yong Hwa :-Evet.
  Işıl :-Tarihi Kore filmlerinden fırlayıp gelmişler gibi.
  Yong Hwa :-Kore geleneksel kıyafetleri ile eğitim yaptığımızı söylemiştim.
  Işıl :-Bu çok güzel. Dedi hayran hayran bakarak.
  Yong Hwa :-Beğendin galiba.
  Işıl :-Çook.Seninde kıyafetlerin var mı peki?
  Yong Hwa :-Evet.
  Işıl :-Eminim,prens kıyafeti filandır.Kendini prens sanıyorsunya.Burnu havada prens.
  Yong Hwa :-Ben zaten bir prensim ama kıyafetim savaşçı kıyafeti.Dedi kendinden ödün vermemezcesine.
  Işıl :-Keşke kızlara görede olsaymış.
  Yong Hwa :-Sana da prenses kıyafeti olurdu o zaman.
  Işıl :-Nedenmiş o?
  Yong Hwa :-Kendini beğenmişsinde o yüzden.
  Işıl :-Allah,Allah.Bi kere olsam olsam,prenses değil,bir Osmanlı sultanı olurdum ben.
  Yong Hwa :-O zaman, kendini beğenmiş,Osmanlı sultanı.
  Işıl :-Bak hâlâ...
  Yong Hwa :-Neyse ben gidip,üzerimi giyineyim.Madem geldik,ok nasıl atılır,ustasından gör.
  Işıl :-Her yerinden de mütevazilik akıyor prens hazretlerinin.Ustaymış.
  Yong Hwa, üzerini giyinmiş geliyordu.Işıl, birden ona doğru döndü. Bir an o yöne doğru bakakaldı.Çünkü Jung Yong Hwa, hayal ettiğinden de yakışıklı olmuştu.Bu kıyafetler ona çok yakışmıştı ve karşısında sanki Koreli bir savaşçı duruyordu. Güçlü görüntüsünün yanında çekiciydide şu an.Işıl için aşka davet eden bir görüntü vardı karşısında.
  Yong Hwa :-Nasıl olmuşum?
  Işıl gülümsedi:-Bence mükemmel.
  Yong Hwa :-Bu kıyafetlerle kendimi gerçek bir savaşçı gibi hissediyorum.
  Işıl :-Doğrusunu istersen şu anda ben de öyle olduğunu düşünüyorum. Belki inanmayacaksın ama ok atışlarını merakla bekliyorum.
  Yong Hwa, Işıl 'a baktı. Ne oldu da değişmişti?Az önce kendisini aşşağılayan kız gitmiş,desteğini her fırsatta esirgemeyen kız gelmişti.
  Aslında haklıydı Yong. Işıl 'ın kafa karıştıran hâlleri vardı. Destekçi mi?Yoksa köstekçi mi belli değildi.
  Yong Hwa :-Az önce pek bi inançsızdın bana karşı?
  Işıl silkelendi ve kendine geldi.
  Işıl :-Atışlarını merak ediyorum dediysem o atışları nasıl atamadığını demek istedim ben.Yoksa biliyorum atamayacağını.
  Yong Hwa :-Bir an diğer türlü düşündüm senin hakkında. Yanılmışım.Dedi ve atışını yapmak üzere gitti.
  Işıl elini yüzüne kapattı :-Ne saçmalıyorum ben.Kendine gel Işıl ya.
  Yong Hwa, geçti atış yapmak için.Yayını hazırladı,sonra da bir ok seçti ve yayına yerleştirdi.Gayet dikkatli görünüyordu. Yayını çekti,nişan aldı ve bıraktı. Ok hızla hedefe gidiyordu. Ve işte on iki.Tam ortadan vurmuştu hedefi.Göz ucuyla baktı Işıl 'a.Galiba bu oku atmakta ki en büyük amaç onu etkilemekti.Başarılıydı da hani.
Işıl :-On ikiden vurdu.Allahım,o oku atarken,ne kadar da tatlı görünüyor.Hele de o alnına dağılan saçların altından bağladığı bandaj.Tıpkı Koreli bir savaşçı olmuş.Neler düşünüyorum ben?Allahım yardım et.Aklımdan geçen en son şey, başıma gelmek üzere.
  Yong Hwa, ikinci oku da fırlattı.Sonra üçüncü de geldi.Her biri birbirinden mükemmel atışlar.Ve on ikiyi vuran oklar.Sadece hedefi değil,Işıl 'ın kalbini de vuruyordu on ikiden.Seğirci olarak gelen kızlar vardı kenarda ve Yong Hwa 'nın her atışında çılgınca alkışkayıp,sevinç çığlıkları atıyorlardı.
  Işıl :-Sandığımdan çok daha yetenekli.Kapalı bir sandık gibisin Yong Hwa. İçinde öyle mücevherler varki.
  Yong Hwa, etrafında ki kızlara rağmen,başka düşüncelerdeydi.Bu düşüncelerle fırlatıyordu hedefe her oku.
  Yong Hwa :-Bana bakıyor.Benim bir becekriksiz olduğumu düşünmesini istemiyorum. Acaba atışlarımdan etkilenmiş midir?Onun gibi bir kızı etkilemek zor.Diğerleri bana tevzavruat yaparken,o sakince gülümsüyor bana.İyi de ben neden düşünüyorum şimdi bunları?Işıl 'ı etkileme düşüncesine ne ara kapıldım ben?Acaba...
  İkisi de aptal değillerdi ama yine de anlamıyorlardı içeride hissettiklerini.Ya da hissettikleri şeyin adının aşk olduğunu.
  Yong Hwa 'nın atışları sona ermişti.Kızlar koşuşarak yanına geldiler.
  :-Yong,bir harikaydın.
  Yong Hwa :-Teşekkürler.
  :-Hiç böyle atışlar yapanı görmedim.Üçü de on ikiden.
  :-Her zamanki gibi mükemmel atışlar.Hayatta da hep böyle on ikiden mi vurursun?
  :-Tabiiki.Çünkü o Jung Yong Hwa. Herhalde mükemmel atışlar yapacak.Bu kız,Işıl 'ın gece Yong Hwa 'nın arabasında gördüğü kızdı.Ayrıca gece kulübünde yanında olan kız.
  Yong Hwa :-Abartma Shin Hye.Sadece ok attım.Dünyayı kurtarmadım.
  Shin Hye:-Benim gözümde ikisi de aynı şey konu sen olunca.
  Belliki Shin Hye denilen bu kız,Yong Hwa'ya karşı pekte boş değildi.Işıl, kenarda kalmış,onları izliyordu.
  Işıl :-Kızlara bak.Neredeyse Yong 'un içine düşecekler.O da pek bi memnun hâlinden.Ben de buraya kavak ağacı gibi dikildim,beyefendiyi bekliyorum. O ise kızlarla cilvelişiyor.Dedi somurtarak.
  Hayırlı olsun,Işıl 'da kıskançlıkta baş göstermeye başlamıştı. Ne de olsa seven insan kıskanır diye boşuna söylemişler.
  Işıl kendine geldi birden:-Su düşündüklerime de bak. Acilen bu düşüncelerden ve içten içe kendimle konuşmaktan vaz geçmeliyim.Dedi çaresizce.
  Yong Hwa, güçlüklede olsa kızların yanından ayrılıp,Işıl 'ın yanına geldi.
  Yong Hwa :-Üzgünüm seni beklettim.Kızlar bırakmadılarda.Dedi böbürlenerek.
  Işıl sert bir ses tonu ile :-Gördüm.Dedi.
  Yong Hwa :-Hayranlarım sonuçta.Seviyorlar beni.
  Işıl :-Şu kız,geçen geceki kız değil mi?Dedi Shin Hye'yi göstererek.
  Yong Hwa :-Evet o.
  Işıl :-Yoksa,hoşlanıyor musun ondan?Dedi sırıtarak.
  Bu soruyu şirinlik olsun diye sorduysa da içi gelecek cevap ile heyecanla doluyordu.O cevap ile içi her an kan ağlayabilirdi.
  Yong Hwa :-Yine saçmalamaya başladın.Hem bırak aşkı filan da sana ok atmayı öğretmemi ister misin?
  Işıl :-Bana mı?
  Yong Hwa :-Evet,gel haydi.Dedi ve elinden tutup,atış alanına getirdi.
  Işıl :-Ama ben,hiç anlamam ki bu işlerden.Nasıl yaparım?
  Yong Hwa eline oku ve yayı verdi.Işıl, hedefe doğru nişan aldı ve sargı da olan eli ile gerdi yayı.Yong Hwa 'ya baktı,gözünü kıstı ve fırlattı.Nasıl bir atışsa artık,ok görünmedi bile.
  Işıl :-Oku göremedim vurdum mu sence?Dedi hedef tahtasına bakarak.
  Yong Hwa gülümsedi,eğildi ve ayağının dibindeki oku alıp Işıl 'a verdi.
  Yong Hwa :-Hem de tam on ikiden.
  Işıl :-Ne alay ediyorsun!Dedi ve aldı oku.
  Yong Hwa :-Mükemmel bir atıştı.Dedi gülerek.
  Işıl :-Sana bilmediğimi söylemiştim.Neden şimdi alay ediyorsun?
  Yong Hwa :-Gel buraya.Dedi ve Işıl 'ın arkasına geçti.Bir eliyle oku tutan Işıl 'ın elini tuttu, diğer eliylede yayı.Işıl, iki kolunun arasında kalmıştı.Yanağını,Işıl 'ın yanağına doğru yaklaştırdı.Gözünü kıstı.
  Uzaktan kızlar onları izliyorlardı.
  :-Shin Hye,bu kız kim?Yong ile çok samimi değiller mi sence?
  Shin Hye :-Tanımıyorum.Ama tanışırız nasılsa.
  :-Elinden alacak gibi.
  Shin Hye, sert bir bakış attı arkadaşına.Arkadaşı geri çekildi çekingenlikle.
  Shin Hye :-Bana rakip sanıyorsa kendini,şimdiden kaybetti.
  Yong Hwa, Işıl ile atış yapmaya çalışıyordu etrafını umursamadan.
  Yong Hwa :-Böyle yapacaksın bak.Ger ve şimdi bırak.Dedi ve yayı gerip fırlattı.Ok yine on ikiden vurdu.
  Işıl :-Vayy be oldu.
  Yong Hwa :-Çalışırsan olacak.Dedi ve bir an oldukları vaziyetin farkına vardılar.Yanak yanağa.Yavaşça birbirlerine döndüler ve göz göze geldiler.İkisi de hemen, geri çekildiler.Yanakları kızarmıştı.
  Yong Hwa :-Ben,üzerimi değiştirip geliyorum.Dedi ve kaçarcasına gitti.
  Işıl:-Tamam.
  Farkında olmadan yapılan her hareket,bu iki genci birbirine daha çok yakınlaştırıyordu.Her etki,kalplerinde bir tepki oluşturuyordu da yabancıların araya girme vakti gelmişti ve her şey farklı bir yere gidecekti.

 
 
 
 
 
 
 
 

 

BENİM KÜÇÜK DADIMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin