yaşadığımız anların kıymetini nefes alamayacağımız bir acıyla karşılaştığımızda anlarız. canın türkiyeye dönmesi ve bizim okulda okuluna devam etmesi, beni tanımamazlıktan gelmesi, yanındaki kızın kimliği hepsi benim için hem birer merak konusu hem de üzüntü sebebiydi. cana onu neredeyse iki yıl bekleyecek kadar aşık olmuş olmam ise tam bir sürprizdi benim için. meğer bu sürede her şey yolundaymış gibi yaşıyormuşum sadece, gerçek hislerimden habersiz. birinin sizi gerçekten sahiplenmesi ona karşı beklentilere de yol açıyormuş. ben candan bana geri dönmesini beklemişim ve o benden gittiğini göstermek için gelmişti yanıma. ayrılıklar çok can yakarmış. ve can canımı çok yaktı. ama mutsuz değildim çünkü ilk kez aşkı tatmıştım. aşık olduğum adam belki de ömrüm boyunca yaşayamayacağım kadar heyecan katmıştı bana. ayrılıklar da aşka dair demişti ya şair ben de ayrılığın yasını da yettiği kadar yaşayacaktım. ama hayata devam edecektim. cana kızgın da değildim sadece bu kadar beklentiye sokup da yarı yolda bıraktığı için kırgındım. ama biliyordum ki bunu da atlatacaktım.
bunları düşünürken servis evin önüne gelmişti. "iyi günler" deyip servisten indim. eve geldiğimde evde kimse yoktu ama meriç sağ olsun beni görünce hemen bize geldi. derdini çok iyi biliyordum. gamzeye yan bakan biri oldu mu? falan onları soracaktı. mutfağın bahçeye açılan kapısını açtım ve meriçe "mutfakta bekle geliyorum" diye de seslendim. "tamam arkadaşların en güzeli."dediğinde güldüm. "boşuna güzel söz söyleme ağzımdan gamze ile ilgili tek söz alamazsın."diye bağırdım. "zeki cadı"dediğinde güldüm. üstümü değiştirip meriçin yanına indim. evdeki yemeklerden ısıtıp hem meriçe hem kendime koydum. yemeğimizi yerken okulun ilk gününden bahsettik biraz. meriç ağzımdan laf almak için çabalasa da sadece "okulda çok yakışıklı çocuklar var meriç." dedim bilerek. "o kadar da yakışıklı çocuk yoktu bizim alt sınıflarda." dedi. ben de gülerek "üst sınıfların en yakışıklısını da gamze kaptı. şanslı kız."dediğimde "tabiki de şanslı benim sevgilim. kıymetimi bilsin bak. hazırlıkta içime düşecek neredeyse kızlar. "dedi serseri bir edayla. "hahaha bugün de bir çocuk gamzenin içine düşüyordu neredeyse kantinde."deyip sonra yanlışlıkla söylemişim gibi ağzımı kapattım. içten gülsem de meriçe karşı ciddiliğimi korudum. meriçin gözleri karardı."kim o lavuk? defne bak söylemezsen elimden çekeceğin var." dedi. "ben de tanımıyorum ki. yeni gelmiş okula. -ben yeniyim güzel bayan, bana okulu gezdirmek ister misin? yoksa sen cennetten mi düştün?-gibi şeyler söyledi kantinde gamzeye." dedim. meriç bir anda ayağa fırladı ve "canına mı susadı o salak? yarın ben de okula geliyorum ve bana onun kim olduğunu söylüyorsun. bir de ersinlere emanet ettim sizi. onlar neredeydi ki bu olaylar yaşanırken?" diye kükreyince meriç, daha fazla dayanamayıp patlattım kahkahayı. meriç kızgın gözlerle bana bakınca artık arkadaşlarıma daha rahat davranabildiğim için meriçin saçlarını karıştırıp "kıskanınca çok tatlı oluyorsun. ama bil ki gamzeye bu tepkilerini anlatacağım." dedim. meriç de bana bakarak "tatlıyım değil mi?"dedi sırnaşarak." meriç ergence davranma koca adam oldun"deyince suratını astı. ben de yanaklarını sıkıp "benden büyüksün ama nedense seni sanki küçük erkek kardeşimmişsin gibi görüyorum." deyince meriç de bana ciddi bir yüz ifadesiyle bakıp "bakma böyle olduğuma gerektiğinde seni abinmişim gibi korurum güzellik. ayrıca ben çocuksu değilim sen fazla olgunsun."dedi. meriçin ne kadar ciddi olduğunu yüz ifadesinden anlamıştım. biliyordum elinden geldiğince bana abilik yapardı. aklıma canın gelmesiyle yüzüm düştü. meriçle uğraşırken bir an aklımdan çıkmıştı. düşen yüzümle "ne oldu?" dedi. ondan saklamanın bir anlamı yoktu. aynurla ne kadar telefonda konuşsak da onun da dedesiyle başı fena dertteydi. tutturmuş ben ölmeden serdarla nişanlanıp evlenin diye. serdarın hiç itirazı olmadı buna. "üniversiteyi evli okuruz. hem ben zaten bizim şirkette çalışıyorum, sana da eve de bakabilirim. gerekirse yardımcı tutarız. sen de zorlanmazsın."deyince serdar, aynur da eskisi kadar katı bakmamaya başladı bu fikre. şu an onun da kafası çok karışık yani. onu daha fazla telaşlandırmak istemiyordum. bu yüzden meriçe dönüp "can bizim okulda öğrenci. bugün gördüm. beni görmezden geldi. sanki aramızda hiçbir şey yaşanmamış iki yabancıymışız gibi davrandı. yanında adının buse olduğunu öğrendiğim kızıl saçlı çok güzel bir kız vardı. onunla bir bebekle ilgilenir gibi ilgilendi. ondan kurtulmak istediğimi sanıyordum; ama farkında olmadan onu bekliyormuşum meriç. onun yokluğunda kendimi tanıma, isteklerimi anlama, arkadaşlıklar kurma gibi yapmak istediğim her şeyi yapmaya çalıştım. bu yüzden onu düşünmek için fazla zamanım olmadı. ayrıca beni bir ilişkiye zorladığı için ondan ve özgürlüğümü kısıtlamasından korktum. bu yüzden ona karşı olan hislerime haksızlık yapmışım. aslında kaçtığım can değil duygularımmış meriç ve tüm bunları bugün anlayabildim. artık can ve ben diye bir şey kalmadığında." dedim üzgünce. meriç sözümü kesmeden beni dinledi ve "bak defne kısa ve öz konuşacağım. eğer canı seviyorsan yenilgiyi bu kadar kolay kabul etmemelisin. bildiğim kadarıyla senin ilk aşkın. eğer ki canı aşık olmaya layık görmüşsen vazgeçme. onun sana yaptığını sen de ona yap. seninle olmaya zorla." dedi. "nasıl derim meriç? kız arkadaşı var. eğer olmasaydı inan savaşırdım. ayrıca can bana aşık değildi ki. bana hep benimle önemli bir nedenden dolayı birlikte olmak istediğini, ama sebebi ne olursa olsun yine de beni mutlu etmek için her şeyi yapacağını, zamanı geldiğinde nedenini de açıklayacağını söylerdi."dedim. meriç hayretle bana bakıp "nasıl yani? can sana aşık değil miydi?" kafamı olumsuz anlamda salladım. "bunca zamandır, birbirinize aşıksınız sanıyordum sizi defne ve can yurt dışında olduğu için üzülme diye konuyu da hiç açmıyordum. bazı tuhaflıklar hissetsem de cana güvenirdim. aklım almıyor neden böyle bir şey yaptığına? can güvenilirdir. sana bir söz verdiyse normalde tutardı. onunla konuşacağım. seni böyle bir duruma soktuğu için hesap sormak istiyorum. peki defne sen niye bunca zamandır anlatmadın bunları bana?"dedi elini saçlarında gezdirerek. sinirlendiğinin ve kendini sakinleştirmeye çalıştığının farkındaydım. "çok kolay bir şey değildi benim için bunları kabul etmek. birinin zorbalığına maruz kaldığında ve sevdiklerinle seni bir nevi tehdit ettiğinde her ne olursa olsun kabullenmeye başlıyorsun. bu kabulleniş zor bir süreç olsa da diyorsun ki içinden- güçlü olmak bazen kabullenmeyi gerektirir-. üzgünüm meriç sana anlatamadığım için ama sen benim için çok kıymetlisin."dedim ağlayarak. gözyaşlarım yanaklarımdan usulca akarken meriç yavaşça sarıldı bana. "söz veriyorum defne, bunların hesabını o zibididen soracağım. kardeşimi kimse üzemez benim."dedi beni teselli etmeye çalışarak. minnetle ona baktım "iyi ki yanımdasın. annemler de evde yoktu tek kalsaydım daha kötü hissederdim eminim. meriç ben iyi bir avukat olacağım. haksızlıklara karşı mağdurun yanında olacağım ama para kazanmaktan da korkmayacağım. ayakları yere sağlam basan bir defne göreceksin. ayrıca kaderime müdahale edecek bir can da olmadığına göre sevgili seçimlerimi de istediğim gibi yapabilirim artık. yarından itibaren daha çok çalışacağım hayallerim için. merak etme iyi olacağım."dedim gözyaşlarımı silerken. yarına kadar iyi olmayacağım biliyordum ama en yakın zamanda kendimi toparlayacaktım. can benim yaşam defterimde geçmişte kalan bir sayfaydı artık. ilk heyecanım, ilk kalp sızımdı. son nefesime kadar yüreğimin içinde çırpınmaya devam edecek olan yaralı bir kuştu ona dair duygularım. her şeyin ilki hayret verici olduğu için güzeldi biraz da. canın dudaklarının tadı hayret verici kadar güzeldi, ilk öpücüğümdü. dokunuşları güçlü ve güven vericiydi, tenimde gezinen bir erkeğe ait ilk ellerdi. yıldızsız geceye benzer gözleri gördüğüm en derin, en delip geçici bakışlara sahipti, ilk kez uzunca baktığım gözlerdi. ve o gözler yasaktı bana; çünkü onur denen bir duygu vardı ki onu da ezip geçersem kendimi de ezip geçecektim. bu yüzden, bugün acımı doyasıya yaşayıp canı di'li geçmiş zamanlarıma mahkum edecektim. meriçe yarım bir gülümseme gönderip başımı omzuna koydum. konuşmadı, konuşmadım. sadece yaşadığım acının sessiz ortağı oldu bana ve sisli bir gecede gelen ışık gibiydi ruhuma. evin açılan kapısıyla kendimi toparladım. annemler içeri girdiğinde onlara üzüntümü çaktırmamak için çok çaba sarf etmem gerekecekti. meriçle ikimizi mutfakta bulduklarında hiç şaşırmadılar. çünkü ya ben meriçlerde ya da o bizde sürekli vakit geçiriyorduk. "selam gençler" dedi annem. meriç de "merhaba neslihan teyze"dedi gülümseyerek. "11. sınıfın ilk günü nasıl geçti onu sormaya geldim." diyerek de ekledi. ben de "aslında gamzeye yan bakan biri olup olmadığına dair ağzımı aramaya geldi de çaktırmayın."dedim şakaya vurarak. annem güldü "ilahi meriç biri gamzeye baksa bile gamzenin gözü senden başka kimseyi görmüyor ki."dedi. babam da "olsun nesli, erkek adam işini sağlama bağlar." dedi. annem de "bak sen. kızım bakma sen bu geri kafalılara gel annecim biz bu ikisini baş başa bırakıp kahve yapalım." dedi. meriç ayaklanarak "aslında biz defneyle kahve içmiştik. ben artık kalkayım. görüşürüz tekrar. "dedi. "görüşürüz"dedik o mutfak kapısından bahçeye çıkarken. anneme dönüp "annecim sen babama kahve yapsan da ben de duş alıp yatsam. bugün ilk gün olduğu için birazcık yorgun hissediyorum. yarın kahvaltıda görüşürüz. olur mu?" diye sordum. annem her zamanki neşesiyle "tabi ki. haklısın sen de, tatilden sonra okulun ilk günü çok kolay geçmez. hadi sen dinlen biz de babanla karşılıklı kahve keyfi yapalım" dedi. onun bu anlayışlı halini seviyordum. babamı da yanağından öperek odama çıktım. kendime düşünme vakti vermeden duşa girdim. yarım saat sonra duştan çıkıp havluyla kurulandım ve giyindim. saçlarımı da kurulayıp yatacaktım ki telefonum çalmaya başladı. ekrana baktığımda tanımadığım bir numaraydı. açıp açmama konusunda kararsız kalsam da tereddütle telefonu açtım. "efendim" dedim soğuk bir ses tonuyla. "defne, merhaba ben mert. bakıyorum numaramı silmişsin." dedi. şaşırarak "mert. şey evet can bayağı arıza çıkarmıştı da o dönemde. mecbur silmek zorunda kaldım. biraz da sana kırılmıştım aslında. bana yardım edeceğini söyleyip beni yalnız bırakmıştın. gerçi artık bir önemi yok. can zaten benden vazgeçti." dedim. "ben verdiğim sözleri tutarım. can seni rahat bıraktı mı? bıraktı. ayrıca eminim bugün buse ile onu görünce cana aşık olduğunu fark ettiğini düşündün. bu zamana kadar nasıl farkına varmadım diye de hayret ettin değil mi?"diye sorunca küçük dilimi yutacaktım. "nereden? nasıl biliyorsun bunları?"diye sordum. "aslında bilmiyorum seni gözlemlediğim dönemlerde duygulardan habersiz saf bir kızdın. can sana yaşamadığın kadar heyecan yaşattı. sana yakınlaştı. korunduğunu ve değerli olduğunu hissettin. o güne kadar kimse doğru düzgün seni korumamıştı. arkadaşların vardı ama aynur dışında seni soran falan yoktu. ilk kez yakışıklı ve güçlü bir erkek senin peşindeydi. emrivakileri bile sen farkında olmadan onun gücünü hissettiriyordu sana. birçok konuda kararsız bir kızdın. can sana seçme hakkı tanımayarak kararsızlığını da ortadan kaldırıyor, bu da psikolojik olarak sana rahatlık sağlıyordu. anlayacağın bir sürü sebep sayabilirim ona aşık olduğunu sanmanı sağlayacak. can hem psikolojik hem de fiziksel olarak sana kendini değerli hissettirdi ve sen bu hissi sevdin yalnızca. ama bil ki bu aşk değil. bu fayda."dedi. mert konuştukça hiç görmediğim bir pencereden bakmaya başlamıştım duygularıma. acaba olabilir miydi? mertin dediği gibi cana sadece fayda amaçlı bir duygu mu besliyordum? mantığım ve duygularım yine karmakarışık olmuştu. "aslında canla fiziksel olarak yakınlaştınız değil mi? bu yüzden de kendini koruma duygusuyla candan başka birinin bedenine dokunmasına izin vermiyorsun. ilk kez hem duygularına hem kısmi olarak da bedenine o dokunduğu için kendini ona ait gibi görüyorsun. bu duygu belirli bir süre daha devam edecek."diyerek düşüncelerimden ayırdı beni. "ben gerçekten anlamıyorum mert. cana ne oldu da birden bire tanımamazlıktan geldi beni?" diye sordum. mert derin bir nefes vererek "sana demiştim güç can için her şeydir diye. yanındaki buse cana büyük güç getirecek bir anahtar. can iş konusunda asla yetinmez. hep daha fazlasını ister. "dedi. ne yani bu kadar mıydı? bilmediğim bir sebepten ona güç sağlayacaktım ama o benden daha güçlü bir alternatif bulunca beni serbest bırakıp onu mu tercih etmişti? aman ne güzel. bunları duyunca içimde cana karşı sadece kırgınlık değil kızgınlık da oluşmuştu. gözyaşlarım hıçkırığa dönüştüğünde mert telefonda telaşla "defne saçmalama. ağlamana, göz yaşlarına değmez. yarın seni okuldan almaya geliyorum. seninle konuşmak istediklerim var. "dedi. ben de sanki beni görecekmiş gibi omuz silkerek "gel, nasılsa bana karışacak bir can yok artık hayatımda." deyip acı acı güldüm. "sana söz veriyorum yaşadıklarını belli oranda unutman için elimden geleni yapacağım. o zaman yarın okul çıkışı seni almaya geliyorum güzellik."deyip telefonu kapattı. telefonu kapattıktan sonra yatağa uzandım. uyuyamayacağımı biliyordum. ama düşünmeye ve duygularımı doğru analiz etmeye ihtiyacım vardı. cana olan duygularım gerçek olmayabilir miydi? ilk kez yaşadığım yakınlaşmalardan dolayı tutucu bir şekilde ona mı yönelmiştim? belki hayatımın aşkı değildir. onunla kıyas yapacağım bir ilişkim olmamıştı. böyle düşününce biraz rahatlamaya başlamıştım. belki de mertin dediği gibi canın sahibi olduğu güç benim güven duymamı sağlamıştı. kıskançlık sandığım his de bu gücü kaybetme korkusuydu. şu an her şey çok daha mantıklı geliyordu. bir de hiçbirimizin bilmediği ama canın bildiği, ona güç getireceğine inandığı benimle ilgili olan sır ne? canla ilgili mantıklı bir açıklama bulmaya her daim bir adım uzaktaydım. sanırım bir tek bu sır için canla konuşmalıydım. gerçekten çok merak ediyordum ne olduğunu. ben bunları düşünürken artık göz kapaklarım yavaş yavaş kapanmaya başladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
kimsesiz yürek
Romancetamamlandı! kimdik biz seninle? dost? sevgili? eş? karanlığın sabahla buluştuğu kısacık zaman dilimlerinin isimsiz kahramanlarıydık belki. içimi en çok acıtan da; senden bahsederken artık hep -di'li geçmiş zaman dilimleri kullanıyor olmak. çünkü sev...