Annesinin ölümünden 2 hafta geçmişti genç adamın. Bu zaman zarfında ne ağzını bıçak açmış ne de şirkete gidiyordu. Okula da sabah gidiyor, öğle vakti eve geliyordu. Tam bir ruh gibiydi. Bedeni buralarda ama aklı, kalbi ve ruhu başka yerlerdeydi. Öğle vakti eve gelip üstünü değiştirip uyuyordu.Son 2 haftadır aynı şeyleri yapıyordu. Çünkü uyumak birazcıkta olsa yaşadığı acıları hissetmemesine neden olmuştu. Fakat 3 gündür gördüğü kabus ve rüyalarla artık gözüne uyku girmiyordu. Sabaha kadar oturuyordu gözünü kırpmadan.
Günlerdir yüreğinde acı ve nefret vardı. Annesini katleden o caniyi bulup ona ölümlerden ölüm beğendirtecekti. Ama ilk önce kendini toplaması gerekiyordu. Annesine bunu yapanlar elini kolunu sallaya sallaya gezemeyeceklerdi. Atakan onların azraili olacaktı. Genç adam daha fazla beklemeden olduğu yerden kalktı ve evinin olduğu üst kattaki karanlık odasına çıktı. Karanlık olmasının sebebi, odadaki çarşafından halılara kadar her şey simsiyahtı. Tam da Atakan'ı temsil ediyordu. Zifiri karanlıklar içinde acı ve nefretle boğuşan genç adamdı Atakan. Bu yüzden odasını böyle yaptırtmıştı. Umuda ve mucizelere hiç inanmıyordu. İnananlardanda fazlasıyla nefret ediyordu. Odasına girdiğinde banyoya girdi ve ılık bir duş aldı. Duşunu aldıktan sonra dolabından aldığı siyah gömlek, siyah pantolon, ceket ve ayakkabılarını giydi. Aşağıya indiğinde masanın üstünden telefonunu, sigarasını ve evin anahtarını alıp çıktı. Arabasına binip Eren'i aradı ve dirrek konuya girdi.
"Eren bana annemi vuranın kim olduğunu hemen bulmanı istiyorum." kararlıydı genç adam. Hemen buldurup öldürecekti o soysuzu.
"Tabi kardeşim de sen iyi misin? Yani nihayet konuşabildik." şaşırmıştı Eren. Atakan'ın bu kadar çabuk kendine gelmesini beklemiyordu. Ayrıca telefonu açar açmaz o cümleyi duymasına da şaşırmıştı.
"Sonra Eren sonra. O adamları hemen bulacaksın. Ben kaldığım yerden devam ediyorum. Şimdi de okula geçeceğim. Bulur bulmaz beni ara."
"Tamam reis." dedi ve telefonu kapattı. Okula gitmek için vae gücüyle gaza yüklendi.
🍃🍃🍃🍃
"Hadi kızım gelecekler hızlı ol."
"Tamam annem hemen geliyorum." çok heyecanlıydı genç kız. Çocukluğundan beri tanıdığı, sevdiği ve neredeyse tüm vakitlerini geçirdiği Mustafa onu istemeye gelecekti. Hızla hazırlandı ve annesine yardım için yanına gitti. Kapı çaldığında direk kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında üzerinde siyah ceket, beyaz gömlek kombini vardı Mustafa 'nın. Elinde de çiçek ve çikolata. Erva, Mustafa' yı ve ailesini içeriye buyur etti. Birlikte salona geçtiler. Kemal bey Mustafalarla tokalaştı ve konuşmaya başladı.
"Hoşgeldiniz efendim."
"Hoşbulduk."
"Çok heyecanlı duruyor Mustafa oğlumuz" gerçekten çok heyecanlıydı Mustafa.
"Aynen öyle Kemal bey. O yüzden biz kahvelerimizi içip direk konuya girelim." Erva bu sözü duyar duymaz mutfağa girdi ve kahve yapmaya başladı. Tam o sırada Buse aradı genç kızı.
"Efendim Buse'm." neşeli bir tavırla konuşmuştu Erva.
"Oo hayırdır hoca hanım pek bir neşelisiniz." hoca demişti Buse Erva'ya. Çünkü bir nevi hocaydı. Öğretmen olacaktı Allah'ın izniyle.
"Hani size anlatmıştım ya Mustafalar istemeye gelecekler diye. İşte geldiler hatta şuan kahve yapıyorum."
"Erva sen ciddi misin? Çok sevindim canım. Bir ömür boyu mutlu ol."
"Amin darısı başına bitanem."
"İnşAllah" ikiside derin bir kahkaha atmıştı. Keyiflerine keyif katmışlardı. Erva vedalaşıp telefonu kapattı ve yaptığı kahveleri tepsiye koydu ve salona yöneldi. Tepsiyi ilk misafirlere sonra babasına ve annesine en sonda müstakbeş eşi Mustafa 'ya tuttu ve babasının yan tarafındaki sandalyeye oturdu. Kahvelerden bir kaç yudum aldıktan sonra Mustafa' nın amcası Cemal Bey direk konuya girdi.
"Evet Kemal bey. Sebebi ziyaretimiz belli. Hiç uzatmadan konuya girmek istiyorum..." Cemal bey tam konuya girecekken telefonu çaldı. "Pardon. Önemli bir mesele." deyip salondan çıktı, konuşmak için mutfağa yöneldi.
"Ne var lan." arayan sağ koluydu. Cemal bey tam bir mafya babasıydı. Ama bunu kimse bilmiyordu. Zaten 2 hafta öncede şehir dışına bu yüzden çıkmıştı. Ahpaplarıyla Atakan Özdemir 'i arıyorlardı her yerde. Atakan Özdemir en büyük düşmanıydı Cemal beyin. Çünkü 2 yıl önce Atakan Özdemir, Cemal Bey' in hayatta en değer verdiği karısının namusu kirletmişti adam tutarak.Daha sonrada hiç acımadan öldürmüştü Cemal beyin karısını.Bu yüzden Atakan Özdemiri' bulup ona acı çektirtmek istiyordu. Cemal Bey mafya babası olduğunu kimseye belli etmiyordu. Özellikle de Mustafa 'nın ve 2.eşi olan zehra hanıma.
"Cemal bey Atakan Özdemir' in izini bulduk. Bir okulda geçici süreğiliğine müdürmüş. Bir de şirketi varmış.He bir de Atakan Özdemir'in annesinin evinin adresini bulmamızı istemiştiniz, biz de bulduk ve dediğiniz talimatla vurduk. "
"Güzel. O zaman yarın bir gidelim bakalım. Ama başka bir planım daha var. Şimdi beni iyi dinle..." cemal bey planı anlattıktan sonra telefonu kapattı ve salona tekrar girip yerine oturdu. Yüzüne sahte gülümsemesini takarak konuşmaya başladı.
"Evet nerede kaldık efendim. Heh tamam hatırladım. Evet kemal bey, Allah 'ın emri, peygamberin kavliyle kızınız Erva' yı oğlumuz Mustafa'ya istiyoruz." Kemal bey önce kızına sonra da eşine baktı. İkiside minnet dolu gözlerle bakıyorlar ve gelecek cevabı bekliyorlardı.
" Madem gençler birbirlerini sevmişler,bize de vermek düşer. He Mustafa, kızımı üzme he " son cümlesini şakayla karışık söylemişti Kemal Bey. Erva ve diğer birey bu sözleri duyunca ayağa kalktılar ve Erva babasını elini öptü daha sonra da kayınbabasının ve kayınvalidesinin elini. Mustafa 'ya gelince' de sımsıkı sarıldılar. Artık yüzükler takılmış, söz kesilmişti.
.....
Yatağına yatmış elindeki alyans yüzüğü inceliyor bir yandan da inanmıyordu genç kız. Resmen çocukluk aşkıyla evlenmişti Erva. Yüzüğe bakarken gözlerinin nasıl kapandığını anlayamadan kendini uykuya teslim etmişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kum Tanesi
RomanceAllah der ki kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ve ekler onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsimler geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabrın taşar, canından çok saydığın yar bile bir gün el olur. Aklın şaşar, dostu...