27.Bölüm: Gökyüzü

42 3 3
                                    

Multimedya: Duman - Yalan

Keyifli Okumalar.

               27.Bölüm: Gökyüzü

"Çok konuşuyor bu kız, başım ağrıdı." Gül bıkkın bir şekilde kulağıma doğru fısıldamıştı.

Bakışlarım rengarenk elbiselere hayranlıkla bakan, bir yandan da moda dergilerinden bahsetmekte olan Sedef'e kaydı. Cidden fazla ve boş konuşuyordu. Yeniden Gül'e doğru bakıp haklı olduğunu belirtircesine başımı salladım. Kol saatime baktığımda havanın kararmasına az kaldığını fark ettim. Başımı geriye doğru attırırken nefesimi dışarıya doğru üfledim. "Bir an önce buradan gitmek istiyorum." Gül meyve suyundan birkaç yudum alıp kızlara kısa bir bakış attı.

"Bu gidişle zor görünüyor. Baksana, henüz bir elbise dahi seçmiş değiller." Doğruydu. Neredeyse üç saattir buradayız, kıyafet delisi olan iki kuzenin yaptığı tek şey ise kıyafetlere bakıp ne kadar beğendiğinden bahsetmeleriydi. Henüz icraata geçip o meşhur büyük davet için elbiselerini alamamıştık. Zaten ne diye buraya geldiysem sanki... Ceketimin cebinden telefonumu çıkarıp ekranına baktım. Korel'den mesaj yoktu. Kaşlarım hafifçe çatıldı. O gün kapıyı açtıktan sonra aldığım not ve silahtan Korel'e bahsetmemiştim. Onu endişelendirmek istemiyordum. Her şey gayet güzel ve normal ilerliyor, huzurumuzun bozulmasına şimdilik gerek yoktu.

"Haydiyin gidiyoruz!" Ellerini ayaklanmamız için çırpan Sedef'e baygın bir bakış attım. Oturduğum yerden ayağa kalkıp mağazanın çıkışına doğru yürümeye başladım. Gereksiz insanlarla vakit geçirmek cidden sinirlerimi bozuyordu. Sedef'e o günden sonra kıl olmaya başlamıştım. Dolunay'a, Korel'i öpmesini söylemişti. Bilerek yapıyordu. Kendi kendime gözlerimi devirdim. Gül yanıma gelip koluma girdi. "Okulların başlamasına az kaldı, heyecanlı mısın ahbap?" Ah, bir de o mesele vardı değil mi?

Cidden 19 yaşında ki bir kız liseye gidip son sınıf mı okuyacaktı? Bir kere çok saçma ve mantıksızdı. Onca olan biten kargaşanın içinde normal bir öğrenci olmak tuhaf geliyordu. "Kaç gün kaldı ki?" derken sesim isteksiz bir şekilde çıkmıştı. Gül ise benim aksime heyecanlı gibiydi. "Daha on beş gün var, ama biz şimdiden okul kıyafetlerini alsak iyi olacak." Gül'e ters bir bakış attım.

"Okul kıyafeti? Hiç sanmıyorum."

Gül olduğu yer de durup gözlerimin içine bakmaya başladı.

"Mihran farkındaysan mahvolan hayatlarımızı düzeltmeye çalışıyorum. Normal insanlar gibi sakin bir şekilde yaşamak, ve meslek sahibi bir insan olmak istiyorum. Ayrıca tüm bunlar senin için de geçerli. Okula gidip tembel öğrenci rolünü oynamayacak, aksine geçerli not almaya çalışan bir öğrenci olacaksın."

Soluklandı. Ağzım açık bir şekilde Gül'e bakıyordum. Kendimi toparlamam birkaç saniyemi aldı.

"Kendimi ebeveynleri tarafından gece yatmadan önce sütünü içmediği için azar işiten sekiz yaşında ki bir kız çocuğu gibi hissettim."

Gül gözlerini devirdi. "Ciddiyim Mihran!"

"Tamam anne!" Dalga geçtiğim için daha da sinirlendi. Ona gülümseyip yanından sıyrıldım. İnsanları sinir etmeyi seviyordum, bu en yakın arkadaşım olsa bile.

Ölümün Soğuk Sesi Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin