Tüm karakterlerin kafanızda canlanması için multimedia'da Eda var. Böylece kadro tamamlanmış olacak. İlerki bölümlerde multimedia bölüm içeriğiyle daha uyumlu olacak merak etmeyin.
İyi okumalar ^^
Durumu kısa bir şekilde özetlemek gerekirse ; Deniz Amerika’ya gidiyor, Deniz’le artık sevgiliyiz.
Amerika’ya gitmemek için ailesiyle kavga ettiğini söyledi. Abi pardon da bu insanların sorunu ne ? Amaçsız mısınız ? Niye durup dururken çocuğu yurtdışına yolluyonuz. Deniz’in ailesine atarımıda yaptıktan sonra susuyorum.
Tamam bu kadar durum özeti yeter . Şimdi ki zamana geçelim.
Dün gece ağlaya ağlaya bi hal olduktan sonra Deniz ve ailesi evlerine geri döndü. Kısacık bi not ; eve girdikleri andan itibaren bağırış çağırış kesilmedi.
Eda biz de kaldı. Hani demiştim ya tepinerek dans eder diye. Aynen öyle yaptı. Deprem oldu resmen lan .
Eda’nın tepinmesi bittikten sonra onun yatağını hazırladım ve uyuduk.
^^^^
Ertesi sabah uyandığımda üzerimden tır geçmiş gibiydi. Gözlerim ve dudaklarım şişip kızarmış burnumun ucu yine aynı. Saçım başım dağılmış. The Walking Dead’den teklif bekliyorum şu an. O derece.
Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım saçımı taradım ama tipimde fazla bi değişiklik olmamıştı. Bu arada dudaklarımı ben neden hissetmiyorum lan? Sanki dişçiye gitmişimde bütün ağzımı uyuşturmuşlar gibi. Konuşamıyorum da. Mutfağa su içmeye indim. Bu arada Eda malı nerde lan ?
Derken Edaşkım’ın bana krep yaptığını gördüm. Gözler kalp kalp oldu benim. Edaşkım sana az önce mal dediğim için üzgünüm , duymadığın içinde mutluyum. Puhaha.
‘’Ayy Edaşkım bana krep mi yapıyosuuun’’ diye koşarak sarıldım.
‘’Yoo kendime yapıyorum’’
‘’Bok ye Eda!’’
‘’Şaka lan şaka gel otur sofraya’’
‘’Ah biliyodum Edaşkım bana kıyamaz kii’’
‘’Ne bu neşe lan daha dün salya sümük ağlıyordun?’’
Omuz silkip kreplerimi yemeye başladım. 15 dakika gibi kısa bir sürede tüm krepleri silip süpürmüştüm. Edaşkım’a da bi kaç tane bıraktım merak etmeyin.
Yemek yemeyi bitirdiğim için sofradan kalkıyodum ki Eda kolumu çekip beni yerime geri oturttu. Ya şimdi oturttu falan deyince safdsad.
‘’Anlat’’
‘’Ha’’
‘’SEN DENİZİ SEVİYODUN VE BANA SÖYLEMİYODUN HA?’’
‘’Sende sevgili yaptın ve bana söylemdin bence ödeşmiş olduk.’’
Önce bi düşündü sonra yine konuşmaya başladı
‘’Bu ikisi eşit şeyler değil! Ben sana demiştim bu çocuk seni seviyor diye puhahah’’ diye gülmeye başladı malımız.
‘’Ya bişey diycem annem nerde ?’’
‘’Ha o kuaföre gitti.’’
‘’Peki sen neden kaç gündür bizim evde asalak hayatı yaşıyosun?’’
‘’Ev arkadaşım evden attı.’’
‘’Oha neden?’’
‘’Çok yüksek sesle müzik dinliyomuşum , çok dağınıkmışım , hiç bulaşık yıkamıyomuşuz blabla.’’

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Black İn Black
ChickLit''Yüzünün masumluğunu o siyah boyalarla saklamayı becerememişsin.'' ''Ah , evet. Bugün makyaj için fazla vaktim olmadı.'' dedim alayla. Güldü. Hayatımız çoğu zaman düz bir çizgide devam etmez. İnişler , çıkışlar , fırtınalar ve fırtına dindikten so...