Arkadaşlar kısa bir bölüm oldu kusura bakmayın. Biliyorsunuz ki Soma faciasından sonra milli yas ilan edildi. Şu günlerde bölüm yayınlamak ne kadar doğru bilmiyorum ama tepkisiz kalmadığımızı bilmenizi isteriz.
Her neyse iyi okumalar. ^^
Villadan içeri girdiğimizde saat 08.00'dı. Saatlerce uyumama karşın üzerimde ki uykusuzluğu umursamadan evi incelemeye koyuldum. Dışarıdan tipik bir bodrum evi gibi görünüyordu. Beyaz , sade , balkonunda pembe çiçekleri olan ve şirin birşey. Ama içerisi ayrı bir dünyaydı sanki. Krem rengi şık bir koltuk takımı , yemek takımı , plazma televizyon , müzik seti. Herşey mükemmeldi. Açık renklerden her ne kadar nefret etsemde yaz aylarında olduğumuz ve koyu renklerin yaz aylarına ters düştüğü gerçeği değişmiyordu.
-'Deniiz uykum var beniim' diye sızlanmaya başladım incelememi bitirdikten sonra.
-Yukarda ki odalardan birini seç ve uyu.. Bi dakka ya sen tüm yol boyunca uyumadın mı zaten ?
-Biraz daha uyumak istiyorum belki ne var yani ?
Atarlıyım lan yine.
-Aç mısın peki ?
-Evet ama şuanlık bunu bastırabilirim.
Sözlerimi tamamladıktan sonra hızlıca üst kata çıktım. Karşımda uzunca bir koridor vardı. Odaların içine tek tek bakarak koridorda ilerledim. Ama lanet olsun ki odaların hepsinin duvar rengi beyazdı. Tamam siyaha yakın bir renkte olur yaa , siyah olmasına gerek yok! Ama girip çıktığım tüm odalar açık renkliydi. Tam umudumu kaybetmişken koridorda ki son odaya da girmek istedim. Ve bingo! Duvarları siyaha çok yakın bir renkte olan oda buldum! Ayrıca duvarda Slipknot - As I lay dying - Metallica gibi grupların posterleri vardı. Tam Deniz'e bu odayı istediğimi söylemek için aşağı inecektim -ki izin vereceğini sanmıyordum çünkü burası muhtemelen onun odasıydı- yatak örtüsünün üzerinde ki SLİPKNOT yazısını görüp çığlığı bastım. Saniyeler içinde Deniz koşarak yanıma gelmişti.
-Aryaa! Noldu? Neden bağırdın ? Bi yerine bişey mi oldu ? .... Bla bla sorular. Susmasını bekledikten sonra konuşmak için dudaklarımı araladım .
-Deniizz. Bu oda çok güzeel! Nolur ben burda kalayım? LütfenLütfenLütfen!
-Arya olmaz burası benim odam
-Ama diğer odaların duvarları beyaz ! Ben oralarda uyuyamam kii.
-Arya olmaz dedim.
-Deniz 13 yaşından beri odamın duvarları siyah. Ben böyle alıştıım. Dedim üzgün yüz ifademle. Ardından Deniz kocaman sırıtmayla yanıt verdi.
-İyi o zaman. Koltukta yatarsın. Hem bana neler yaşattığını anlarsın (Piç smile)
Ufak bi küfür savurdum. Napalım ? Başa gelen çekilir demiş atalarımız. Ya da herhangi bir işsizde uydurmuş olabilir , emin değilim.
-Peki. Kabul. Ben uyuycam
Koltuğa yerleşip müzik dinleyerek uyumaya çalıştım. Ama şimdi haksızlık değil mi ? Deniz karşımda mışıl mışıl uyuyor. Hem ben ona kıyamayarak yanıma çağırmıştım. Off koltukta uyumaya çalışmak iğrenç bişey. Dayanamayıp Deniz'i dürtüklemeyue başladım.
-Deniiiz
-Deniiizz. Kalk birazda sen yat koltukta.
-Deniizz
- ........
-DENİİZ!
-Huh ?
-Ya orda sen yatsan. Bak ben anladım seni valla bidaha koltukta uyutmuycam seni. Söz.
-Tamam.
-Geçicek misin koltuğa ?
-Hayır
-Ya neden ?
-Arya uyumak istiyorum.
-İyi sen istedin. Yana kay koca adam ! Orada uyuyup kendimi sakatlamak istemiyorum.
