Kardelen ve Onur içeri geçip koltukta yan yana oturdular. Onur genç kızın haline, tavrına bakıyordu. Onun için herşey bitmiş miydi? Yüzünü kaldırıp ona bakarken, ağzından çıkacak kelimelerden korkarak üstüne atılıp ona sarıldı:
- Seni seviyorum, çok seviyorum. Yemin ederim! Bunu hiçbir şey değiştiremez. Ne o mektup, ne Başak... ne başka biri... Hiçbiri! Sana olan sevgim herkesin, herşeyin üstünde. İnan bana! Özür dilerim, özür dilerim... Bırakma beni... Sensiz olamam ben.Genç kız söylediği bu sözler karşısında ne diyebilirdi? Onu bu kadar çok seven, her türlü kabul etmeye hazır bir adama haksızlık ediyordu; onu hayatta insanın arayıpta bulamayacağı, erişebileceği en yüksek mevkiye koymuştu.
Kalbim direnme diyor,
Ayrı bir nefeste olsa seni yaşatır
Bir şairin huzur veren şiiri gibi
bırak ruhuna tesir etsin.Seni iyleştirmesine izin ver.
İstediğin, beklediğin oldu belkide,
duan kabul olmuş say.
Yeni doğan bir gün, başka bir seher.
Her koşulda barınacak bir kalp buldun... bırakma!Kabul etmeliydi ki Onur onu içindeki karanlıktan çıkarabilecek tek ışıktı:
- Tam herşey bitti, çıkış yolu yok derken... Sen benim umudumsun... Sana ihtiyacım var... Senden başka gidecek yerim mi var?Onur kollarını gevşetti. Kardelenin başını tutup yüzüne baktı:
- Sahi mi söylüyorsun?Genç kız başını sallayınca Onur onu kaldırıp dönderdi:
- Seni seviyorum!Kardelen o an içinden geldiği gibi davrandı:
- Bende seni seviyorum.Onur bunu duyunca onu yere bıraktı. Yanaklarına ellerini koyup okşarken dudaklarına uzandı ve...
- Geldiğinizi duymadım çocuklar.Kenan bey merdivenin eşinden onlara bakıyordu. Genç kız yanağındaki elleri mahçup bir şekilde çekip babasına doğru yürüdü:
- Çok olmadı babacım. Uyandırdık mı seni?
- Hayır. Zaten uyku tutmadı. Şu nişanda olanları bana artık anlatacak mısınız?Kenan beyi ortalarına alıp oturdular. Söze Onur başladı:
- Olanlar için çok üzgünüm. Saçma sapan birşey... eski kız arkadaşım. Ayrıldığımızı kabullememiş. Onu davet bile etmemiştim. Çok içince bir anda sapıtıp ileri geri konuştu.
- Bir mektuptan bahsedi...
- Önemsiz! Kardelenin bana yazdığı birşey. Aramızda bir yanlış anlama olmuştu. Aklınca bunu bizi ayırmak için bir koz olarak kullandı.
- Birşey yok diyorsun yani?
- Evet, herşey yolunda. Size söz veriyorum bir daha böyle birşey...
- O kızı kızımdan uzak tutacaksın! Eğer birşey...Kardelen babasının ellerini tuttu:
- Onurun bir suçu yok. Böyle olmasını istemezdi elbette. Sorun yok, herşey yolunda. Boşyere sinirlenip üzülmeni istemiyorum, tamam mı?
- Öyle diyorsun da o kız...Onur Kenan beyin dizlerine kapandı:
- Bir daha yanımıza yaklaşamayacak! Söz veriyorum.
- Tamam o zaman. Konuşacak birşey kalmaysa bize müsade. Hadi Kardelen nişanlını geçirde gel. Bitkin görünüyorsun, biraz dinlen.Kenan bey onlarla birlikte yerinden kalktı. Kardelen Onuru geçirdikten sonra baba kız el ele yukarı çıktılar:
- Önce bir duş, sonra da bir uyku ikimizede iyi gelecek. Allah rahatlık versin kızım.
- Sana da baba.*****
Onur bir haftadır Koza holdinkte çalışıyordu. Odası muntazam bir şekilde hazırlanmış, kendine çeki düzen vermesi için bir miktar avans verilmişti. Üstüne yeni takım elbiseleri çektikten sonra gıcır gıcır olmuştu. Önünde artık hiç kimse, hiçbir şey duramazdı. Gıravatını düzeltirken elindeki nişan yüzüğüne bakıp gülümsedi. Çok değil, şansı biraz daha yaver giderse bir yıl içinde Kardelenle evlenebilecekti. Çiftlik yavaş yavaş eski görkemli zamanlarına dönüyordu. Suna Bağları değerleniyordu. Orası her ne kadar hepsini barındıracak büyüklükte olsada evleneceği kadını oraya getirmek istemiyordu. Diğer yandan ailesinden ayrılmak istemiyordu. Aklına müthiş bir fikir geldi. Sıfırdan başlayıp Suna Bağlarına, en tepeye kendi evini inşa edecekti. Nişanlısına ve ev halkına bu fikri açıklamak için sabırsızlanıyordu. Önce dayısına açmaya karar verdi. Aldığı cevapla yıkıldı:
- Yakında Suna Bağları diye bir yer olmayacak.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cam kırıkları - Kardelen
RomanceKardelen: İncinmekten korkarak kendini gizleyen narın çiçek. Ama karların ortasında açacak kadar cesaretli. Ya da güneşe yüzünü dönmek için acele eden, verdiği sözleri tutamayan hercai bir çiçek. Sen karar ver ne olduğuna... (2016)