- Sen "gözce" bilir misin Kardelen?
- Ne?
- Gözlerimin içine bak yeter. Öğrendiğin gün konuşmadan dinlemeden anlarsın beni.Ve Kardelen ilk defa içindekileri tam manasıyla okuyabildi. Genç kız şaşkınlıkla gözlerini kaçırıp onu bıraktı. Cenk dışarı çıkarken Onur Kardelenin yanına geldi:
- Biliyorum istediğimiz gibi bir gece olmadı, telafi ederiz dedim ama... Olamayacak galiba. Gitmemiz lazım. Dayımın bana ihtiyacı var.Kardelen başına gelen şeyin sorumlusunu bulup cezasını kesmeden burdan ayrılmak istemiyordu:
- Sen git, ben birgün daha kalmak istiyorum. Cenk te yanımda zaten. Yarın birlikte döneriz.Onur ne cevap vereceğini bilemedi:
- Emin misin?
- Evet.
- Sana karşı çok mahcubum. İnan bana elimden gelse...Kardelen ona zoraki gülümsedi:
- Biliyorum. Zararı yok, başka zaman artık.
- Sen Amerikaya geldiğinde telefonumuzu bile yanımıza almadan sadece ikimiz bir gün geçireceğiz.
- Buna eminim.
- Ama inanmamış gibi bakıyorsun?Gözlerinin içine bakıp Kardeleni öpmek için yaklaştı. Genç kız nefesini tutarak gözlerini kapattı. Kurumuş dudaklarına bastırılan ıslak dudaklar...
Kendini sıkarak çığlığı önledi. Onur dudaklarını bırakıp ona sarıldı:
- Seni seviyorum.Gözyaşlarını bastırarak düğüm olmuş boğazından acı içinde yutkunarak sesini çıkarabildi:
- Bende seni.Birlikte yukarı çıktılar. Onurun bavulunu alıp tekrar lobiye indiler. Onur Cenk'i göremeyince gitmekte kararsız kaldı:
- Cenk nereye gitti?
- Biraz dolaşacaktı gelir şimdi. Merak etme yanlız değilim.Kardelen Onuru uğurlayıp Cenke bir not bırakarak dışarı çıktı. Otelin patikasından sapıp ormanın içine daldı.
Hala ayakta durabildiğine şaşıyordu. Başına gelen şeyi anladığı anda kendini her türlü duygu emaresine kapatmış olayın sadece failini bulmaya kafa yormuştu.
Vücudu bu aşırı yüklenmeye daha fazla gelemiyordu. Duyguları isyandaydı. İçindeki hassasiyetle etrafındaki orman sesleri kulaklarına daha bir keskin çarpıyor hisleriyle birlikte ona işkence ediyordu. Öyle bir an oldu ki yerinden kıpırdamayacak hale geldi, korku içinde mıhlanıp kaldı. Panik atak mı geçiriyordu?
Uğradığı hezimetin teninde bıraktığı izler elbiselerinin altından onu yakıyor, çıldıracak gibi oluyordu. Boğazında takılı kalmış bir isyan çığlığı nefes almasını engelliyor onu acıdan mahvediyordu. Can acısıyla baş edememenin umutsuzluğuyla sızlandı:
- Annecim! Nerdesin!Yere çöküp başını ellerinin arasına aldı:
- Allahım! Yalvarırım! Dayanamıyorum!Acı ve korku içinde inlerken güçlü kollar onu sarıp üstüne kapandı:
- Karen! Ne oldu? Neyin var?Cenkin sesini duyduğu anda duygularına tekrar gem vurmaya çabaladı. Ama bu kaçınılmazdı. Düşündü de: Yaşadığı o gece hep önüne mi çıkacaktı? O adamın nefesini hep ensesinde mi hissedecekti? İçinde
bastırdığı ne varsa katlanarak dışarı taştı. Hıçkırarak çığlık çığlığa ağladı.Cenk onu sıkı sıkı sarmaktan başka birşey yapamıyordu. Çenesi sıkışmış ağlayamıyordu bile. Kollarında son nefesini verirmiş gibi çırpınan bu kız onun eseriydi. Genç adam şimdi, şu an ölmek istedi. Ama Kardelene nefes olmak zorundaydı:
- Karen... Sakin ol... Yanındayım... Geçti... İyi olacaksın...Yerdeki genç kızı ayağa kaldırmaya çalıştı. Kardelen kendinden geçerek vücudunu yere bıraktı. Bayılmıştı. Deminden beri kaskatı kesilmiş olan Cenk nihayet çözüldü ve gözlerinden yaşlar boşaldı. Genç kızı yerden kaldırırken kolları gevşedi. Kucağındakiyle birlikte yere düştü. Onu korumak için kendini ona siper ederken katıla katıla ağlıyordu. Hiç bu kadar aciz ve çaresiz hissetmemişti. Toparlanmalıydı, Kardelenin ona ihtiyacı vardı. Kendinde olmayan genç kızın açısından nasıl rezil durumdu bu. Ona zarar veren birinin yardımına muhtaçtı. Bir bilse... Söyleyebilse... Nefretine razıydı ama çöküşüne hayır. Öğrenirse ailesini bırak, onu Onur bile toparlayamazdı. Onun Kardelene iyi geleceğini bilse... Genç kızın yüzündeki saçları çekip yüzünü okşadı:
- Yanlış dost, yanlış sevgili. Lanet olsun!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cam kırıkları - Kardelen
RomanceKardelen: İncinmekten korkarak kendini gizleyen narın çiçek. Ama karların ortasında açacak kadar cesaretli. Ya da güneşe yüzünü dönmek için acele eden, verdiği sözleri tutamayan hercai bir çiçek. Sen karar ver ne olduğuna... (2016)