Günümüz..
"Peki Bay Yoo, ben sizin için gerekli alternatifleri hazırlayacağım. Yarın geldiğinizde geniş çaplı konuşuruz. İyi günler."
Telefonu kapatıp derin bir nefes aldı Minseok. Bay Yoo'nun kararsızlığı onu yormuştu. Bazen neden bu işle uğraştığını düşünüp duruyordu. Birikmişi ve yüklü bir mirası vardı, tek seferde ülke değiştirip kendisine bir motor galerisi açabilirdi. En azından Minseok için daha ilgi çekici bir meslekti. Hoş yaptığı kazanın ardından motorlarla ilgilenmeyi bırakmıştı. Kendi motoru en sevdiği modeldi ve o parçalarına ayrıldığında başka hiçbir model ilgisini çekmemişti, eski olduğu içinse aynısından hiç bulamamıştı. Bazen en sevdiği arkadaşını özlüyordu. Bu bölümü annesi için okumuş ve maliyeci olmuştu, işimden nefret ediyordu ve tek iyi yanı Kihyun ile kendi ofislerine sahip olmalarıydı. Buraya yerleştiğinde Kihyun ile karşılaşması büyük şanstı. Ağrıyan başını ovuşturdu, bir ağrı kesiciye ihtiyacı vardı.
"Yine mi kararsızdı?" Kihyun sıcak bir gülümseme ile sordu.
"Hangi yöntemin daha kârlı olacağını söylememe rağmen hala karar veremedi, delirmek üzereyim Kihyun." Bıkkınlığı her halinden okunuyordu ve tüm anlaşmayı fes etmesine çok az kalmıştı.
"Sanırım onunla anlaşma yapamadan önce daha geniş çaplı düşünmemiz gerekiyordu." Onuz silkti.
"Hayır, bence benim o galeriyi çoktan açmış olmam gerekiyordu. Maliye bana oldukça fazla." Alayla güldü. Minseok kimdi, maliye kimdi. Sayıları sevmezdi bile. Sadece üvey babası da maliyeciydi ve sonu onun izinden gitmek olmuştu.
"Sana yıllar önce bu teklifi sunmuştum."
"Bende aptal olduğum için kabul etmemiştim." Güldü.
"En azından kendini biliyorsun, bu güzel bir ilerleme. Bunun bir sonraki adımı aptallığından arınman." Tekrar bilgisayarına döndüğünde Minseok önündeki kalemlerden birini karşı masasında oturan arkadaşına fırlattı. Bu kadar yüzüne vurmasına gerek yoktu, yani sanırım.
"Hey o bir yerime gelebilirdi." Kahkaha attı, Minseok ile uğraşmak eğlenceliydi.
"Gelmesi için attım zaten." İki ellini yana açarak omuz silkti ve masasında Sehun ile motorunun başında çekildikleri fotoğrafa baktı. Buna benzer bir fotoğrafı Jongdae ile de vardı. Kısa bir an Sehun ile olan yerine Jongdae ile olanın orada olabileceğini hayal etti. Kontrolsüzce tekrar Jongdae'yr doğru çekiliyordu. Yanına gittiğinde kendisine yaklaşmasına izin vermesi buna bir kanıttı. Jongdae'yi çok fazla özlemişti. Ona dair her şeyi; gülümsemesini, kaşlarını çatışını, sesini, dokunuşlarını, ona ait ne varsa hepsini. Tek soru 'Jongdae'nin hayatına girmesine hazır mıydı?' işte bunu bilmiyordu. Bilse bile bunu Sehun'a nasıl kabul ettirebilirdi ki? Onu battığı çukurdan Sehun çıkarmıştı, annesininde ölümüyle tek ailesi o olmuştu. Şimdi karşısına geçip nefretle dolu olduğu bir adama hala aşık olduğunu, onun bataklığına tekrar batmak istediğini nasıl söyleyebilirdi?
"Kim Minseok." Siyahlar içinde bir kurye elinde küçük bir buket ve kutuyla kutuyla ofise girdi. İki arkadaş şaşkınla ona baktığında Minseok girdiği transtan çıktı.
"Evet benim." Hafif bir gülümseme ile buketi ve paketi aldı.
"Şuraya bir imza alabilir miyim?" Minseok imzayı attığı gibi kurye anında ortadan kaybolmuştu. Şaşkınlıkla önündeki buketlerde bir kart aradı ama yoktu.
"Bence Kun'dan, hala seni istediğine yüzde yüz eminim." Sinsice gülümsedi. Kun tam onluk bir adamdı. Hoş bu düşüncesi Jongdae'yi görene kadar böyleydi. Şimdilerde Minseok'un ondan başkasıyla yapamayacağını adı gibi biliyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Find Me/chenmin
FanfictionEn büyük pişmanlığım, sen ardımda göz yaşlarına boğulmuşken aşkıma küçük bir hoşçakalla veda etmekti. Şiddet❌ Argo🤬 Olumsuz örnek davranışlar⛔️ Yestişkin içerik 🔞