5-BÖLÜM: KURT

89 9 4
                                    

Seksen asırdır yazacağımı söylediğim fakat yazmadığım bölümünüz hayırlı olsun.

Medya: Froy'un kurt hali.

Koşmaktan artık bacaklarım yanmaya başlarken oraya ulaşmak için ayrı bir çaba gösteriyordum.

Neden oraya gitmek istediğimi bilmiyorum fakat bir şey beni çekiyordu işte.

Uçurumun dibine ulaştığımda dikkatimi çeken ilk şey ormanın ay ışığında parlayan ağaçları olmuştu.

Daha dikkatli baktığımda yerdeki tüylü ve parlak şeyleri fark ettim. Bunlar bir tür hayvana benziyordu ve hepsi beni izliyordu.

"Emily" bu ses de neyin nesi idi.

Başımı kaldırıp aya baktığımda etraf kararmaya başlamıştı. Son hatırladığım ise güçlü bir ulama sesi idi.

🐾        🐾           🐾        🐾       🐾

"Emily" yaklaşık yarım saattir başımda ismimi söyleyen rüyamda bile sesini duyduğum ses artık sıkılmışcasına derin bir iç çekti.

"Hadi ama kalk artık!" diye bağırdığında gözlerimi alıştıra alıştıra açmaya çalıştım.

Bir gözümün yarısını açıp başımda sabah sabah tünekleyen insana baktım.

Zümrüt yeşil gözleri ile uyum içinde olan kızıl saçlı teyzemi görmek beni şaşırtmamıştı.

"Bak şimdi gidiyorum ve 3 dakikaya masada oluyorsun!" dedi ve bir şey unutmuşcasına odadan koşar adımlarla çıktı.

Yataktan doğrularak ayaklarımı aşağıya doğru sarkıttım.

Ve yeni gördüğüm rüyayı hatırlamaya çalıştım. Artık cidden piskolojim bozuluyordu. Her şey bir şekilde bu ormana bağlanıyordu.

Ayaklarım soğuk zemine değince ürperdim. Günlük rutin işlerimi tamamladıktan sonra üstümdeki pijamlardan kurtuldum ve siyah dar bir pantolon, göbeği açık mavi bir T-shirt giydikten sonra odadan çıktım.

Mutfağa girdiğimde teyzemin beni beklediğini gördüm. Sandalyeyi çekerek yanına oturduğumda kızıl saçlarının savaş alanından çıkmışcasına karışık olduğunu fark ettim.

Peyniri çatalıma batırıp yerken bir yandan rüyamı düşünüyordum.

Artık gerçekten korkmaya başlamıştım.

"Teyze rüyamda ormanda idim. İyice musallat oldu. Korkutucu. " dedim yemeğimi yemeye çalışırken çünkü lanet olası zeytin çatala batmıyordu.

Teyzeme baktığımda zümrüt yeşili gözlerin bana dikerek beni süzdüğünü gördüm.

"Emily, sürekli şu ormandan bahsedip durmasan" dedi sesini biraz yükselterek. Fazla şüpheli davranıyordu. Ve benim dikkatimden kaçmıyordu.

"Neden bağırıyorsun?" dedim onun yüksek sesine inat sakin bir ton ile.

"Benden bir şey mi saklıyosun?" diye sordum ve gözlerimi kısarak ona bakmaya başladım.

Teyzem kafasını eğdi ve 1-2 saniye sonra konuşmaya başladı.

"Buradan taşınacağız. "Dedi bu sefer sinirlerimi iyice germeye başlamıştı bu sözü.

"Neden?!" diyerek birden ayağa kalktığımda sandalyenin yere düşme sesi mutfağı inletmişti.

Bir süre cevap vermesi için bekledim fakat sesini dahi çıkartmayınca yere sert bir şekilde vura vura odama gitti.

Gizemli OrmanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin