10 # Maç zamanı

87 14 30
                                    

Bir gülüşünle başladı yüreğimde fırtına...
-P.Y.-

"Ben hayatımda böyle salak görmedim. Kızım sen orada çamaşır suyu mu içtin? Hangi kafada yaptın böyle bir şey. Aptal güya çocuktan nefret ediyor ama bir anda güveni şahlanıyor." Buse'nin söyledikleri ile başımı aşağıya eğdim. Olayı anlatmıştım. Ve tepkilerle camdan atlayabilirim. Okulda anlatırım diye o gün anlatmamıştım bir de onun için kızıyorlardı. Allah'ım neydi günahım.

"Buse haklı pastam. Evet senin yerinde ben de olsam rezil olmamak için konuşurdum ama yani ehh soğuk davranırdım. Bir de Anıl'ı niye söylüyorsun ki? Belki de senin yüzünden başı dertte şuan. Kim bilebilir ki?"

"Söz verdi. Zarar gelmeyecek dedi." Zor çıkan sesimle. Utanç ve Kerem sayesinde gelen vicdan azabı ile.

"Bisikleti getireceğini söylediğinde de söz vermişti. Ya kızım bu anlamıyor musun. Bayıltana kadar dövmüş dövmüş. Yine döver. Of Hillal ya. Senin şu yersiz güvenlerin beni öldürecek. Hayır yani belli! Biz ona cephe almışken sen niye ona güveniyorsun ki?" Buse'nin sözleri canımı acıtıyordu. Bundan önceki sözleri ve şimdi ile gözlerim doldu. Umarım ağlamam. Umarım görmezler. Hatamın ben de farkındayım. Of ya ! Bok Poyraz! Senin yüzünden dakikalardır psikolojik baskı görüyorum. Bok!

"Ya..." Diyip Barış yanıma geldi ve bana sarıldı. "Buna gerçekten çok ihtiyacım vardı. Teşekkür ederim " diyip sıkıca sarıldım.

"Benim de senin ağlamamana. Ona zaten sert çıkmış. Merakını dindirmek istemiş. Ben de aynısını yapardım. Merakını dindirmiş dindirememiş önemli değil. Önemli olan onun iyi olması ve bu bana yetti. " Diyip benden ayrıldı. Onu şuan yemek istiyorum. "Hem güvenmiş ve bence Poyraz'ın güvenini kazanmış. Bu gereksiz de neyse. Ayrıca Poyraz'dan neden nefret ettiğini de söylemiş. Yani hala hoşlanmıyor. Rezil olmaktan bahsediyoruz. O çocuğun bir sürü takipçisi var. Bunu bizden çok sen biliyorsun Buse. Altına çok kötü bir şey yazıp paylaşabilirdi. Hilal burada kendini korumuş. Olaylara farklı şekilde bakın. Onun bu kadar üstüne de gitmeyin. Hata bizde de yani Sabri hocayı zorlayabilirdik." Bu çocuk beni ağlatacak.  Ona minnettarlıkla baktım.

"Ya doğru diyor Baroş. Sorry. Özür. Gel ben de sarılayım." diyip ayağa kalktım o da Barış'ı kenara itti ve bana sarıldı. "Seni çok seviyorum karamelim." Ya ben de seni Hiloşum." Buse önce söv sonra öv.

Ondan ayrılınca kapı kenarında beni izleyene gözüm takıldı. Geldi yine manyak. Acaba beni ne zamandır izliyor? Benimki de soru mu oğlan gözünü alamıyor benden. Seni Pislik! Bakalım bugün beni nereye kilitler. Ayh ayh. Senden nefret etme sebeblerimden birisi söz verdin tutmazsan eklenir bir sebep daha.

🦋🦋🦋🦋🦋

Zilin çalmasıyla herkes spor salonuna geçti. Çünkü dersimiz beden eğitimi. Mustafa hoca yoklamayı aldı ve ardından bizi koşturdu. Ayh ciğerim çıkacaktı. Zalım hoca bir de bağırıyor "Hızı arttırın." diye. Pardon ama burada solunum sistemi çökme tehlikesi olanlar var.

"Sonunda bittiğinde hepimizi sıraya sokup elinde bir voleybol topuyla karşımıza geçti. "Yoruldunuz demi?" Sorusu ile şaşkınlıkla baktım ona. Yani hocam ben bir on tur daha atarım. Tövbe tövbe. Benim gibi bir çok kişi ölüyordu. Başta da Barış.

"Güzel güzel şimdi voleybol maçı yapacağız. Takımları ben belirleyeceğim. Üç takım olarak planladım. Ama isteği karşı bu dört de olur.O zaman ilk kimler oynamak istemiyor bir onları görelim. Lütfen bir adım öne." On kişiye yakın kişi öne çıkmıştı. Bizim çeteden Barış ve Buse de onların içindeydi. Tembeller. Oturun da ablanızı  izleyin. Hah.

Kelebeğin KanadındaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin