Badem şeklindeki ela gözlerini mavi gözlerime kilitlemişti. Tarif edemediğim duygular yüreğimde kabarırken meraklı bakışlarıyla gözlerimin içine bakıyordu. Dakikalardır bu durumdaydık. Bakışları kalbimi titretiyor ve ela gözlerinde kaybolmayı istiyordum. Yutkundum. Gözleri çok güzeldi.
Ölene kadar ela gözlerine bakabilirdim.
Çünkü huzuru, mutluluğu aynı anda o gözlere bakarken yaşıyordum.
Dilimin ucuna kadar gelen ama bir türlü kuramadığım cümlelerden dolayı kendimle kavga halindeydim bir yandan da. Yapamıyordum. Bu çok zordu. Tahmin ettiğimden de çok. İlk adımı atmıştım ama ikinci adım bir türlü gelemiyordu. Ve geri adım atma şansım yüzde sıfır bile değildi. Yapmak zorundaydım.
Derin bir nefes aldım ve Ulaş'a doğru bir adım daha atıp aramızdaki mesafeyi biraz kapattım.
''Ulaş,'' dedim. Ulaş'ta bir adım atarak aramızdaki mesafeyi biraz daha kapattı ve ''Efendim?'' dedi fısıldayarak.
''Ben...'' Sustum. Çünkü gerisini getiremiyordum. Getireceğim anda dilim düğümleniyordu sanki.
''Çağla dakikalardır buradayız. Artık ne söyleyeceksen söyle.''
''Tamam, söylüyorum. Ama bu söylediklerimden sonra hayal kırıklığı yaşayacaksın.''
''Nasıl yani?'' Kaşlarını çattı ve kollarını göğsünde birleştirdi. Ela gözlerini merak bürümüştü. Ne diyeceğimi merak ettiğine emindim. Evet, tam sırasıydı. Şuan söyleyemezsem bir daha söyleyemezdim. Kendimi tanıyordum.
Evet, zordu ama bu benim için bir bahane olmamalıydı. Biraz sonra her şey bitecekti. Ulaş Tunay gerçeği öğrenecekti. Ve biz bir daha anonim ve Ulaş olamayacaktık.
Ama şuan bu gerçeği göz ardı etmeliydim. Çünkü sonraki adımları düşünmek bende geri adım atma isteği uyandırıyordu.
''Ulaş ben...''
''Vay, vay, vay! Kimleri görüyorum burada?''
Ağzımdan çıkmak üzere olan tüm kelimeler anında ağzıma tıkılırken kafamı anında kapıya doğru çevirdim. Biri benimle dalga geçiyor olmalıydı. Tam her şeyi söyleyecekken bu kız nerden damlamıştı buraya?
Ulaş, ''Hay, sikeyim.'' diye mırıldanırken Seren alay içeren bir ifadeyle gülerek bize doğru gelmeye başladı. Ulaş birkaç adım gerileyip Seren'e doğru döndüğünde, ''Ne işin var burada?'' diye sordu sert bir şekilde. Seren dediklerinden etkilenmemiş gibi gülmeye devam ederken, ''Sevgilin Çağla'yla yalnız olduğunu biliyor mu? Yoksa Kaan'la işim var deyip başından mı savdın?'' diye sordu.
''Sanane Seren. İşine bak sen.'' Fazlasıyla sinirliydi. Bense içimde kopan fırtınaya rağmen fazlasıyla sakin görünüyordum.
''Beni de böyle çok geçiştirirdin.''
Şuan Ulaş'ın bana neden en başından demedin diye hesap sorması gerekiyorken Seren'le uğraşıyorduk. Nasıl görmüştü bizi? Ya da konuşacağımızdan nasıl haberi olmuştu? Ulaş benim Melis'e demem gibi Kaan'a demişti de bu da Ulaş derken mi duymuştu acaba?
''Ah Çağla, Ulaş'ın senin hakkında söylediklerini duysan yüzüne bile bakmazdın.''
Seren'e doğru döndüm. Kendini ne sanıyordu bu ya? Onu ilgilendiren neydi? Artık Ulaş'la bir alakası da yoktu.
''Bu seni ilgilendirmez. Ulaş'ın yüzüne ister bakarım ister bakmam kimseyi ilgilendirmez.'' diye tısladım sert bir şekilde. Az önce fazlasıyla sakinken benim hakkımda yorum yapması sinirimi bozmuştu. Sırıtmaya devam etti. Bu iğrenç hallerini daha fazla çekecek durumda değildim. Ulaş anonimin ben olduğunu daha sonra da söyleyebilirdim. Ama şuan buradan gitmek istiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anonim
Roman pour Adolescents-bu kitap 2017 temmuz ayında yayınlanmıştır. ama yazar üzerine düşmediği için uzun bir süre bölüm yüklenmemiştir ve 2024 haziran ayından beri 36.bölümden itibaren devam etmektedir :) Hayatta karşına ne çıkacağı belli olmuyordu. O gün ona ilk kez ano...