-Sen bilirsin.
Bunun üzerine hafif yana kaydı. Bende yumuşak bir yer bulmanın ve Slipknot baskılı yorganın verdiği huzurla Deniz'e değilde yorgana sarılıp uykuya daldım. Banane ya ? Havanın sıcak olması umrumda değil. O yorgana sarılıcam ! -_-
*****
Uyandığımda istemeye istemeye gözlerimi araladım. Komidinde duran dijital saate baktığımda ağzım 'O' şeklini almıştı. 16.47 mi ? Yine kış uykusuna yatmışız lan biz. Bir an kalkmak için hamle yaptım. Ama belimde ki Deniz'in kolları beni engelledi.
-Deniiz. Oof yine boğuyosun beni kalkk!
-Deniiz!
-Ayı mısın lan kalksana? Cidden kış uykusuna yatmış bu .
Bir kaç garip seste sonra gözlerini açtı.Aslında açmasa da olurdu yaa. Çok tatlı uyuyodu. Ama uyanmamız lazımdı. Açlıktan ölüyodum çünkü.
-'Günaydın güzellik. ' Sonra kafasını çevirip saate baktı. 'İyi akşamlar mı demeliyim ?'
-Bilmiyorum. Deniz ben açııımm
-Ne zaman toksun ki ?
-Ya oof.
-Tamam kalk hazırlan yemeğe inelim.
-Kollarını çekersen kalkıcam da..
-Ha pardon.
Kollarını gevşetir gevşetmez fırlayıp bavulumun olduğu odaya gittim. Siyah yüksek belli şortumla kırmızı kolsuz kareli oduncu gömleğimi giyip gömleği şortumun içine soktum. Ayakkabı olarak siyah bez Converselerimi giydim. Sonra rutin makyajımı yapıp çantama bişeyler tıkıp parfüm sıktım. Sonra saçlarımı düzleştirdim. İşim bitince aşağıya indim .
Deniz çoktan hazırlanmıış beni bekliyordu. Tuhaf bir şekilde uyumlu giyinmiştik. O da kareli oduncu gömleği giymişti. Birbirimizi süzüp sırıtarak kapıdan çıktık. Yemek yiyceğimiz yere gelince açık büfeyi gördüm ve çığlık atmamak için kendimi zar zor tuttum. Küçüklüğümden beri şu otel tarzı yerlerde -veya devremülklerde- sevdiğim , değişmeyen tek şey vardır; Açık Büfe!
Denizle açık büfeye tabiri caizse saldırdık diyebilirim. Önüme gelen herşeyden tabağa biraz tıkıştırdım. Deniz'de aynısını yapıyordu. Koşa koşa bi masa bulup oturduk. İkimizde yemeğe gömülmüştük. Yemeklerimizi bitirdikten sonra tatlı almaya açık büfeye yöneldik. Karnımız tok olduğundan tek çeşit tatlıyla masamıza döndük. Deniz'e sürekli nasıl hayvan gibi yemek yediğimizi söylüyordum. O da bana insanların bize bakıp bakmadığıyla ilgili şüpelerini söylüyordu.
Tatlılarımızı da bitirip kısa bir yürüyüşe çıktık. Biraz yürüdükten sonra uzun bir kuyruk gördük. Ne kuyruğu diye insanlara sorduğumuzda sevinç çığlıkları atmaya başlamıştım. METALLİCA KONSERİ!!! Çabucak sıraya girip uzun bir bekleyişin ardından biletlerimizi aldık. Konser 2 hafta sonraymış. Biletler tükenmeden yetişebilmiştik neyseki.
O gecede Deniz'le beraber uyudum. Çok garip bi şekilde onunla uyumak bana huzur veriyor. Kokusunu hissetmek bile bana değişik şeyler hissettiriyor. Ama bu duygalarımı şu 'İfadesiz İfade' ile saklamayı becerebiliyorum. Bazen bunu yapmayı bildiğim için şükürler ediyorum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Black İn Black
ChickLit''Yüzünün masumluğunu o siyah boyalarla saklamayı becerememişsin.'' ''Ah , evet. Bugün makyaj için fazla vaktim olmadı.'' dedim alayla. Güldü. Hayatımız çoğu zaman düz bir çizgide devam etmez. İnişler , çıkışlar , fırtınalar ve fırtına dindikten so...