🌹bir🌹

10.1K 767 307
                                    

Selamun Aleykum. Yıldıza tıklayalım ki goncalar, gül açsın. Yorumlar can suyu, verimi bol olsun!

 Yorumlar can suyu, verimi bol olsun!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Şimdiki zaman içinde, bir zaman.

Soğuk, cayır cayır donduruyordu ruhumu.
Enseme yaslı şalım kar bağlıyor, kirpiklerim daha on dokuzunda kırlaşıyor, yeni kesilmiş tırnaklarım parmak uçlarımdan ayrılıp hayallerime batıyordu.

Soğuk, dudaklarımı alayvari bir depreme gebe bırakıyordu.Sallanıyordu tüm hayatım. İçindeki çoğu kişi düşüyordu bir bir. Bazılarıysa kürtajla uzaklaşıyordu. Yapayalnız kalıyordum. Yanlış oldu. Zaten yapayalnızdım.

Bir adam başkasına yar, başkasının var olduğundan beri.

Evet, bir zamanlar bir adam vardı.

Çok sevdiğim. Hep sevdiğim. Bütün meşguliyetime rağmen başka işim gücüm yokmuş gibi sevdiğim. Ama sabahtan akşama kadar boş boş oturmasına rağmen tarafınca sevilmediğim.

Akif.

Soyadını alamadığım.

Çok küçüktüm ona tutunduğumda. Çok küçüktüm bana tutunamayıp elimden kaydığında. Çok küçüktüm heves deyip hevesimi kırdıklarında. Ayşe babaannenin torunu Zeynep'i, Akif için istemeye gittiklerinde de büyüdüğüm söylenemezdi.

Sonra şey oldu işte on dokuz oldum, Akif evlendi. Ben yandım. Barklandı, ben bittim. Zeynep'in birkaç haftalık hamile olduğunu öğrendiğimden beri de kül durumundaydım.

Savruluyordum oradan oraya.

Pançosundan sarkan kulaklık, bacağına sürtünen kediyle işte yine lojmanın balkonundaki tekerlekli sandalyesindeydi ve avuç içleri yine doluydu. Sevdiği kadının parmaklarını kucaklıyordu.

Gözlerimi kaçırarak Akif'i biraz da olsa düşünmemeye zorladım kendimi. Zira deminden beri tam beş kez düşmüştüm. Ayakkabılarımın içinde parmaklarımı oynatırken çözük haldeki bağcıklarıma baka baka yürümeye başladım.

"Gül, dikkat et!"

Bu da altıncısıydı.

Yerle birken, ensemden yakalayan sese önümü döndüm. Karşımda gördüğüm adamın karşısında duran adama umutlarını öldüre öldüre bakışını gördüm. Bir kez de bu yüzden öldüm.

İstemsiz bir halde diz kapaklarımda hissettiğim acıyı rendelemişti, Faruk. Lime lime yapıp elime vermişti sonra da.

Yavaşça yutkunduğumda yere eğildi. Çözük haldeki bağcıklarımı özenle bağladı. Kolumdan tutup ayağa kalkmama yardım etti ve hiçbir şeyi olmayan birine sorulabilecek en ağır soruyu sordu.

''Bir şeyin var mı?''

Sadece omuz silkmekle yetinip kolumu tuttuğu elini itelemiştim. Bunun üzerine nefesini bıraktı. Bir daha hiç alamayacakmış gibi yapmıştı bunu. O her böyle yapışında boğazından geçmeyen ne varsa benimkine takılıyordu ve ben ciddi boyutta öksürüyordum.

gül goncaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin