annemin yüreği

87 6 2
                                    

defnenin annesi neslihan hanımın ağzından


defnenin anlattıklarını dinledikçe yıllardır kalbimin içine sakladığım, görmezden geldiğim tüm duygular bir biri ardına patlıyordu yüreğimde. benim bir babam vardı. ölmemişti. içimdeki küçük kız çocuğu hıçkırarak ağlıyordu. oysa; ben bir babayı özlemek nedir? onu bile bilmiyordum ki. benim hiç babam olmamıştı çünkü. bir şeyin ne olduğunu bilmezseniz hasretini de çekemezdiniz. ben en çok da bunun için üzülürdüm. benim hiç babam olmadığı için. arkadaşlarımın babalarına baktığımda arkadaşlarım sanıyorlardı ki ben babamı özlüyordum. ama değildi. ben bir babaya sahip olmak ne demektir? onu anlamaya çalışıyordum sadece. şu an 44 yaşında bir kadın değil de 17'sinde bir genç kız gibiydi kalbim. dört nala koşuyordu. heyecanlanmıştım. hayatımda ilk kez babamın olduğuna dair cümleler duymuştum ve sevgilisiyle ilk kez buluşmaya gidecek bir genç kızın kalbi gibi heyecanla atmıştı kalbim. ama defne anlatmaya devam ettikçe ve ben heyecanımı biraz daha yendiğimde hissettiğim heyecan yüzünden anneme ihanet ediyormuş gibi hissetmeye başlamıştım. hayatımda ilk kez ters köşe olmuştum ve o çok güvendiğim mantığım beni yalnız bırakmıştı sanki. annemin ne kadar yalnız olduğu geldi sonra aklıma. benim bir annem vardı ama annem kimsesizdi. o ne bir anneye ne de bir babaya hiç sahip olamamıştı. bunları düşünmeye başladıkça mantığım tekrar yerine gelmeye başladı ve anneme bunları yaşatan adamdan iğrenmeye başladım. ve anladım ki; benim hala bir babam yoktu. o yıllar önce Kıbrıs harekatında şehit olmuştu. tek bildiğim babam da oydu. o adama karşı hissettiğim kızgınlık bir çığ gibi büyüdü ve büyüdü içimde. anneme yaşattığı hayatı düşündükçe daha çok kızmaya başladım ona. nasıl bir insan bir başkasına bunları yaşatabilirdi ve buna aşk diyebilirdi? kocam hiçbir zaman incitmedi beni. incittiyse de çabucak sardı yaralarımı kanatmadan, dokunmadan sevdi o yaraları. aşk demek kendinden vazgeçmekti de aşkından vazgeçememek değil miydi? ama babam olduğunu öğrendiğim o adam kendi bencilliğinde yaşamış hep. annemi de karısını da yaşarken tüketmiş. ve buna aşk demiş. korkunç bir adam olduğunu çok daha iyi anlıyordum şimdi. defnenin anlattıklarına göre, bence güce aşık biriydi o. yıktığı hayatlara inanamıyordum ve ben o adamla birinci dereceden akrabaydım. bu kabullenebileceğim bir şey olamazdı. hele ki; annemin katlandığı zorlukları düşünmek yüreğimin nefes alamayacak kadar sıkışmasına sebep oluyordu. o adamdan kesinlikle uzak duracaktım. defnenin de ondan uzak durmasını sağlamalıydım ve bunun için bir şeyler düşünmeliydim. defneye açık bir şekilde onunla görüşmemesini söyledim ama onun defneyle görüşmeye çalışacağını hissediyordum. bu yüzden sakin kafayla düşünüp bir karar vermeliydim. 

dört gündür hayalet gibiydim. öğrendiklerimin ağırlığı günler geçtikçe artıyor ve beni bu yükün altında eziyordu sanki. bir karar vermeliydim. aslında kararımın ne olduğunu biliyordum ama yapmak istemiyordum. ama kaçmanın da faydası yoktu. bu yüzden akşam yemeğinde bizimkilerle aldığım kararları paylaşacaktım ve umarım aldığım bu kararlar kimseyi zor duruma sokmazdı. yaptığım iş de dahil olmak üzere zor kararlar alıp bunların sonuçlarıyla her zaman soğukkanlı bir şekilde yüzleşmiştim. ama hayatımın en zor günlerini geçirdiğim şu günlerde verdiğim hiçbir karardan emin olamıyordum. 

akşam yemek sofrasında sessizdim. cümleye nereden başlamam gerektiğini bilmiyordum. bu yüzden dakikalardır yemeğimle oynuyordum. bizimkileri daha fazla endişelendirmek istemediğim için defnenin taktiğini kullandım ve olduğu gibi düşüncelerimi ailemle paylaştım. eşim benim incinmemi istemediği için ilk önce bu duruma sıcak bakmasa da babamla yüzleşmek ve hayatımda ona yer olmadığını söyleme isteğime saygı duyduğu için durumu kabullenmişti. defne de anneannesini çok sevdiği için benim hesap sorma isteğimi yerinde bulmuştu. evet annem için de hesap soracaktım. aslan beyden annemin yüreğinde açtığı her yara için, beni savunmasız bıraktığı için, birçok insanı yaraladığı için hesap soracaktım ama asıl istediğim defneden uzak durmasıydı. defne anlatırken farkında olmadan duraksıyordu. o anlarda defnenin bazı şeyleri anlatmamak için duraksadığını anlıyordum. o ne kadar zeki bir çocuk olursa olsun ben onun annesiydim ve çocuğumu tanıyordum. son dönemlerde sevgili olaylarının olduğunu anlamam gibi. ama defneye inanıyordum. biliyordum ki ne olursa olsun çok zorlandığı zamanlarda bana her şeyi anlatacaktı. çocuklarımızı kötülüklerden koruyamazdık ama onlara kötülüklerle mücadele edebilme gücü verebilirdik. onlara doğru ve yanlışı ayırt edebilme yeteneği kazandırabilirdik. ben de defnenin kendi ayakları üstünde doğru ve yanlışı ayırt edebilen biri olması için uzaktan onu izliyordum. ama artık kızımı korumak adına müdahale etmem gerekebilirdi. defne ne kadar akıllı ve kendi farkında olmasa da güçlü bir çocuk olsa da hala hata yapabilecek kadar tecrübesizdi. 

kimsesiz yürekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin