Sounda tatil. Yoğun derslerin ardından gelen bu yaz hepimize iyi gelcek eminim. 9.sınıf berbattır;hele en yakın arkadaşınızla can düşmanı olmuşsanız işte o zaman hiç çekilmez. Neyse ki bu tatil olanları geride bırakmama yardımıcı oldu. Yeni bir sınıf ve yeni döneme başlangıç olanları çabuk unutmamı sağlar.9.sınıfta ne mi oldu? Neler olmadı ki...
Özge en yakın arkadaşımdı, her şeyi paylaşır ,her ayrınıtıyı anlatırdık birbirimize. Daha iki ay geçmeden çok yakın arkadaş olmuştuk.Ama daha lisenin başındaydık; lise tam bir rezalettir o yaşlarda.Özge bir sabah okulda yine neşeli ses tonuyla komik anılarını anlatıyordu.Dersten sonra kantine indik.Susmak bilmeyen cıvıltılı sesleri yankılanıyordu koridorlarda. O an Özge ile aynı anda birini farkettik. Karşımızdaydı;o bize bakmazken ikimiz de onun yüzüne odaklanmıştık.Kimdi bu? Yabancı biri? Okuldan biri? Ya da okuldan mezun olmuş biri?? Bir anlık dikkat benim üzerimden atılmışken Özge hala orada takılı kalmıştı. O çocukla tanışmalıyım diyordu. Ben en başında kapıldığım anlık rüyadan uyandım,Özge ise durmadan bu çocuğu arıyor günlerce ona ulaşmaya çalışıyordu. Şans bu ,Özge bulmuştu da en sonunda.. Tüm gün boyunca bana anlattığı sevgili hayalleri,beyaz atlı prensini bulmuşçasına hırslı ve iddialı konuşmaları bitmiyordu. En sonunda beklenen kelimeler döküldü ağzından ''galiba onu seviyorum..''
Galiba onu seviyorum. Galiba sevmek nedir? Bir hevesin üç günde gerçekleşmesinin heyecanı mı? Günler geçtikçe Özge daha da çok bağlanıyor ve büyük olay başlıyor ''sevgili olduk.'' Özge benim en yakın arkadaşım,sevinmeli miyim yoksa hayal kırıklığına uğrar mı şüphesine mi kapılmalıyım? Herneyse .. Galiba en doğru olan susmak.Ertesi gün buluşuyorlar ve ben buluşmadan sonra dedikodu yapmak için Özgeyi almaya gidiyorum. Karşımdalar,el ele tutuşmadan yürüyorlar. Ama keyifleri gayet yerinde;sevindim buna. Yaklaştılar ve Özge sımsıkı bir sarılmanın ardından konuşmaya başladı :
''Tanıştırayım sizi ; Yılmaz bu Selen en yakın arkadaşım ,Selen bu da Yılmaz''
ikimiz de memnun olduk işte,klasik tanışma. Üçümüz birlikte yürürken ben sessizliği bozup ''Hadi Yılmaz git artık sen önden '' diyip kovuyorum onu. Ve o an masum gülüşünün farkına varıyorum. Bu beni benden alan gülüş o an gözlerine bağlıyor beni. Karşı koyamıyorum ona,kafamı çeviremiyorum. O gün neler yaptık Özgeyle neler konuştuk hala hatırlamam.Çünkü aklım gitmiş bir kere ,geri gelmesi için de onu tekrar görüp bir şeylerden emin olmam lazımdı...Kader bu ya ,bir yerde karşılaşmak istersin. Bir kez daha kaybolmak istersin kusursuz gözlerde. Ve işte kader duydu sesimi, sarıldım kadere ,sarıldım ki beni çaresiz bırakmasın ama sadece bakakalmakla bile düşmüştüm çaresizliğin kollarına. Bu aşk mıdır? Eğer bu ise aşk; Sarılmak isteyip bakakalmaktır,kokusunda boğulmak isterken sadece gözleriyle yetinmektir. Konuşmaya başlamıştık ,ben utangaç ama içimdeki aşkı belli etmemek için çırpınışlarla ,o ise duygularını çözemediğim gizemli bakışlarıyla işte;karşımda...
Konuştuğumuzun ertesi günü okulda öğreniyorum ki ilişkileri bitmiş. Sebebi neydi,bu kadar basit mi bitti? Özgenin yanında kalıp onu teselli ediyorum ,fakat içimde rahatsız edici bu duyguyla daha fazla kalamam yanında. Bir bahane bulup eve geliyorum kafamı dinlemem gerekiyor,doğru kararlar vermem lazım. Ben herkesten gizli Yılmazla konuşurken doğru kararı verebilir miydim ? Günler geçiyor ama hala ne ben Yılmazla konuşmayı kesiyorum ne de Özge Yılmazı unutabiliyor... Buna rağmen ben Yılmazla buluşmaya gidiyorum,onda karşı koyamadığım şeyler var,kimsenin anlayamayacağı şeyler.. Aşktan öte bir şey bu. Evlerine gidiyorum. Hata yapmamak için dualar ede ede gidiyorum ve kalbim,ayaklarımı ve beynimi beni ona götürebilmek için yönetiyor adeta.
