Her masala büyük bir hevesle başlarız ve bazen o büyülü satırların içinde kayboluruz , evet belki sonları her zaman istediğimiz gibi bitmez biraz üzülürüz sonra hayallarimiz usul usul zihnimize akın eder ve kendi sonumuzu yazmaya başlarız.
Ben Hira Aktaş 22 yaşındayım İstanbul üniversitesi mimarlık son sınıf öğrencisiyim hayatım biraz farklı yani farklı derken kimse bu hayatta dört dörtlük yaşamıyor kimi zengindir herşeyi parasıyla satın alır ama bazen satın alamadığı şeyler vardır yada eksik olan şeyler mesela sevgi ... ve kimileri vardır ki yokluk içindedir, yarına nasıl geçineceği meçhul iken bir şekilde bu eksiklerin içinde tamamla ya bildikleri tek şey sevgi dir... Peki ben!
İki katlı neredeyse yaşımın iki katı kadar eski bir apartmanın bodrum katında yaşıyoruz, yaşıyoruz derken sadece o ve ben, o dediğim kişi babam oluyor . Ben kendimi bildim bileli alkol bağımlısı her gün içip içip biryerler de sızıp kalıyor , annemi soruyorsunuz değil mi ? Annem ben sekiz yaşındayken yani hâlâ bir anne kuzusuiken babamın hesabını bana kesti, bu ne demek mi oluyor ? babamın sarhoşluğun dan ve parasız olmasından dolayı bizi bırakıp adamın birisiyle kaçıp gitti.
Asla isyan etmedim asla ama çok ağladım çünkü henüz ikinci sınıfa gidiyordum ve okuldan çıktığımda herkesin annesi okul bahçesinde çocuklarını bekliyordu ve ben de etrafa bakıyordum birşey arar gibi evet annem belki gelir diye onu arıyordum göz ucuyla . Kendimi tutuyordum hep , çünkü kendime bir söz verdim hiç bir zaman başkalarının yanında ağlamıycam.
Biliyorum okul bahçesinden çıkana kadar hep arkadaşlarım annelerinin babalarının elinden tutmuş bana bakıp gülüyorlardı neden mi benim elimi tutucak hiç kimse yoktu bu yüzden kimsenin yanında ağlayamazdım biran önce eve gidip odama girer ve yastığıma başımı gömer hüngür hüngür ağlardım.
Annemi çok özlerdim evet hemde çok.
Eskiler hep derler ya "kız evladı babaya düşkündür, erkek evlat ise anneye " asla bu düşünceye katılmadım , belki başkaları için babaları onların ilk aşkı ,ilk kahramanıdır ama benim için değil o adam benim hiçbir zaman kahramanım olmadı .
Ben hep anne taraftarı olmuşum dur , beni severdi annem , koruyup kollardı her şeyden her kezden , hatta babamdan !
O da gitti ve ben artı yapa yalnızım bu hayatta !
&
Onuncu yaş günümde sabah henüz yeni doğmuş güneş odam aydınlanmıştı güneşin o ipeksi sıcaklığı yüzümü okşuyordu sanki bir den yüzüme yoğun bir sıvı geldiğini hissedip gözlerimi açmıştım babam baş ucumda elinde bir şişe ... doğum günü hediyem olarak yüzüme alkol şişesini boşaltarak uyandırmıştı.Ah hiç kulaklarımdan gitmiyor bana ilk o gün başlamıştı "evlatlık"demeye anlamıyordum neden öyle dediğini onun öz evladıydım ama o beni asla kızı olarak kabul etmemişti ki bundan sonr da etsin.
Yüzüme boşalttığı alkol şişesini duvara sert bir şekilde vurarak parçalamışdı o korkuyla çığlık atmıştım " iyi ki doğdun evlatlık ! Sana iki hediyem var birini zaten yaptım en sevdiğim şeyi suratına döktüm bak sana degerveriyorum ha yüzün de yıkanmış oldu " diyerek gülüyordu ama sarhoştu yine acaba sırada ne var diye titreyerek bekliyordum "senin o anan olacak kadın varya hani seni çok seven yanına kimseyi koymayan anan varya başka bir adam için terk etmiş bizi duydun mu ?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SON İLMEKTE AŞK
Ficción GeneralSanırım ben bu cesareti annemden almışım ki bir sabah sessiz sedasız yeni hayatım için kaçıp gidiyorum tek fark annem arkasında ona muhtaç olan beni bırakıp gitti , ben ise bana zulüm eden adı baba olan birini bırakıp gidiyorum. İşte özgürüm , belim...