5 #Saat On Buluşması.

114 22 19
                                    

Helö! Ben geldim! Neysem bu bölüm biraz kısa. Hatta baya kısa ama gelecek. İşte böyle çeteyi tanımalı ve sürprizli bir bölüm. Neyse çok konuştum by.

Oy verip yorum yaparak desteklemeyi unutmayın.

Bugün günlerden ne? Bugün günlerden sen. Bana her gün sen.

-P.Y.-

Berbat bir alarm sesi ile gözümü araladım. "Ne alarmı ya bugün pazar." deyip telefonumu bulmaya çalıştım. Bulduğumda kapatıp tekrar başımı yastığa koydum. Pazar pazar kim dokuzda kalkar. Pazar pazar... Ne ? "Bugün çete ile buluşacaktım." deyip yataktan fırladığım gibi lavaboya koştum. Hemen yüzümü, elimi yıkayıp çıktım. Geç kalırsam trip yerim.

Berkay hala uyuyordu. Annem ise kahvaltı hazırlığındaydı. Beni görünce şaşkınlıkla baktı. "Nereye gideceksiniz de böyle erken kalktınız." Eee tabii o da haklı pazar günleri saat onda kalkarım ben.

"Bizimkiler ile buluşacağım. "deyip dolaptan kahvaltılık çıkarmaya başladım.

"Ha yine annene ev işinde yardım etmeyeceksin." diye söylenmeye başladı. Sorry mother.

"Üzgünüm anne. "

"İyi tamam tamam. Dün misafir içinde sormadım gözümden kaçmadı değil sen bir üzgündün? Burmalı tabağını bile bitirmedin. Hayret ettim. O senin en sevdiğin tatlı?" Dediğinde şaşkınlıkla ona döndüm. Yuh lokmalarımı saymış.

"Anne sen benim lokmalarımı mı saydın? " dediğimde elindeki bıçakla bana döndü. "Hayır. Sen soruma cevap ver niye üzgündün? Yoksa dünkü işin mezarlık mıydı?"

"Evet. Babamı ziyaret ettim. Çok boşlamışım onu. En son gittiğimde diktiğim papatyam bile solmuştu."

"Ben de boşaldım baya onu. Boş bulduğum ilk zamanda gideceğim yanına. Baban demişken babaannen sizi çağırıyor?"

"Nereye?"

"Giresun'a yarı yıl tatilinde gelsinler dedi. Sis dağına çıkartacakmış deden sizi. Kümbet de de kalırız, kazıkbelinde de et yeriz diyor. Sizi özlemişler gidin bence."

"Ay harika. Kümbet'de bir gece kalırız. Pestil de getiririm. Ay kara ekmek... Beş altı tane alayım en iyisi ben of of. Mısır ekmeği falan da tamam ben de kararlaştırdım. Geliyorum Giresun."

Dedem ve Babaannem Giresunlular. Onları çok seviyorum. Giresun'un da doğasını. Her yer yeşil. Ama insan istiyor ki biraz daha gelişsin. Hele bir gelişse ne güzel olur. O yaylar bir turizme dönüşse. Doğanın nimetleri güzelce kullanılsa ah. Ne güzel olur be. Yazın fındık toplamaya da gidiyoruz. Çok yorucu ama eğlenceli de.

"İyi o zaman dedene söylersin."

Yemeğimi yiyip odama geçtim. Dolabı açıp Bugün ne giysem? diye düşünmeye başladım. Lacivert yüksek bel pantolonumu aldım üzerine de de beyaz ince bir sweet ama baskılı tabii. Rengarenk baskısı olan şeyler hoşuma gidiyor. Hemen üzerimi giydim. Bir de siyah deri ceketimi aldım. Ne olur ne olmaz hava yağacak gibi. Saçımı da tarayıp dağınık bıraktım. Kahverengi çokta uzun olmayan saçlarım vardı. Yüzüme de hafif bir makyaj yaptım fena da olmadım sanki ha? Son kez aynaya bakıp içeri geçtim.

"Anne ben çıktım. Hadi çav çav." deyip ayakkabımı giymeye başladım.

"Çav çavmış. Tövbe tövbe. Yeni yeni adetler." dediğine ve tavrına gülerek çıktım dışarı.

Kafamı gökyüzüne çevirdim. Güneş yine bulutların arkasındaydı. Dünkü söylediklerim Güneş'te pek bir etkili olmamış sanki. "Sana ne dedim ben saklanma diye. " diyerek yoluma koyuldum. Bulutlar da olmasa saklanacak bir yerin yok. Neyse güneşi şimdi bir yere bırakayım ne de olsa beni uzun bir yol bekliyor yine. Ben de her gün yürüyorum ya. Okula giderken gelirken hafta sonu da yürüyorum Allah bu yürümemin sonunu hayır etsin.

Kelebeğin KanadındaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin