42.Bölüm: Ayrılmalıyız

64 3 5
                                    

Kardelen taksinin içindeydi. Sedefi aradı. Ablası telefonu açar açmaz onu azarladı:
- Sen nerdesin? Seni her yerde aradım! Bu hamile halimle arkandan koşturuyorsun!
- Babam nasıl iyi mi?
- Yoğun bakımda.

Genç kız sessizce ağlıyordu:
- Nesi var?
- Kalp krizi.
- Aman Allahım! Nasıl oldu bu?
- Bilmiyorum. Sabah toplantı sırasında olmuş. İflasını açıklacaktı. Son zamanlarda herşey, herkes üstüne üstüne gelince...

Kardelen sertçe:
- Açık açık SEN desene!
- Saçmalama! Öyle birşey demedim!
Kafası bir hayli meşkuldü. Ona hamile olduğumu söyledim. Sonra babasıyla arasını düzeltememesi...

- Tamam... özür dilerim... Gerginim biraz.
- Şaşırmıyorum, her zaman ki halin.

Genç kız ona kötü birşey dememek için kendini zor tuttu:
- Oraya geliyorum.

Taksiden iner inmez içeri koştu. İlk gördüğü görevliye yoğun bakımı sordu. Asansör bekleyecek sabrı bulamayarak merdivenlerden çıktı.
Nefes nefese aradığı kata geldi. Koridorun sonunda ablasını gördü.
Büyük bir kalabalıkla birlikte babasının kapısının önünde bekliyorlardı. Doktor hiçbir şekilde Kenan beyi göremeyeceklerini onlara bildirdi. Kardelene bile izin verilmedi. Sedef babasının iş arkadaşlarını rica minnet gönderdi. Sadece babasının yardımcısı Yalçın bey kaldı, onun sağ koluydu. Kardelen üzüntü içinde yanında oturduğu adama döndü:
- Bu kalp krizi nasıl oldu?

Yalçın bey başta kem küm etsede sonra ona herşeyi anlattı:
- Kenan herkese emekleri için teşekkür edip yollarını ayıracağını söyledi. Birkaçına şimdilik ödeme yapamayacağını, ama en kısa zamanda bunu halledeceğini de ekledi. Alacaklılardan biri buna güldü:
- Yeme bizi Kenan! Elinde avcunda hiçbir şeyin kalmadığını varsaysak bile bu küçük meseleyi hemen halledebileceğini biliyorsun.
- Anlamadım.
- Yusuf Altay Arman... Onun torunuyla senin kızın...
- Ne olmuş?
- Onunla dünür olacağına göre sana bir miktar yardım yapacaktır.
- Nerden çıktı bu? Öyle birşey yok! Olsa bile kızımı işime karıştırmam.
- Yapma Kenan! Bize de mi? Yusuf beyle akraba olan adamın sırtı yere gelmez. Burdan, bizden bu kadar kolay vazgeçebildiğine göre daha büyük hesapların var.
- Saçmalama! Öyle birşey yok dedim sana!
- Herkes bunu konuşuyor. Parti gecesi kızının Yusuf beyin veliahtının aklını nasıl başından aldığını herkes gördü. Bu bir tesadüf mü?

Kenan bey sinirle ayağa fırladı:
- Kes! Bir kelime daha etme!
- Anlıyorum bunu böyle ulu orta konuşmam canını sıktı ama biz senin yabancınmıyız?
- Çık burdan! Def ol!

Adam yerinden kalktı:
- Geçmişte bir kadını kullanarak kimler kimleri tahtından etmedi. Tarih yazıyor. Çok akıllıca bir hamle. Senden başka kimse düşünemedi bunu. Tabi herkesin senin gibi tek bir hareketiyle her istediğini elde edebilecek kadar güzel bir kızı yok. Kız değil altın yumurtlayan tavuk. O oldukça hiç dara...

Kenan bey adamı dinlerken kalbi sıkışıyordu. Bu adam onu ne sanıyordu? Ya kızını? Kardelene, hayatındaki en değerli varlığa nasıl dil uzatırdı? O ölmüşmüş müydü ki buna izin veriyordu?
Adamın üstüne fırlayıp ağzını burnunu kırmayı düşünürken Kenan beyin kolları havada asılı kaldı. Göğsüne dayanılmaz bir ağrı saplandı. Nefesi kesilirken yere yığıldı.

Kardelen Yalçın beyin yüzüne baktı:
- Ya siz? Şizde onunla aynı şeyi mi düşünüyorsunuz? Babamın para için bana böyle birşeyi yaptırabileceğini...
- Hayır. Ama çoğu insan böyle düşünecektir. İflasını o kadar soğuk kanlı karşıladı ki, sanki kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış gibi. Bitmiş olduğu halde "rahat" bir görüntü çiziyordu. İnsanlar bunun altında bir neden arıyorlardı ve siz onlara davette o nedeni verdiniz.

Cam kırıkları - KardelenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin