6. Bölüm

188 11 2
                                    

Bölümü yazmıştım fakat kaydetmedim mi yoksa başka bir şey mi oldu bilmiyorum ama silinmiş. Bu yüzden tekrardan yazdım. Bölümleri kısa kısa yazabiliyorum yani elimden bu kadarı geliyor. Sizlerin de sıkılmadan okumasını istiyorum.

İyi okumalar.

"İnanmıyorum Eylül saçmalama!"

"Çocuklar iki saattir tüm sınıf sizi bekliyor ayıp değil mi? Yeter önünüze dönün artık da derse çabucak başlayalım." dedi çok saygıdeğer hocamız ve ben de Eda önüne dönmeden öpücük atıp sırıttım.

Bana sinir olmuştu fakat ilerde her şeyin çok güzel olacağına emindim. En azından onlar için.

...

Eve gittiğimde okulda olanları düşündüm. Erdem'i gördüğüm zaman resmen salyalarım akmış, "Buz Devri"ndeki fındık görünce acayip bi hal alan sincaba dönüşmüştüm. Ki çocuğun maşallahı vardı ama yazılıya girmeden önce olanlar akıllıca düşünmemi sağlamıştı. Yaşadığım o rezillikten ve iki yıldır çektiğim aşk acısından sonra yapmam gerekenleri düşünmüştüm.

Öncelikle genel olarak mutlu olunacak.

Çevreye karşı iyi davranılacak.

Notları yükseltmek farz bir kere. Son sınavlar zaten.

Ara bulucu olunulacak. Öncelikle Eda ve Erdem.

Ve her basamakta bulunması gereken -ayrıltırıcılar görevini üstlenen- aşk hayatıyla ilgili düzenli planlar yapılıp uygulanılacak.

Ciddi anlamda bunları bir deftere yazdıktan sonra biraz -bi 150 sayfa kadar- kitap okudum.

Kitap bitince sürekli kitabı düşündüm. Ana karakteri kendim gibi düşünüp hayallare daldım.

Kısa sürede uyuyakalmışım çünkü sabah uyandığımda yatağımda hala kitap vardı.

Servisin gelmesine daha bir saat olduğunu görünce hayııır geri yatmadım. Banyoya doğru yol aldım. Temiz kızım ben arkadaş. Duştan çıkar çıkmaz üstüme eşofmanlarımı giydim. Bugün beden dersi vardı ve okulda giy çıkarla uğraşamadığım için beden derslerinin olduğu günlerde böyle gidiyordum.

Servis okula geldiğinde ilk inen ben oldum. Koşar adım kantine gittim ve meyve suyu alıp bahçedeki banklardan birine oturdum.

Niye bu kadar acele ediyordum ki? Cenk için. Cevap çok basitti fakat ona ulaşmam o kadar zordu ki. Yok yani bahçenin diğer ucunda oturması ona ulaşımımı zorlaştırmıyor, yürüyerek on saniye falan. Biliyorum, bu aralar çok iğrenç espriler yapıyorum.

Ben oturmuş meyve suyumu içerek kara kara düşünürken yakınımda baharın sexy duruşu kokusunu aldım. Anladınız işte siz.

"Benden özür dilemek ister misin?" dedi Cenk.

"Günaydın. İyiyim, sen nasılsın?" dedim. Evet sorusunu anladım fakat hayır özür dilemeyi düşünmüyordum.

"Anlamadın sanırım güzelim, bence dün için bir özür borçlusun." cümlesindeki altta yatan ukalalığı bulunuz. Bakın orada tam sağda.

"Bence ikimiz birbirimizden özür dileyelim çünkü çarpıştık. Yani ikimiz de birbirimize çarpmış oluyoruz. İşteş fiil."

"Gerçektan çok fazla zırvalıyorsun."

"Dün bunu anlamıştın zaten, madem zırvalıyorum yanıma gelmeseydin!" dediğim an gözümden yaş aktı.

Cenk ağladığımı görmemeliydi yoksa anlardı. Zaten şu ana kadar ona aşık olduğumu anlamamış olması büyük mucizeydi.

"Kafanı eğmeni özür olarak nitelendirmelimiyim?" dediği an fazlasıyla sinirlendim. Sabah sabah onu görmek için kıvranırken yaptığı bana bile fazla gelmişti. Ağladığımı görmesi umrumda değildi ve direk yüzüne baktım. Fazlasıyla sinirliydim.

"Hayır kafamı eğmemi özür olarak nitelendirmemelisin fakat sana karşı dikleşmemi bir meydan okuma olarak düşünebilirsin ki öyle." dedim

"Vay be, hemen özür dileyeceğini sanmıştım oysa ki. Neyse seninle daha sonra görüşeceğiz." dedi ve okula girdi.

Görüşeceğiz Cenk Bey. Seni sevdiğim için ben pişman olmayacağım, sen olacaksın.

Yeni bölümü daha uzun yazmaya çalışırım. Yorumlarınızı ve oylarınızı sabırsızca bekliyorum. Teşekkür ederiiim...

Küçük HatalarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin