(O kadar uzun zaman oldu ki hikayeyi unutmuşum.... Kusura bakmayın. Sevgili okuyucular bu hikayeye devam edersem bölümleri kısaltacağım. Arada başka hikayeler yazmak isterken iki hikayeyi birden yazmak zor oluyor. Özellikle de yazdığım zaman tam yazmak isteyen benim için. Aşk nöbetinin bir bölümünü yazmak iki-üç gün alıyor zaten. Neyse ki onu arada yazıyorum. Keyifli okumalar. )
İnsanların yaptıklarıyla değil, giydikleriyle marka oldukları bir çağda; aşkların sahteliğinden yakınmak yanlış olur. [Paulo Coelho]
Yağmur’un gerçekten de biraz önce uydurduğu yalana inandığını gördü Zeynep; zavallı kız kendisini kesen erkeği arıyordu. Aniden Zeynep’e dönerek :
“Şurada ki mi? Hani siyah saçlı? Yanında sarışın bir yelloz var.” Dedi.
Zeynep kafasının içindekilerle o kadar meşguldü ki Yağmur ne söylediğini ilk seferinde anlayamamıştı. “Neden bahsediyor ” diyordu, kendi kendine. Sonra birden farkına vardı.
“Evet, evet ta kendisi…”
“Ay! Kimin nesi acaba? Çok da tatlı çocuk bu… Yenir mi? İçilir mi kız.”
“Yağmur çocuk sana sadece bir bakış attı farkındasın değil mi? Hoş attı mı ondan bile emin değilim.”
“Ne demek emin değilim? Sen demedin mi çocuk seni kesiyor diye…”
“Kızım kesiyor dediysek şöyle bir göz ucu ile süzüyor demek ki. Gel evlenip, üç çocuk yapalım demiyor ya.”
“Bu işler hiç belli olmaz ergen bacım bir bakış atmış kalbimi yakmış belki.”
“Aman aman… Senin kalbin saman kâğıttan falan yapılma herhalde canım. Yani artık nasıl bir kıtlık çekiyorsan?”
“Canım istesen sen şansını fazla zorlama sen. Hayır yani elimde nasıl kozların olduğunu biliyoruz.”
“Aman be aman, arkadaş dedik bağrımıza bastık, kırklık sinsi yılanlar elini öptü yani.”
“Ben bu çıtır çocuk ile sonra ilgilenirim de sen biraz önce kapattığın konuya dönelim.”
“Hangi konuya?”
“Hangi konuya olacak? Patronundan bahsediyorum.”
“Bence hiç gerek yok.”
“Zeynep ben senin için konuşuyorum farkında mısın? ”
“Farkındayım.”
“Buradan hiç öyle gözükmüyor da. Neyse bak bence istenilmeyen bir kaza olmuş. Sen de her zamanki gibi hemen parlamışsın adama. Bence gidip bir özür dilersen bir sorun kalmaz.”
Zeynep şaşkınlığını belli eden ses tonu ile karşılık verdi.
“Ne? Bir de ben mi özür dileyeceğim ondan.”Yağmur kendinden emin, söylediğinin doğru olduğuna inandığını belli eden tavrı ile karşılık verdi.
“Tabi ki sen de özür dileyeceksin Kızım. Durduk yere olay çıkarmışsın. Adamın seni kovmadığına dua et. Bak istersen kızlar arasında bir oylama yapabiliriz.”
“Aman kalsın, kalsın. Ben sana diyorum ki adam beni çıplak gördü sen bana ne diyorsun. Sen 3 miyar 750 Milyon Yağmur? İnsan biraz arkadaşını savunur yahu. ”
“Belirttiğim gibi canım adamın seni izleyip izlemediği belli değil. Her zamanki gibi senin kuruntun olabilir. Bir kazadır olmuş işte. ”
“Tamam, tamam elbiselerimi almaya gittiğimde bir özür dilerim. Sanmıyorum ama devam ederim belki işe belki bir sorun çıkmaz.”
*****
Telefonda duyduğu numaraları önündeki kâğıda yazdıktan sonra telefonu kapattı Kerem. Elinde tuttuğu kağıda bakarken aklında düşünceler geçirdi:
“Nereden çıktı şimdi? Neden kızı arayıp özür diliyorum ki? Benim hatam değildi. Kırıldıysa bile kendi aptallığı… Aptal paskalya yumurtası, kendini ne sanıyor? Aramayacağım vazgeçtim. Hayır, neden taktıysam kafaya bu kadar? Off! Yorgunluktan da ölüyorum resmen.”
Kısa süreli bu düşüncelerinden sonra şimdilik aramaktan vazgeçtiği numaraları göz önünden kaldırdı. Şimdi kafasını meşgul eden ise bu sıkıcı günde ne yapsam sorusuydu.
Spor yapamayacak kadar yorgundu. Aslında salonundaki kanepeye rahatça yayılmış, aldığı duşun ardından rahat yüzü görmüş kasları gevşerken pek alışık olmasa da Tv izleyebilirdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gerçek Bir Rüya
Teen FictionBizden biri ile Kerem Sayer olmayan bir Kerem'in ilginç hikayesi....