14.Bölüm ''Ruhunu Sevdim''

2.7K 147 110
                                    

Sabah kalktığımda gökyüzü delinmiş gibi bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Hava buz gibiydi. Bu durumda daha hava aydınlanmadan nasıl okula gidecektim bilmiyordum. Bir saat daha bekleyip annemle gidebilirdim ama annemle hem küstüm hem de Beren'le okula erken gelmek için sözleşmiştik.

Dün akşam yaklaşık bir saat planı yapmıştık. Sabah erkenden okula gelecek ve Nuri Hocanın öğretmenler odasındaki dolabının içine Ulaş'ın sigara içtiği fotoğrafları koyacaktık. Ve Ulaş Tunay futbol takımından atılacaktı.

Plan buydu. Kusursuz işlenmesi için ve yakalanma olasılığımızı en aza indirmek için kimse gelmeden okula gelmeyi kararlaştırmıştık.

Ne kadar inkar etsem de korkuyordum. Ulaş'ın tepkisi çok ağır olabilirdi ve benden daha da çok nefret edecekti. İkinci ihtimal için korkuyor olma ihtimalimi görmezden gelmeye çalışıyordum.

Diğer tarafımsa Ulaş çok üzülür diye korkuyordu. Ve ben sadece Ulaş'ın bizden alacağı intikam için korkmayı tercih ederdim.

Beyaz kazağımı üzerime geçirdikten sonra asker yeşili yağmurluğumu dolabımdan çıkardım. Okulda forma olmasına rağmen kimse takmadığı için son zamanlarda bende takmıyordum. Hem bu soğuklarda ince okul kıyafetlerini giymek yerine kalın kazaklar giymek daha mantıklıydı.

Siyah botumu da ayağıma geçirdikten sonra şemsiyeyi de alıp evden çıktım.

Ulaş'a bu yapacağım şeyin fazla olduğunu düşünüyordum, eokulda yazan koca bir K'ye rağmen. Ama Ulaş'ın yaptığı bir oyun yüzünden İzmir'e gidemeyecek olmam içimdeki ateşi körüklemişti. Ve hiçbir kuvvet o ateşi söndüremezdi.

İzmir benim kendimi ait hissettiğim yerdi. Ankara'da ki okul ortamına alışmıştım, arkadaşlarımı sevmiştim ama kendimi bu şehre hala yabancı hissediyordum. Ankara soğuk bir şehirdi. Çankaya belediyesinde her yerde park vardı ama hiçbiri denizin yerini tutmuyordu maalesef ki. Kızılay da ya da Tunalı Hilmi de dolaşmak sahilde dolaşmanın verdiği huzuru veremiyordu.

Dışarı çıkar çıkmaz soğuk kalın giyinmeme rağmen bedenimi yakmaya başlamıştı. Bir elimi cebime soktum diğer elimle de şemsiyeyi tutuyordum. Hala hastalığım geçmemişti ve bu kadar soğukla yağmur yedikten sonra durumum ne olurdu tahmin bile etmek istemiyordum.

Durağa geldiğimde otobüsün çoktan gelmiş olduğunu fark ettim. Beklemeden hemen otobüse bindim ve boş bir yere oturdum. Sabahın ilk saatleri bile olmadığı için hemen hemen kimse yoktu.

Kulaklığımı kulağıma takıp telefonumdan rastgele bir müzik açtım.

Hislerimi nasıl tercüme edeceğimi bilmiyordum. Karışık duygular içerisindeydim. Son zamanlarda daha fazla ortaya çıkan ama görmezden geldiğim birkaç şey vardı ve ne zaman yalnız kalsam anında kafamın içine üşüşüyorlardı.

Ve ben kafamı karıştıran insanın benden daha çok nefret etmesi için bugün onu çok üzecek bir şey yapacaktım. Ve bunu yaparken içimde tek bir pişmanlık yoktu. Olmayacaktı da. Çünkü şuan onun canını yakmak istiyordum.

İzmir'e gitmeyeceğim aklıma geldikçe içime büyük bir hüzün çöküyordu ve o hissettiğim hüzün bu işi yapma isteğimi dinç tutuyordu.

Otobüs okulun önündeki durakta durduğunda aşağı indim ve okula doğru ilerlemeye başladım. Beren beni sınıfta bekleyeceğini söylemişti. Bu yüzden direkt sınıfa çıktım.

Beren sıranın üstüne yatmış, uyuyordu. Çantamı sırama koydum ve Beren'i iki kez dürttüm. Kafasını kaldırdı ve uykulu gözlerle bana bakmaya başladı.

AnonimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin