15.Bölüm-Ne Seninle Ne Sensiz

263 26 10
                                    

  Hayatta vaz geçilmezler vardır.Kimine göre aile,kimine göre çocuk,kimine göre de aşk.Jung Yong Hwa için de şu an aşk.Her ne kadar red ediyor olsa da vaz geçemiyordu dadısından.Vaz geçemiyordu aşkından.
  Işıl, Eun Sun ile küçük Hyung 'un evine gelmişti. Fakat farkında değildi ama onlarla birlikte birileri daha gelmişti oraya.Yong Hwa ve Dong Hyun. Bir köşeye sinmişler,Eun Sun ve Işıl 'ı gözetliyorlardı.
  Yong Hwa :-Burada ne işi var bu kızın?
  Dong Hyun :-Asıl bizim ne işimiz var burada?
  Yong Hwa :-Işıl 'ın erkek arkadaşı kimmiş onu öğrenmeye geldik.Bu evde mi buluşacaklar acaba?
  Dong Hyun :-Bize ne kızın erkek arkadaşından.
  Yong Hwa :-"Bize ne"de ne demek?
  Dong Hyun :-Unutmuşum.Sen Işıl 'a aşıktın değil mi?
  Yong Hwa :-Öyle bir şey olmadığını daha kaç kere söylemem gerek?Sadece bu erkek arkadaş güvenilir biri mi diye kontrol edeceğim.Işıl zarar görmesin diye.
  Dong Hyun :-Ya öyle tabii.Sen hem evden göndermeye çalış,hem de peşinden buralara gel.İlginçmiş doğrusu.
  Yong Hwa :-Sen böyle konuşacak mısın sürekli?
  Dong Hyun :-Tamam sustum.
  Işıl,zili çaldı.O anda kapı açıldı.Yakışıklı mı yakışıklı bir genç kapıyı açtı.Işıl ve Eun Sun, içeri girdiler. Sonra kapı tekrar kapandı.
  Yong Hwa :-Çocuğu gördün mü?
  Dong Hyun :-Ne yalan söyleyeyim,yakışıklıymış.
  Yong Hwa :-Dong, ne diyorsun sen?
  Dong Hyun :-Işıl 'ın sevgilisinden bahsediyorum.Ee ne düşünüyorsun acaba?Eve dönüyor muyuz?Yoksa burada Işıl 'ın çıkmasını mı bekleyeceksin?
  Yong Hwa :-İçeri giriyoruz.
  Dong Hyun :-Ne yapıyor muşuz?Diye sordu şaşkınlıkla.
  Yong Hwa :-İçeri giriyoruz dedim.
  Dong Hyun :-Girince ne diyeceksin acaba arkadaşım?
  Yong Hwa :-Buluruz bir şey yürü benimle gel.
  Dong Hyun :-Önce yalanımızı bulsaydık.
  Yong Hwa :-Yürü!Bakalım Işıl hanım'ın sevgilisine.
  Yong Hwa ve Dong Hyun, eve doğru ilerlediler.Aklında uyduracağı bir bahanesi olmadan,kalbinin yönlendirmesi ile kapıya geldi.Zile bastı.Az önce ki yakışışıklı genç,kapıyı açtı.
  -Buyrun.Kimsiniz?
  Yong Hwa :-Bizz...
  :-Aa doğum günü için geldiniz galiba içeri gelin.Dedi ve onları içeri davet etti.
Yong Hwa :-Doğum günü mü?
Dong Hyun :-Sanırım, sevgilisinin doğum günü partisine geldik.
İçeri girmişlerdi birden bir grup kalabalığın içinde buldular kendilerini.Işıl ve Eun Sun,küçük Hyung 'un yanındalardı.Annesi Bayan Ga Yeon ve felçli babası ile çok mutlu görünüyordu.Mütevazi bir süsleme ile süslenmişti oda.Pastası gelmişti.
  Eun Sun :-Haydi bakalım, Hyung. Bir dilek tut ve mumları üfle.
  Hyung :-Tamam.Dedi ve dilek tutup,mumları üfledi.
  Işıl :-Aferin sana.Ne dilediğini sorabilir miyim?Dedi gülümseyerek. 
  Hyung :-Babamın iyileşmesini ve annemin artık ağlamamasını.
  Yong Hwa, Hyung 'un babasına baktı o an.Adamcağızın gözleri dolu dolu olmuştu. Odadakilerinde.Üzülmüştü Yong. Bu küçücük evde mutlu olmaya çalışan insanlar vardı.
  Işıl :-Bence Hyung 'un dileği kesin kabul olacak. Çünkü o ailesini çok seviyor.
  Bayan Ga Yeon,gözlerini sildi.
  Eun Sun :-Bencede.Çünkü onu çok seven bir Işıl, bir de Eun Sun ablası var.
  Küçük Hyung, ikisinede sarıldı.
  Yong Hwa 'nın aklına bir soru takıldı o an.Işıl 'ın bu evde ne işi vardı?
  Yong Hwa :-Nasıl bir hayatı var bu kızın?Bu insanlara ne ara sevdirdin kendini ve sen onları ne ara sevdin?Diye düşündü.
  Işıl:-Haydi şimdi hediyelerimizi verelim.Doğum günlerinde en sevdiğim an.Dedi ve birden döndü.Yong Hwa ve Dong Hyun 'u gördü.
  Işıl :-Yong!
  Küçük Hyung, onu gördü ve yanına koştu.
  Hyung :-Aaa!Işıl ablanın erkek arkadaşı.
  Işıl ve Yong Hwa, birbirlerine baktılar. Yong, Hyung 'u kucağına aldı. Gülümseyerek bakıyordu yüzüne.
  Hyung :-Sen de mi buradaydın?
  Yong Hwa :-Evet.Bu gün senin doğum günün mü?
  Hyung :-Evet.
  Yong Hwa:-İyi ki doğdun o zaman.Dedi ve yanağından öptü.
  Bayan Ga Yeon:-Hoş geldiniz.Dedi kim olduklarını sorarcasına.
  Işıl :-Kendileri bizim arkadaşlarımız.Güney Koreli ünlü iş kadını Bayan Mi Ja'nın oğlu.
  Bayan Ga Yeon:-Hyung 'un ameliyatı için yardım eden Bayan Mi Ja'nın oğlu mu?
  Yong Hwa :-Ne?
  Yong Hwa, yeni yeni şeyler öğreniyordu ama hâlâ bu olayın Işıl ile bağlantısını anlayamamıştı.
  Bayan Ga Yeon gülümsedi:-Hyung ile önceden tanışıyorlar galiba.
  Işıl :-İşte.
  Yong Hwa :-Doğum günün olduğundan haberim yoktu.Söyle bakalım,benden ne hediye istersin?
  Hyung :-Hediye istemem.Senin gelmen beni mutlu etti.Dedi çocuk bilmişliği ile.
  Yong Hwa gülümsedi :-Ama ben sana bir hediye vermek istiyorum.Dedi ve yanağından bir makas aldı.
  Hyung :-Burada bir sürü hediyem var.Sen gel,onları beraber açalım.
  Yong Hwa, küçük Hyung ile yere oturdu hediyelerin başına. Işıl kollarını birleştirmiş,onlara bakıyordu.Dong Hyun 'da.Birden başını kaldırdı ve Eun Sun 'a baktı. Üzerinde bir bakış hisseden Eun Sun 'da Dong Hyun 'a çevirdi gözlerini. O an göz göze geldiler.Dong Hyun gülümsedi ve el salladı ona.Neden böyle yaptı birden bire, kendisi de bilmiyordu.
  Işıl fark etmişti onları.
  Işıl :-Ne oluyor Eun Sun? Dedi imâ ile.
  Eun Sun saçı ile oynamaya başladı :-Bilmem.
  Işıl :-Bunların burada ne işi var ben onu anlamadım.
  Eun Sun :-Gerçekten,nereden çıktılar birden?
  Pasta kesilmişti.Yong Hwa,elinde pasta yediği tabak ile Işıl 'a baktı.Işıl ise o genç ile bir şeyler konuşuyordu.Hırsla bir lokma aldı ağzına.
  Yong Hwa :-Erkek arkadaşı mı?Değil mi?Anlayamadım.Dedi ve Dong Hyun 'a döndü. Ama o kendi derdindeydi.Eun Sun 'a bakmakla meşguldü.
  Dong Hyun :-Umarım erkek arkadaşı yoktur.
  Yong Hwa, Dong Hyun 'a baktı önce.Sonra da Eun Sun 'a.
  Yong Hwa :-Sen nereye bakıyorsun?
  Dong Hyun :-Ha!Hiç.Hiç bir yere.
  Yong Hwa :-Dong,yoksa sen?
  Dong Hyun :-Yong Hwa, sakın bir şey söyleme.Dedi ve ağzını kapattı.
  Yong Hwa :-Dur,pasta yere dökülecek.Dedi gülerek.
  Eve gitmek üzere çıkmışlardı. Eun Sun ve Dong Hyun, yanlarından ayrılmışlardı.Yong Hwa 'da arabasına doğru yöneldi.
  Işıl :-Seni buraya atan rüzgar neydi acaba?
  Yong Hwa :-Şeyy.Buradan geçiyorduk Dong Hyun ile de Eun Sun ile seni o eve girerken görünce merak edip,yanınıza geldik.
  Yalan düşünmesine gerek kalmamıştı.Hemencecik uyduruverdi.Ama Işıl zeki kızdı.Hemen yutmazdı bunu.
  Işıl :-Sizin buradan geçmenize sebep neydi ki?
  Yong Hwa düşündü,düşündü de bulamadı ve agrasifliği sayesinde kurtuldu bir yalan daha uydurmaktan.
  Yong Hwa :-Sana hesap mı vereceğim?Geçtik işte.
  Işıl :-İyi tamam be.Ne bağrıyorsun?
  Yong Hwa :-Neyse.Ben eve gidiyorum.Arabamla.Dedi övünürcesine.
  Işıl :-İyi git bakalım. Arabanla.
  Yong Hwa, arabasına bindi ve gitti.Işıl 'da usul usul düştü yola.
  Eve yeni girmişti Işıl. Odasına doğru ilerledi. Kapının önünde durdu.Sinirlenmek nedir tam olarak bilmeyen Işıl, öfkeden ortalığı yıkabilirdi o akşam.Çünkü odası Shin Hye tarafından işgal edilmiş,eşyaları oda kapısının önüne konmuş ve odaya yeni bir tarz yapılmıştı.
  Işıl :-Sen,burada ne yaptığını sanıyorsun?
  Shin Hye :-Odamı düzeniliyorum.Kabul et senden daha zevkliyim.
  Işıl :-Sen bu cesareti nereden alıyorsun ha!
  Shin Hye, nispet yaparcasına baktı Işıl 'ın gözlerine.Kazanılmamış bir zaferin gülümsemesi vardı gözlerinde.
  Shin Hye :-Yong Hwa 'dan alıyorum o cesareti.Kabul et artık. Yong beni seçti.Ve o benim.
  Işıl :-Ben şimdi gösteririm ona.Dedi ve Yong Hwa 'nın odasına gitti ve hızla kapıyı açtı.Yatağının üzerinde kitap okuyordu Yong. Birden toparlandı.
  Yong Hwa :-Yavaş ol.Her hangi birinin odasına girmiyorsun.Benim,yani Jung Yong Hwa 'nın odasına giriyorsun.Biraz saygılı ol.
  Işıl :-Sen de her hangi birini odasından atmıyorsun.Dadınım ben senin.Galiba hâlâ öğrenememişsin.
  Yong Hwa :-Biraz daha bağırda,herkes duysun istersen.Dedi Eun Sun 'a doğru bakarak.
  Işıl :-Öğrenilmesinden korksaydın,bu şekilde davranmazdın.
  Yong Hwa :-Ne yapmışım ben?Burası benim evim.Senin değil.Özgürüm yani.
  Işıl :-Hayır değilsin.
  Yong Hwa :-Evet,öyleyim.
  Işıl :-Çabuk söyle o kıza odamı eski hâline getirsin.
  Yong Hwa :-Söylemiyorum.Ne yapacaksın?
  Işıl :-Sabrımı zorlama Yong. Ama bunu sen istedin.Dadın olduğumu söylemenin zamanı geldi.
  Yong Hwa :-Bunu yapamazsın.Dedi ve gitmekte olan Işıl 'ın kolunu tutup,kendine doğru çekti.Birden geriye adım atayım derken,ayağı yerde ki halıya takıldı ve dengesini kaybedip, Işıl ile birlikte yere düştüler.
  Yong Hwa,bir kez daha kalbine maruz kalıyordu.Yere düşmüşlerdi.Işıl, üzerindeydi.Göğsünün üzerinde.Başını kaldırmasıyla Yong Hwa ile göz göze gelmeleri bir oldu.Saçları iki yandan düşmüştü omuzlarına.
  Yong Hwa :-Ben,şey.
  Işıl, kalktı hemen Yong Hwa 'nın üzerinden.Bir ileri,bir geri adım attı,sonra da çıktı odadan.
  Yong Hwa oturağına geldi:-Bu kız,bu evde kaldıkça ona daha çok aşık oluyorum.Diye mırıldandı ve kalktı yerden.
  Shin Hye ise Işıl 'ın odasını işgal etmekle meşguldü.Yatağın kenarında ki çekmeceyi açtı.Orada bir defter duruyordu.Işıl 'ın günlüğü.
  Shin Hye gülümsedi :-Şu bulduğum şeye de bak.Dedi ve içini açtı.Okumaya çalışsa da beceremedi çünkü yazılar Türkçe yazılmıştı.Sayfaları çevirirken içinde bir kağıt buldu.Bir antlaşma.
  İncelemeye değer gibi görünüyordu bu belge.Okumaya başladı. "Jung Yong Hwa 'nın..."o anda arkasından biri gelip,kağıdı elinden çekti.
  Işıl :-Senin olmayan şeyleri ,kurcalar mısın böyle?
  Shin Hye afallamıştı:-Şeyy.Bu defterin arasından çıktı da bi bakayım dedim.
  Işıl :-O defterin benim günlüğüm olduğunu gördüğün hâlde,neden içini açıyorsun?Korece "günlük"yazıyor orada değil mi?
  Shin Hye :-Sana hesap mı vereceğim?Dedi üste çıkarcasına.
  Işıl :-Söz konusu olan benim eşyalarım ise vereceksin.Bir daha olmasın.Dedi ve günlüğünü de alıp gitti.Shin Hye, hırsından kuduruyordu.
  Shin Hye :-Bu kız nasıl bana...Az kaldı küçük hanım.Bu evden gidişini zevkle izleyeceğim.
  Işıl, oturma odasında oturuyordu olanca eşyası ile.Elinde ki antlaşmaya baktı.
  Işıl :-Güya bunu Jung Yong Hwa 'yı adam etmek için kullanıyorum.İşe de yarıyor aslında.Ama ne kadar tehdit etsem de kullanamayacağımı adım gibi biliyorum. Dedi ve antlaşmayı günlüğünün içine koydu.Sonra,yerde duran kitaplardan bir kaç tanesini alıp,Yong Hwa 'nın odasına doğru ilerledi.Ders çalışma vakti gelmişti. Nasıl olacaktıysa artık?
  Işıl, odanın kapısına geldi ve içeriden gelen sesle yerinde kaldı.Shin Hye ve Yong Hwa konuşuyorlardı.Odanın kapısı sonuna kadar açıktı.Kenarda durdu.Kapı dinleme gibi bir huyu yoktu ama konu kendisi olunca bir merak uyandı kendisinde.
  Shin Hye :-Bu ukalâ kızın ne işi var burada Yong?
  Yong Hwa, kitaplığın önünde bir kitap arıyordu.
  Yong Hwa :-Bayan Mi Ja 'nın,Türkiye'de ki bir arkadaşının kızı.
  Shin Hye :-Sana çok fazla karışıyor.Buna neden izin veriyorsun?
  Işıl :-Dadısıyım da ondan canım.Diye fısıldadı kendi kendine.
  Yong Hwa :-Sen Işıl ile neden bu kadar çok ilgilenmeye başladın acaba?
  Shin Hye, Yong Hwa 'nın yanına gitti.Elini yanağına koydu.Niyeti az çok belliydi.
  Shin Hye :-Seni kıskanıyorum anlamıyor musun hâlâ.Yong Hwa, sana aşık olduğumu ne zaman anlayacaksın?Dedi ve Yong Hwa 'ya yaklaştıkça yaklaştı.Yong Hwa bir iki adım geri gitti.İstediği kadın o değildi çünkü.Fakat o beklendik şey gerçekleşmişti.Shin Hye, Yong Hwa'yı öpmüştü.Bir anlık tepkiyle,iki eliyle itti Shin Hye'yi.Ama o an olan olmuştu. Işıl, bu manzarayı görmüştü.Yong Hwa 'da onu. Üstelik, kendisine söylediği "hiç bir kızı öpemiyorum"cümlesinden sonra,kendisini kandırılmış hissediyordu Işıl.Bir hışım ile oradan ayrıldı ve koşarak merdivenlerden inmeye başladı. Yong Hwa 'da peşinden.
  Yong Hwa :-Işıl, bekle.
  Işıl nereye gideceğini şaşırmıştı sanki.Birden yönünü arka bahçeye çevirdi.Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
  Bahçeye geldiğinde Yong Hwa kendisine yetişti ve kolundan tuttup, onu durdurdu.
  Yong Hwa :-Neden beklemiyorsun?
  Işıl :-Sen neden peşimden geliyorsun?
  Yong Hwa :-Gördüğün o şey...
  Işıl :-Gördüğüm o şey beni nasıl aptal yerine koyduğunu gösteriyor.Bana hiç bir kızı öpemediğini söylemiştin oysa.Ben ise oturup sana aşk tavsiyeleri verdim.
  Yong Hwa :-Onu öpen ben değilim.
  Işıl kıskançlığınında etkisi ile Yong Hwa 'nın sözlerine inanmıyordu.Gördüğü şey,yanlış olmasına rağmen,ona öylesine doğru geliyordu ki.
  Işıl :-Sen öpmedin tabii.Ben öptüm.Dedi alay edercesine.
  Yong Hwa :-Bana inanmıyor musun?
  Işıl gözlerine baktı Yong Hwa 'nın.İnanmak istiyordu aslında.
  Işıl :-Hayır. Dedi.Bu cevap,Yong Hwa 'yı fena vurmuştu sanki.Demek ki bu güne kadar onun güvenini hiç kazanamamıştı.Demek ki onun kalbinde hiç yeri yoktu.Böyle düşünmeye başlamıştı.
  Yong Hwa :-Hayır öyle mi?Sorun ne biliyor musun? Sorun benim bir kızı öpmem değil.Sorun,senin bana hiç güvenmemiş olman.
  Işıl :-Sorun bu değil.Senin,beni aptal yerine koyman.Biraz olsun değiştin sanmıştım.Beni kendine yakın görüp dertlerini anlattığını.Ama kandırılmışım.Yoksa hangi kızı  öpersen,öp.Umurumda bile değil.
  Yong Hwa :- Seni gerçekten kendime yakın görmüştüm ve sana o sıkıntımı anlatmıştım.Asla seni kandırmadım.Ama sen beni kandırdın.
  Işıl :-Şimdi de suçlu ben mi oldum?
  Yong Hwa :-Evet.Suçlu sensin.Bana yakın davranmanın tek sebebi bana acıman.Ve ben bana acıyan birinin yanında olamam.Dedi ve içeri gitti.
  Işıl, çardağa oturdu :-Bırak kimle birlikte olursa olsun.Niye takıyorsam bu kadar?Sen git kızı öp,ondan sonra da gel zeytin yağ gibi üste çık.Bana ne ya?Neden düşünüyorum onu bu kadar?Yapma Işıl yapma.O aksi,gece kuşu Yong 'a aşık olmuş olamam değil mi?Dedi ve kolunda ki kesik izine baktı. Nihayet o aşk kelimesini,Yong Hwa 'yı ve kendisini aynı cümle içinde kullanmıştı.Ne de olsa anmaya bile korkuyordu adını bu duygunun.Bu da bir gelişmeydi Işıl için.Ya da yeni bir sorunun başlangıcı.
  Gece olmuştu. Yong Hwa'yı uyku tutmamıştı yine.Ve yine korku dolu yalnızlık.Dışarı çıkmakta istemiyordu canı.Evde ki yatağında gece uykusunu çok sevmişti.Uyursa kâbuslarla uyanmakta vardı ama.
  Yong Hwa:-Acaba Shin Hye'nin odasına mı gitsem.Yok artık daha neler.Keşke yine Işıl'ın yanında uyuyabilseydim.Ne güzel uyuyordum onunla iken.Dedi kısa süreli bir pişmanlık ile.Ama bu sefer yanına gidemiyordu Işıl 'ın.Kızcağızı odasından etmişti ne de olsa.Yatağında dönüp duruyordu.Huzursuzdu.Yattığı yerden kalktı ve oturma odasına gitti.Usulca araladı kapıyı. Başını içeri uzattı.Işıl, üçlü koltuğun üzerinde uyuyordu bir battaniyeye sarılmış.Ayağının teki aşağı sallanıyordu.Tavşan pandiflerini gördü Yong, Işıl 'ın ayağında.Belliki çıkarmayı unutmuştu.Gülümsedi. İçeri girdi ve hemen karşısında ki üçlü koltuğa da kendisi uzandı.Hemen uykuya dalmalıydı çünkü sabah Işıl'dan önce kalkıp kendi odasına gitmeliydi.Kendisinin yanında uyuduğunu bilmemeliydi Işıl.Onsuz uykuya dalamadığını da.Koltukta uyumak zorunda da kalsa,yine de kâbuslarla,yalnız başına kendi odasında kalmaktan iyiydi.Üstelik,Işıl tam karşısındaydı.Onu seyrederek uykuya daldı.
 
 
 

BENİM KÜÇÜK DADIMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin