Alarm sessiz odanın içinde yankılandı.
"Of! Şu lanet şeyi susturun!..Nehir!"
Nehir tabii odasında sıcacık yatağının içinde mışıl mışıl uyuyordu.
Betül oflaya oflaya yataktan kalktı. Bir elinde yorgan diğer elinde yastık vardı. Bir yandan da gözlüğünü bulmaya çalışıyordu.
"Yaa! Benim gözlüğüm nerde?!"
"Kafanda..."
"Ayh!! Sen ne zamandan beri buradasın?"
"Ben senden önce kalktım."
"Olamaz mı?"
"O kadar komiktin ki..." diyip Nehir gülmeye başladı. Betül ise ona afallamış bir şekilde baktı.
-Okulda-
"Selam Betül!"
"Selam!"
"Şey... Sana birşey
sormak istiyorum..."
Hayda.....
Ne diyecekti ki şimdi bu?
"Tabii sorabilirsin. Seni dinliyorum Oktay."
"Eee..."
"Evet?"
"Haftaya mezuniyet var ya... Benimle dans eder misin?"
"..."
"Betül? İyi misin?"
Betül bayılacakmış gibi hissetti. Sanki elleri bağlıymış, biri onu vuracakmış fakat o sırada beyaz atlı prensi gelmişti... İşte tam olarak böyle hissediyordu.
"Tabiiki!!"
"Güzel! O zaman görüşürüz."
"Good bye!"
Bütün olayı izleyen Nehir Betül'e doğru yaklaştı. Betül hala şokunu atlatamamıştı. Nehir elini salladı.
"Betül, senin adına sevindim."
"Neden ki?"
"Oktay'dan hoşlanıyordun."
"Haa... Evet... Bir dakika! Sen nerden biliyorsun? Ben kimseye söylemedim ki?"
"Ah, Betül'cüm... O kadar safsın ki. Çok belli ediyorsun hayatım."
"Hadi ya"
Nehir başını gülümseyerek evet anlamında salladı.
"Nehir?"
"Evet?"
"Sen hala Özgür ile birlikte in değil mi?"
"Evet canım... Neden sordun ki?"
"Hiç. Merak ettim de... Yani ben şu An Oktay ile çıkıyor muyum?"
"Evet tatlım. Çıkıyorsun!"
Betül tekrar şoka girdi.
"Betül! Kendine gel! Ortalık yerde bayılmana izin veremem. Biri görür sonra başına iş çıkarırsın."
"Haklısın!"
-Mezuniyet günü-
Betül beyaz bir tuvalet giymişti. Aynı melekler benziyordu. Yanında duran Nehir ise siyah mini bir elbise giymişti. İkisi de ailelerinin yanına gittiler. Sohbet ettiler, şakalaştılar.
Oturacak arı yerlere oturdular. Daha önceden prova yaptıkları için ne olacağını az çok biliyorlardı.
Birden yavaş bir şarkı çalmaya başladı...
"Evet Betül hanım. Galiba şimdi seni dansa kaldıracağım."
"Evet. Ve galiba ben de kabul edeceğim."
Uzun süre dans ettiler. Tabii Özgür boş durur mu...
"Nehir, aşkım."
"Efendim aşkım?"
"Bugünün özel olmasını istiyorum."
"Bende..."
"Bence biz Kepler den sonra gidelim..."Dedi Özgür çekinerek.
"Oooo!" Dedi bunu duyan Betül.
"Tamam, gelirim."
Özgür rahatlamışçasına Oktay'a baktı. Galiba işin içinde o da var.
-Kepler ayrıldıktan Sonra-
Aileler gitmişti. Oktay Betül'ü eve bıraktı. Ve kendi evine doğru yola koyuldu.
"Özgür, nereye gidiyoruz?"
"Seni kaçırıyor, gulum."
"Yaa! Saçma saçma konuşma!"
"Ne dedim ki, gulum."
"Ya nereye gidiyoruz bunu açıkça söyler misin Özgür!?"
"Delirdim galiba gulum... Seni kaçırıyorum dedim ya gulum."
"Ahhhh! Yeter!! Psikolojim alt üst oldu!!"
"Ama beni korkutuyorsun,gulum."
"Özgür, yeter dedim."
"Tamam, tamam. Geri geldim."
Nehir kahkahalar ile gülmeye başladı.
Özgür de devam ettirdi.
Özgür Nehir'i çok romantik bir yere götürmüştü.
"Özgür... Ama bura biraz fazla güzel.."
"Ben sanada edim mi?" Dedi Özgür sırıtarak.
Yemek bol sohbeti geçti.
Ve Son olarak Özgür Son bombayı koydu.
"Nehir..."
"Evet sevgilim?"
"Sana birşey soracağım.."
Özgür fix lerinin üstüne çöktü ve ağzından şu sözler döküldü.
"Nehir... Hayatımın güneşi olmanı, bana bir adım daha yakında olmanı , hergün benimle uyanıp benimle kalp ani istiyorum... Acaba... Benimle evlenir misin?"
Elindeki kutuyu açtı. İçinde çok güzel bir tektaş vardı.
"Ne!!!?????"
Diye bağırdı Nehir.
Gözlerini açtığında hastanedeydi...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İşte Hayat Budur ~ Doktorların Hayatı
Teen FictionDört arkadaş... Bir hastane... Koca bir serüven... Tıp okuyan bu dört arkadaşın hayatlarında acaba neler olacak? İş, aile ya da aşk?