Çaresiz Çığlıklar

359 49 19
                                    

Başta içine büyük bir korku sindi. Çığlıklar dışardan mı geliyordu? Belki de birinin yardıma ihtiyacı vardı. Çığlıklar büyük bir artış içerisindeydi. Sesin sahibi haykırırken bir yandan da ağlar olmuştu. Öyle ki kendi düşüncelerini bile duyamıyordu. Daha sonra korkusunu yenerek yorganı yavaşça üstünden çekti. Kadının dedikleri doğru muydu? Yok canım, saçmalık. Efsaneydi. Ama Namjoon'un düşündüğü gibiyse çok gerçekçi bir yalandı. Çok çok gerçekçi

Yorganın altından çıkabilmişti fakat yataktan kalkamıyordu bir türlü. Dili tutulmuştu. Neler olup bittiğini merak ediyordu. Kalkmaya cesaret etti fakat bunu yapması bekleniyormuş gibi cam yumruklama sesleri de eklendi. Ay ışığının zor aydınlattığı odada zor da olsa saatin 00:01 olduğunu gördü. Sesin nereden geldiğini anlayamıyordu. Sanki donmuş gibiydi

Evet gerçekten de donmuştu. Korkudan titriyor ve kıpırdayamıyordu. Tek yapabildiği ürkek ve şaşkın bakışlarıyla etrafı süzmek ve bu lanet işkencenin bitmesi için yalvarmaktı. Kulakları bu çığlıklarla çınlar olmuştu. Bir saat boyunca yatakta donmuş bir halde bekledi. Fakat o bir saatin sonunda sanki sihirli bir değnek ile durdurulmuş gibi çığlıklar kesildi ve ardından da yumruk atmanın oluşturduğu korkunç sesler son buldu

Namjoon ne olduğunu anlamamıştı fakat çığlıkların kesilmesi onda bir cesaret yarattı. Yavaş ve ürkek adımlarla yataktan kalktı. Sanki çığlıklar her an yeniden başlayacakmış gibi hissediyordu. Bacaklarının titrediğini fark etti. Ne yapacağı konusunda pek bir fikri yoktu. Tamam hiç bir fikri yoktu. Tek yapabildiği dehşete düşmüş bir ses tonuyla konuşmak oldu

"B-bana a-adını sö-söyleyebilir misin?"

Daha sonra duvardan gelen tıkırtılara şahit oldu. Fakat ne ses geldi ne de biri camı yumrukladı. Namjoon çığlıkların tamamen kesildiğini anlamıştı. Ama bu ona sonsuza kadar da kesilmeyeceğini anlatmıştı. Korkuyla bütün evi dolaştı fakat tek bir şey göremedi. Tekrardan döndüğünde ise gözleri yatak odasındaki aynaya takıldı ve aklına alay dolu sözleri geldi
"Evet lanetli. Aynacığım konuşuyor musun sen?" acaba çığlıklar...
Hayır hayır hayır. Kararlılıkla başını salladı

"Saçma! Çok saçma. Hayır! Lanet felan yok. Hayal ürünü tamam mı"

İnanmamıştı. Çünkü hiç kimsenin hayali bir saat sürecek çığlıklar kurgulayamazdı. Ne yapacağını bilemez halde tekrar yatağına yattı. Ama tek yapabildiği güneş doğana kadar tavanı izlemekti. Ve delice atan kalbinin atışlarını hissetmek...

Sabah olduğunda bir iki saat de olsa uyumuş olarak kalktı yatağından. Ne yapar hiç bilmiyordu. Yüzünü yıkamak için lavaboya giderken bacaklarının tekrardan titrediğini fark etti. Kendi yalanına inanmadığının farkındaydı ama içinden bir ses ona bu evde 1-2 günden daha fazla kalacağını söylüyordu. Derin bir nefes aldı ve lavabonun kapısını sertçe açtı. Bir süre gözlerini aynadan uzak tuttu ama daha sonra kararlılıkla yansımasına baktı. Ve lavaboda kaldığı süreç boyunca kendi yüzünden başka tek bir yüz görmedi aynada

Sıkıntıyla nefes vererek lavabodan çıktı ve üstünü değiştirdi. Ne yapacağını gerçekten bilmiyordu. Aşağı indi ve kahvaltısını yaptıktan sonra evin eksik malzemelerini almak için dışarı çıktı. Ve yine aynı kişiyle karşılaştı. Kadın Namjoon'un uykusuz kalmış gözlerine bakınca kararlılıkla baş salladı

"Bana çığlıkları duyup duymadığımı soracaksın değil mi? Boşuna uğraşma burada kalanların uydurmaları der herkes ona. Başka kimse duymaz o sözde çığlıkları"

"Hayır. Aslında size evi satan adamın adını soracaktım"

"O mu? Hmm adı şeydi sanırsam. Heh evet evet oydu. Pek emin değilim ama Park Bong Sun olmalı"

The Cursed MirrorsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin