8 yıl sonra
(8. sınıfı bitirmiştik)
Bizim yıl geçtikçe geçtikçe Buketle arkadaşlığımız güçleniyordu bazen hafta sonları bile birlikteydik bazen ben onlarda kalır o bizde kalırdı aslıda doğruyu söylemek gerekirse her gün birlikteydik
.........
birlikte güzel bir sabaha uyandık çünkü ben onlarda kalmıştım yani arkadaşım bukette bugün buket annesi Çiçek teyze ve ben hastahaneye gitcektik çünkü buketin tahlil sonuçları çıkcaktı
haaa bu arada yıllar geçtikçe bukettin hastalığı geçiyordu artık birlikte yazışmak yerine konuşuyorduk lakin gene normal arkadaşlar gibi konuşmaktan sabahlamasakta en fazla bir saat konuşuyorduk ama genede buna şükürler olsun
ben onun kırmızı elbisesini giydim oda benim sarı elbisemi giydi odadan çıktık biz genellikle elbiselerimizi değiş tokuş yapardık o benim elbisemi ben onun elbisesini giyerdim
kahvaltı masasına oturduk çiçek teyze bize krep yapmıştı arasına Nutella koyup yedik
ya ben anlamıyorum çiçek teyze nasıl bu kadar güzel krep yapabiliyor inşallah bende biran önce çiçek teyzeden krepin yapılışını öğrenir onun gibi güzel krep yapardım tabiki de hiç bir zaman onun kadar yapamıycamı bilsemde bende kendimi böyle avutuyum
yaa hatta bir gün erken kalkmıştım bukete bir yumurta yapıyım dedim lakin demez olaydım söylemesi ayıptır bir yumurtayı kıramadım sözde yumurta yapcaktım mübarek yumurta değildi yumurta kabuklu içinde yumurtadan çok yumurta kabuğu olan yumurtaydı daha yumurtası bile pişmemiş ti ahh ne kadar beceriksizim haaa sonra o yumurta ne oldu diyemi düşünüyorsunuz çöpe gitti aaa bide o olaydan sonra buketin ağzına sakız oldum bir yumurtayı kıramadım diye
neyse kahvaltımızı yaptıktan sonra hastahanenin yolunu tuttuk
çiçek teyze araba sürmeyi bildiği için birde arabası olduğu için bizi mardindeki hastahaneye götürdü çünkü bizim köyde hastahane bile yoktu çiçek teyze biraz az buçuk ilgilensede köyümüzdeki hastalarla bir doktorun yerini tutmuyordu neyse lafı uzatmıyım hasta hanenin giriş kapısından girip doktorun yanına gittik ben dokturun odasına görmedim kapının orada bekledim çiçek teyze ve buket içeri girdiler yaklaşık bir saat sonra geldiler
...
buket ağlıyarak kapıdan çıktı ve koşarak bana sarıldı hiç birşey anlamadım acaba tahliller kötü mü çıkmıştı çiçek teyzeye dönüp kısık sesle
-tahliler kötü mü? çıktı
diye sordum kafasını hayır anlamında salladı eee o zaman buket neden ağlıyordu yyaaa burada neler oluyordu sonra buket benim elimden tutup dışarı çıkardı dışarıdaki bir banka oturduk buket elinin tersiyle göz yaşlarını silip konuşmaya başladı
- biliyorsun İzmirde annemin çalıştığı hastahanedeki doktor yani benim hastalığımla ilgilenen doktor
-buket çok içine kapanık bir kız böyle giderse hiç iyileşmez kızınızı buralardan uzak bir yere götürün kafası dağılsın temiz hava yeni yerler yeni arkadaşlar ona iyi gelir arkadaşı olmadığındanda kaynaklanıyor bu birde babasının ölümü onu derinden etkilemiş olmalı aslında buna birazda psikolojik olarak destek gerekiyor umarım ne demek istediğimi anlamışsınızdır
....
annem beni doktorun söylediklerinden sonra beni mardine yani buraya getirmeye karar aldı hem de babam askerliğini burada yapmış babam anneme buraları anlata anlata bitirememiş hem de annem buraları çok merak ediyordu benim bahanemle buraya geldik
-yaaaa ben bunları biliyorum bana anlatmıştın sadate gel herneyse doktor ne dedi
buket gene ağlamaya başladı neyse sonra lafına devam etti
-doktor şey dedi
-ney dedi
-buket kızımız hastalığı atlatmış yani artık buket bizim konuşabilecek yani buket kızımız iyileşmiş
bende buketin bunları demesiyle ona sarıldım ve
- yaaaa buket bu ne güzel haber heee ben anladım sen mutluluktan ağlıyorsun ahhh kızım yaaa beni korkuttun kötü birşey oldu sandım
buket bir anda
-biz İzmire dönüyoruz doktor kızınızın artık burada kalmaya ihtiyacı yok İzmire dönebilirsiniz dedi annemde doktorun dediklerini onaylayıp kızım yarın İzmire gidiyoruz dedi
buketin dediklerinden sonra buketin iyileştiğine seviniyim mi? yoksa gidiceklerine üzülüyüm mü? bilemedim

ŞİMDİ OKUDUĞUN
mutlu olmak herkezin hakkı
RomanceAslında onun tek sucu mutlu olmak istemesiydi. Hayat buna izin vermiyordu. Hep tökezliyordu.Bakalım o şeytanın bacağını kırıp yoluna devam edebilecekmi? Yoksa pes mi edecek?