Merhabalar canlarım. Gecikmeli bölümümüz nihayet geldi. Hepinize iyi okumalar diliyorum. Beğeni ve yorumları unutmayın sakın. Şimdi bölümümüz kayipyildiz54, AyeXeniz ve sanırım her bölüm beni yorumlarıyla mutlu eden hayat19 ve buglemsaredeniz 'e gelsin. Ve tabii annecim ZekiyeCengizGrolu sana gelsin.
Yazarın anlatımı
Şimdilerde hemen hemen her gencin kendi evliliği için söz hakkı var değil mi? Peki yıllar önce, çok yıllar önce var mıydı dersiniz? Ben size söyleyeyim yokmuş. Eğer aileniz evlenecekseniz dediyse veya uygun gördüyse ne diyebilirdiniz ki?
İşte İlyas ve Ayşe'de ağızlarını açıp tek kelime edemeden kendilerini düğün hazırlığında buldular.
O akşam büyüklerin konuşmasını duyan iki genç ve yanlarındaki kardeşleri şok içindeydi. Ayşe inanamıyordu. Ne yani, yine mi ona en ufak fikri bile sorulmadan evlenecekti. Hem de iki kelime bile etmediği, geldiğinden beri onu yok sayan, belki de yaşadıkları için uzak duran biriyle evliliğinden bahsediyorlardı.
Duramadı orada doğruca bahçenin sonundaki banka gidip oturdu. Ne diyecekti ki? Ailesi tamam dedikten sonra itiraz hakkı olacak mıydı gerçekten? Hiç ama hiç sanmıyordu? Aileye itiraz etmek saygısızlıktı o ayrı ama Ayşe zaten hiçbir zaman sesini çıkaran bir insan olmamıştı ailesine. Şimdi tek dileği İlyas'ın bu evliliği istememesiydi.
Yanına gelen Şahin ve ablası bile şuan suskundu. Tek kelime edemiyorlardı. Mahmut eniştesi ve İlyas burada olmadığına göre belki de büyükleri ikna etmek ile meşgullerdi değil mi?
Ya da o öyle olmasını umuyordu...
İlyas, Ayşe gittikten sonra peşi sıra giden yengesi ve kardeşinin arkasından baktı öylece. Abisi onlar gittikten sonra kardeşini de orada bırakıp ailelerin yanına gitti.
"Anne, Mahir baba siz ne diyorsunuz Allah aşkına? Ne evliliği? Hadi benim kardeşim neyse de, Ayşe daha yaralı ya, kız daha yeni yeni kendini toplamaya başlamış dediklerinize bakın."
"Mahmut, sus istersen. Biz sadece konuşuyoruz. Ha tabii isteriz ki olsun. Hepsini konuşucaz ama git önce şu kapıdaki yalı kazığı kardeşini getir şuraya."
Mahmut, dayısının dedikleriyle kardeşini almaya gidince hala onu orada dikilir bir biçimde buldu.
"İçeri girelim hadi. İlla ki doğru dürüst bir açıklamaları vardır."
İlyas ve Mahmut içeri girerlerken genç adamın aklı duyduklarındaydı. Tamam ailesinin kendini evlendirmek istediğini biliyordu, ama bu kızın Ayşe olması onu şaşırtmıştı tabii ki. Yetiştirilme tarzından dolayı ailesine karşı gelemezdi, zaten o kız da İlyas'ı istemezdi değil mi? Ziraa kendisi itiraz edecek bir insan değildi.
"Gelin oturun bakalım şöyle. İlyas bak oğlum, benim evladım yok ama sizi özellikle seni evladım gibi severim bilirsin. Ne duydun ne kadarını duydu bilmiyorum, ama Mahir bey ve annene bu fikri ben sundum. Bak Ayşe yaralı bir kız, kimseye güveni yok, ama gencecik daha. İlla ki bir gün yine evlenecek, Mahir bey ve Melek hanımda kızlarının ilerde iyi biri ile karşılaşmasını ister elbette. Ee annende senin evlenmeni istiyordu. Senin içinde iyi bir aile kızı bulmak lazımdı. Bende ikiniz içinde aileler içinde daha uygununu bulamadım. Tabii ki Mahir beyin fikri önemli ayrıca sizlerinde ama şunu söyleyeyim, ben inanıyorum ki siz çok mutlu olup birbirinize destek olacaksınız."
Hikmet bey, yeğenleri İlyas, Mahmut ve aile büyüklerine aklındaki açıklamayı yapıyordu ama asıl yapması gereken kişi bahçenin diğer ucundaydı ve duyduklarını hazmetmeye çalışıyordu.
Ayşe kara kara düşünüyordu, şimdi eve gidip herkesin yüzüne nasıl bakacaktı. İnşallah dedi içinden inşallah ikna ederler büyükleri.
Ne kadar orada oturdular bilinmez, birinin omzuna dokunduğunu hissetti. Yanında kimse yoktu ve tepesinde eniştesi Mahmut dikiliyordu. Genç kız kısa bir süre eniştesine bakıp önüne döndü. Ayşe'nin yanına oturdu genç adam. Baldızına ne diyeceğini bilemiyordu şuanda. Büyükler onu göndermişlerdi eve getirmesi için çünkü bir açıklamada-asıl ona-yapılacaktı.
"Seni eve bekliyorlar Ayşe. Seninle konuşmak istiyorlar."
"Hani güzel bir hayatım olacaktı enişte. Mutlu olacaktım ben. Neden benim hayatım hakkında herkes söz sahibi de ben değilim. Neden enişte? Ben çok kötü bir insan mıyım da bunları hak ettim. Söyle bana."
"Yine Mutlu olacaksın Ayşe. İçeridekiler senin kararını soracaklar. İnan bu sefer sen istemeden bir şey olmayacak söz veriyorum. Olur ki İlyas ile evlenmeyi kabul edersen, sana kardeşimden daha çok destek olacağımı bil. He istemedin evlenmeyi, ben,ablan ve ailen yine senin mutlu olman için elimizden geleni yapıcaz emin ol."
"Hadi gidelim enişte."
Eve gidene kadar hatta büyükler ona fikrini sorana kadar tek kelime etmedi Ayşe başını dahi kaldırıp bakmadı kimseye. En son Hikmet bey ona seslenince başını yerden kaldırıp karşısındaki yaşlı adama baktı.
"Ayşe. Bak kızım az önce dediklerimizin zerresini dinlemediğinin dalgın olduğunun farkındayım. Olsun ben yine derim diyeceğimi. Şimdi sana demiyoruz ki İlla ki İlyas ile evleneceksin. Ama elbet biri ile yuva kuracaksın kızım, yoksa o köy sana rahat vermez. Şimdi diyeceksin ki sırf bunun için evlenilir mi? Haklısın da, ama tek sebep bu değil kızım. Dediğim gibi senin bir yuva kurman gerekecek, bizde İlyas'ın evlenmesini istiyoruz. Sizin mutlu olacağınıza emin olmasak inan böyle bir işe kalkışmazdık. Eğer sen kabul edersen tamamdır. Sadece senin kararını bekliyor herkes."
Ayşe yanında oturan İlyas'a baktı. Sadece kendi kararı bekleniyorsa bu çocuk kabul etmiş oluyordu değil mi? Yani kendi dışında herkes bu işi istiyordu öyle mi? O zaman ne diyebilirdi ki usulca başını salladı genç kız istemese de yine her şey kendi dışında gelişiyordu. Her zaman öyle olmamış mıydı zaten. Hem Hikmet bey doğru söylüyordu bir yerde o köy kendine huzur vermeyecekti. Ya o orayı terk edecekti ki bunu yapamazdı yada...
"Peki tamam sizin istediğiniz gibi olsun."
***********************
Çok değil on gün içinde bütün hazırlıklar tamamlanmaya başlandı. Ayşe kim nereye çekerse oraya gidiyor, ilginçtir ki İlyas'da herkes ne derse onu yapıyor hiç kimseye tek itiraz etmiyordu.
Nihayet düğün günü gelip de gelin ve damat herkesin karşısına geçmişti. Ne Ayşe İlyas'a bakıyor, ne de İlyas Ayşe'ye tek kelime ediyordu.
Düğün köy meydanında davullu zurnalı, anlı şanlı bir şekilde devam ederken,duyan duymayan herkes düğüne gelmişti. Eee ne de olsa gözde bekarlardan olan şehir görmüş İlyas ile iki evlilik yapmış Ayşe evleniyordu. Yani tam bir dedikodu malzemesiydi. Kimileri hasetle, kimileri üzgünce bakıyordu. Tabii üzgün olanlar köyde İlyas ile evlenme hayali kuran genç kızlardı.
Saat iyice ilerlemiş düğünün sonuna gelinmişti. Ayşe önceden çıkarıldığı odasında, artık kocası olan adamı bekliyordu. Çok değil kısa bir süre sonra odanın kapısı ağır ağır açıldı ve içeri İlyas girdi. İkisi de birbirine bakmıyor, konuşmuyordu. Genç adam usulca yatağa karısının yanına oturdu. Ne diyeceğini, nasıl davranacağını bilmiyordu ama ilk olarak kendisi konuşmazsa karısının ağzını açmayacağını çok iyi biliyordu.
"Seninle hiç konuşma fırsatımız olmadı biliyorsun. Belki dersin konuşmadığı biriyle neden evlendi diye. Ama inan bilmiyorum. Sadece bana sorduklarında itiraz edemedim,evlenmem diyemedim. Ama bildiğim tek bir şey var ki, ben kimseye benzemem Ayşe, eğer seninle evlendiysem."
Konuşmasını yarım bırakıp genç kızın elini tuttu İlyas.
"Bu eli tuttuysam seni daha da bırakmam Ayşe. Beni sakın başkasıyla karıştırma tamam mı? Ziraa ben Allah'ın bana emanet ettiği canı ne olursa olsun korurum. Sen bana verilen en masum, en güzel emanetsin."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYŞE'M (Muhteşem Kadınlar 1)
Ficción General"Köyün en güzel kızlarındandı Ayşe. Daha yaşı 16 olmasına rağmen isteyeni çoktu tabii. Ama o istemezdi kimseyi. Kalbi başka bir erkek için atarken yâr olabilir miydi hiç kimseye? O da istemedi tabii hiçbir görücüyü, ama hayat ne Ayşe'nin istediği gi...