Çarşamba sabahı dinç uyandığım için şaşkındım. Nazlı biri olmadığımı gösterecektim Kerem'e. Sessizce yataktan çıkıp kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim. Onları ihmal etmiştim. Dışarıdan yeteri kadar yemişlerdi, şimdi onları ellerimle besleme zamanı diye düşündüm. Fazla sürmedi hayallerimin yıkılması. Dolap tam takırdı. Sessizce hazırlanıp çıktım evden. En yakın markete attım kendimi. Dışarı çıktığımda hayatın devam ettiği gerçeği yüzüme çarptı. Bilmiyorum, belki de çarpan Şubat soğuğuydu.
Hızlıca alışveriş yapıp evin yolunu tuttum. Sürekli kendimi güçlendirmeye çalıştım. 'Korkma, gündüz vakti kimse birşey yapamaz. Kalabalık yerlerden yürüyeyim.' Arkamı kontrol etmekten boynum ağrımaya başlamıştı. Bileğimdeki saatime baktığımda saatin ona geldiğini gördüm. Erken uyanışım, temkinli yürüyüşüm ile harcanıyordu. Derin bir nefes ile ciğerlerimi doldurup elimdeki ağır poşetleri hiçe sayıp, koşarak eve geldim.
Poşetleri mutfağa bırakırken, terden ıslanmış, alnıma yapışmış saçlarıma tiksinircesine baktım. Uzak durun benden! Yerleştirme işini sonraya bırakıp banyoya girdim. Karnımın guruldamasını duymamazlıktan geldim. Saçlarımla barışmış bir şekilde çıktım duştan. Ve tabii ki hazır kahvaltı sofrası göz kırptı bana. Yaa ben hazırlayacaktım ama.
Büşra elinde sucuklu yumurta ile Kerem'in odasından çıktı. Beni görünce göz devirip,
-Şu Kerem sadece sen yemek koklatınca uyanıyor. Neredeyse burnuna soktum sucukları, bana mısın demiyor. Döverim ben bunu.
Güldüm.
-Canım yanıldığın şey kimin koklattığı değil, ne koklattığı.
Levent'i uyanmış, hazır görmek gözlerimi yaşartsa da kuru kuru günaydın demekten öteye gitmedim.
Kahvaltıdan sonra Büşra dışarıya çıkmayı teklif etti. Onun teklifiyle aklıma arabam düştü. Nasıl unutmuştum ya. Avm'nin otoparkında kalmıştı kıymetlim.
-Hadi alışverişe gidelim.
Tabii ki avm'ye kadar gitmişken alışveriş yapmaktan zarar gelmezdi. İtiraf etmeliyim tüketimi seviyorum. Hele ki ayakkabılar!
Beylerin oflamasını takmadan avm'ye gittik, birazcık alışveriş yaptık. Her an tehlikedeymiş gibi hissetmediğim için şaşırdım. Belki de tüm sevdiklerim yanımda ve onları koruyabilecekmişim gibi hissettiğim içindi. Tüm sevdiklerim diye düşününce aklıma Emir geldi. 'Şimdi ne yapıyor acaba? Mesaja cevap verdi mi? Telefonumu karıştırmış mıdır?'
Ufak bir çığlık ardından tüm dikkati üstüme çekmiştim. Herkes bir açıklama bekler gibi bakınca konuşmaya başladım,
-Bittim ben.
-Neden Aslıcık? Yine ne yaptın? Ya da dur, indirim varmış da biz kaçırmış mıyız? Yazıklar olsun bize. Nerede eski Büşra?
Saçmalama der gibi baktım. Evet, gözlerimle Büşra'ya 'ne diyorsun kızım sen?' dedim.
-Telefonum Emir'de.
Bu sefer meraklanan Kerem oldu.
-Ee? Telefonuna mı ihtiyacın var?
-Hayır da, ya rehberimi karıştırırsa?
Levent neredeyse tıslayarak cevap verdi,
-Saçmalama Aslı abla, çocuk mu Emir abi?
Büşra gözlerini devirdi.
-Ne alaka? Ben olsam tüm telefonu karıştırırdım. Fotoğrafların, rehberin, notların, takvimin, oyunların...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Bir İhtiyaçtır.
Ficción Generalİçinizi ısıtacak bir aşk hikayesi. Yaralı iki gönlün, birbirine derman olma hikayesi. Tam da ihtiyaçları olduğu anda Aslı ve Emir'i bulan aşkın hikayesi. Aslı, Kerem'in ablası. Onu korumak pahasına kendinden vazgeçmeye hazır. Çünkü Kerem, ailesinin...