[Jungkook'un Bakış Açısı]
Otobüs her zaman okula çok erken gelirdi ve bunun için çok erkendi.
Bunun tamamı gereksizdi ama okula gelişimin hiç bir yolu olmayana kadar onunla uğraşmıştım.
Bazen Bay Park sınıfına girmeme izin verirdi, oturur resim çizerdim ya da konuşurdum veya başka şeyler. Memnundum şafak vakti bile çok sıcaktı. Bu yüzden klimalı bir odada oturup ve hiç kimsenin beni aşağılamadığı başka şansım yoktu, nimetti.
Bay Park okuldaki diğer bütün öğretmenlerden daha farklıydı; ilk olarak gençti. Çok gençti, onu öğrenci sanardınız.
Benim en sevdiğim öğretmenimdi, ve kulağa üzücü gelecek, muhtemelen okuldaki tek arkadaşımdı. Bu terimi hafifçe kullanıyorum çünkü öğretmenin tek arkadaşın olması ne kadar da acıklı?
İngilizce öğretiyordu, oldukça iyi olduğum bir ders, ve dürüst olmak gerekirse nefret etmiyordum. Muhtemelen sadece birinde böyle hissetmiştim.
Bir noktada yılın başlangıcında Bay Park alayları fark etmiş ve bana yardım etmişti, sınıfına bir kaçış olarak gitmeme izin vermişti.
Her zaman aklıma girip konuşmaya ve ona açık olmama teşebbüs etmişti ama bu yapmak isteyeceğim son şeydi.O bir öğretmendi ve babamın bana vurduğunu söylemek korkunç bir fikirdi. Evimden bir kalp atışıyla çekilecektim. Zorbalığı bilen tek kişi oydu.
Soğuk günlerde, Bay Park dışarıda yalnız dururken görmüştü ve bir bardak çay vermişti ve beni sıcak sınıfına yönlendirmişti. Odası her zaman hoş karşılıyordu ve yıl boyunca favori kokularım olan bal kabağı, elma ve tarçın kokuyordu.
Benim kurtarıcım olduğundan oldukça emindim.
Ama okul yılımın bir noktasında, Taehyung'u arka kapıda okula yürüdüğünü görmüştüm; kapı Bay Park'ın binasının yanındaydı.
Her sabah evet Taehyung'u beklediğimi sanabilirdiniz.Ama sadece uzaktan.
O her zaman iyi görünürdü, herkesi geçerek hızlıca yürürdü, bir eli çantasının kayışında.
Okulda zil çalmadan önce sabahları zamanını harcamak için nereye gittiğini merak ederdim. Keşke benimle harcasaydı ama bu imkansızdı.
''Bu kim?'' Bay Park omuzlarımdan bakarken sordu, kahvesinden bir yudum aldı. Ellerimle hızlıca not defterimi karıştırdım.
Sınıfta oturup sersemce karalamalar yapıyordum. Taehyung'u çizmeye çalışıyordum.
''Belirli biri değil...'' sessizce söyledim. Zayıfça gülümsedi, gerçekten güzel olduğunu söyledi ve bitirmemi beklemedi, yoksa görebilirdi.
Bu olmayacak, düşündüm, zil çalınca her şeyimi topladım. Kimse beni görmeden önce odadan ayrılmadan ona hoşçakal dedim.
_
Öğlen yemeğini atlamayı karar verdim çünkü ödev çöplerinin üstüme atılmasını kaldıramazdım.
Bay Park'ın sınıfına yemek yerken gitmeyecekti, öğle arasındayken onu huzursuz etmek istemiyordum. Bugün kütüphaneye gideceğimi düşündüm. Yeterince güvenli gözüküyordu; huzurlu ve sessiz, kitap ve bilgisayarlardan başka bir şey yok, ve eğer biri benimle uğraşmaya çalışırsa bundan kaçamazdı.
Öğle zili çalana kadar herkesin arkasında durdum. Birinin beni görmesini ve izlemesini istemiyordum.
Kimse koridorda kalmayıncaya kadar bekledim ve yavaşça kütüphaneye yürüdüm.
İçeri girdim, anında güvende hissediyordum.
Şimdi zaman öldürmek için ne yapacaktım?
Bazı ödevleri yapmaya karar verdim. Çoğunu sınıfta bitirmiştim, her zaman ilk bitirirdim ve bıktırırlardı.
Yeni çıkmış çizgi roman raflarının arkasında bir yer buldum ve oturup bacaklarımı çaprazladım, ödevimi dışarı çıkardım.
Bitirmem sadece birkaç dakikamı aldı ve aklımdan sıkıldım. Yan tarafıma dikkatle baktım, tüm kitap başlıklarına göz attım.
Bir kitabı seçtim, kendi kendime gülümsedim. Taehyung'un bana söylediği Blue Exorcist adındaki mangaydı. Aldım, sayfaları çevirdim. İlginç görünüyordu.
Ani bir şekilde yan tarafımdaki raf beni ürküttü. Kitapları geçip bakmaya, birini görmeye çalıştım.
Tanıdık gözlerden gelen bakışlarla yerimde dondum.
Kalbimin hızlandığını hissettim. Panikledim, sırt çantamı aldım ve hızlıca çıktım, baktığım kitabı atmaktan bile rahatsız olmadım.
Eve otobüs yolculuğunda, sonunda Taehyung'u çizmeyi bitirdim. Çizgi karikatürümsü taslağa benziyordu ama sallanmalara ve hız tümseklerine karşı çizdiğimi düşününce güzele dönüyordu. Onun bunu görme ihtimalini düşündüğünde bile yanaklarım ısınıyordu. Üstünü karalamak istedim ama kalbimde bulamadım.
Yavaşça birkaç kelime karalamadan önce gözlerim sayfanın üstünde dolandı, kendimi durdurmadan önce kitabı kapattım.
Missed connection: rafın diğer tarafındaydın
_
[Taehyung'un Bakış Açısı]
Her zamanki gibi kütüphanedeydim; öğle yemeğinde oturacak kimse yoktu ve bulmaya zahmet etmedim.
Kütüphane sessizdi ve yüzlerce kitap beni meşgul tutuyordu.
Tabi ki yeni çıkan karikatürlere baktım.
Kimse bu kitaplara dokunmamıştı bile. Beni üzen sebeplerden biri okulda kimsenin onları beğenmemesiydi.
Ama bugün farklıydı.
Onlara bakan başka biri vardı; bir erkek.
Odaya girer girmez onu izledim, rafın arkasına yürüyüp ve diğer tarafına oturmadan öncesine kadar neredeyse kayboluyor gibi görünüşünü. Ödevini yapmaya başladı, sanırım.
Beni görmediğine şaşırdım. Onunla çalışmak için bir şans istiyordum.
Tatlı olduğunu söylemek az kalırdı.
Yazarken başını eğdiğinde saçlarının gözlerinin üstüne düşüşünü izledim.
Yakında bitirdi, gözleri önünde açıkça ilgisini çekecek bir şey yakalamadan önce etrafa baktı. Kitabın sayfalarını çevirirken gülümsedi gülümsedi.
Gülümsemesi çok tatlıydı.
Gülümsemenin kendi yüzüme yayılmasına engel olamadım.
Bana bakıp gözlerimiz buluşana kadar onu izlediğimi fark edemedim. Bir an gözlerinde bir parıltı gördüğüme yemin edebilirdim. Panik halinde baktı, hızlıca çantasını topladı ve gitti.
Gözlerim arkasında attığı kitaba fırladı.
Kendi kendime gülümsedim.
Sadece tatlı değildi, iyi bir zevki de vardı.
22.07.2018

YOU ARE READING
Internet Friends [vkook] (Tr)
FanfictionBu kadar mı olacağız? Sadece ekranda kelimeler ve alıcı üzerinde boğuk bir ses? Thanks for permission:) @nerdyjimin DEVAM ETMEYECEK