Uygar: Bugün Burger'a gelecek misin?
Devrim: Gelmemi ister misin?
Uygar: Evet.
Devrim: Tamam.
Ara sokaktan ilerleyip ana caddeye çıktığımızda yanımda duran Ufkun, bugünkü Alperen ve Kutay'ın kavgasından söz ediyordu.
Birbirleri ile ciddi sayılabilecek hiçbir sorunları yokken, bu kadar tartışıyor olmaları grup içinde gerginliğe sebep oluyordu.
Elli metre kadar ilerideki 'Burger King' yazısını görünce sebepsizce mutlu oldum.
Aslında, sebepsizce değildi bu mutluluğum, sebebim yüzünden mutluydum.
İçeri girdiğimizde Ufkun hemen boş bir masaya kurulurken, ben siparişleri vermek için kasaya, onun yanına gittim.
Başımı iyice önüme eğdim yüzüne bakmış, görmüş olmamak için.
"İki milkshake. Biri çikolatalı diğeri karamelli. Büyük boy."
Güldüğünü duydum.
Gülüşü...
Tarifi olmayan bir haritanın yol gösterişi gibiydi.
Birkaç dakika sonra iki milkshake kondu önüme. Ve bir fiş uzatıldı ardından.
İçimde yanıp kavrulan isteğime rağmen bakmadım yüzüne. Merak ediyorum, evet.
Ama söylediğim şeyin arkasında duracaktım.
"Teşekkür ederim." dedim utana sıkıla.
Başım yerden kalkmamış olsa da kasanın arka tarafından bana doğru eğildiğini hissettim.
"Teşekkür ederim." diye fısıldadı. Güzeldi, ses tonu. Güzeldi, sözleri. Muhtemelen kendisi, hepsinden güzeldi.
Ufkun'un oturduğu masaya doğru ilerlerken elimdeki fişi sıkı sıkı tutuyordum. Bardakları masaya bıraktım ve sandalyeye oturdum.
Fişte yazanı okudum sessizce.
"Bir gülüşüne ölüyor, Tanrı'nın aptal aşığı. Duyuyor musun? Bir bakışına, yanıyor Tanrı'nın yaramaz evladı. Görüyor musun? Bir sözüne dünyayı yakmaya hazır, Tanrı'nın basit günahkarı. İstiyor musun?"
~~~~~
Güneş yeryüzünü geçici hükmünile kasıp kavurması için Ay'a teslim ediyordu. En narin şaheserini, en sevdiği hatırasını bırakır gibiydi yine aynı güneş karşıdaki dağların ardında batarken.
Yürümeye devam ettim. Okulun kapalı spor salonuna doğru ilerlerken, aklımdan günlerdir çıkmayan varlığı yine zihnimin köşesinde yer edinmişti.
Uygar.
Sözlerine hayran olduğum, bakışlarına rast gelemediğim insan. Kendi kendime düşündüm bir süre, ne yapacağımı bilemez halim içler acısıydı.
Hâlâ daha spor salonunundan gelem topun yankılanma sesi, şaşırtıcı derecede yüksekti. Alperen'i beklerken beyaz boya ile kaplanmış devasa spor salonuna girmeyi düşündüm.
