Medya = Sude
Şu an ikimizde şaşkın şaşkın birbirimize bakıyorduk.
"Sende kimsin?" dedim.
"Asıl sen kimsin?" dedi bana çatık kaşlarla bakarak.
"Ben Yiğit Ege'nin bakıcısıyım, sen kimsin? Hırsız falan mısın sen? Gerçi hırsız olmak için biraz fazla yakışıklısın. Kimsin çabuk söyle yoksa bağırır herkesi başımıza toplarım" dedim.
"Burası benim evim, Yiğit Ege de kardeşim" dedi ve ben şok! Boğazımı temizleyip gözlerimi yere indirdim.
"Şey ben, özür dilerim biraz fazla şey yaptım galiba" dedim ona kısa bakışlar atarak. Kahkaha atmıştı.
"Ne oldu güzelim? Az önce esip gürleyen vahşi kıza nereye gitti ha?" diyerek dalga geçti. Sinirle yanımızda ki küçük vazoyu elime aldım.
"Kes sesini yoksa" dedim. Daha sonra ne yaptığımın farkına vardım.
"Ne yapacaksın, kafama mı vuracaksın onu?" dedi, vazoyu yerine koydum.
"Ben bu evin veliahtıyım küçük canavar, o yüzden şansını fazla zorlama" deyip gitti. Hah! Şuna bak ya, veliahtmışmış! Gerizekalı! Yerde ki camları toplayıp çöpe attım ve dökülen suyu temizledim.
"Sude, Yiğit Ege uyandı" dedi Nergis.
"Geliyorum" deyip yukarıya çıktım. Nergis bana Yiğit Ege'nin odasını gösterip gitti. İçeriye girip kapıyı kapattım ve beşiğe yaklaştım. 4 yaşında ki çocuk neden hâlâ beşikte yatıyorsa! Onu görünce suratımda bir gülümseme oluşmuştu. Çok şirin! Bana masum gözlerle bakıyordu.
"Gel bakalım" deyip kucağıma aldım.
"Günaydın" deyip gülümsedim.
"Günaydın Sude" dedi, güldüm.
"Çabuk öğrenmişsin" dedim.
"Hı hı" deyip kafa salladı. Daha sonra gözleri yana kaydı.
"Abi" deyip kollarını kaldırdı. Kapıya baktığımda az önce tartıştığım çocuğu gördüm. Yiğit Ege'yi yere bıraktığımda koşarak abisine gitti.
"Naber ufaklık" deyip gülümsedi veliaht. Veliaht ne ya? Gıcık!
"Sen Sude ile tanıştın mı çok güzel kız değil mi?" dedi Yiğit Ege.
"Sude demek?" deyip tek kaşını kaldırdı ve bana baktı. Bana doğru birkaç adım attı.
"Bende Burak, ama senin için Burak, Bey" deyip elini uzattı. Bir gözlerine, bir de eline baktım. Buna katlanmak zorundasın Sude.
"Memnun oldum" deyip elini tuttum.
"Bende Sude" deyip gülümsedi ve elini çekti.
"Hadi kahvaltı yapalım abicim" deyip Yiğit Ege'nin elinden tuttu Burak.
"Sude hadi gel" dedi Yiğit Ege bana bakarak.
"Geliyorum canım" deyip gülümsedim. Hep beraber aşağıya indik ve yemek odasına geçtik. Şevval Hanım ve Yusuf Bey'de buradaydı.
"Burak, ne zaman geldin?" dedi Yusuf Bey.
"Yarım saat önce falan" dedi Burak.
"Şevval Hanım, bana bahsetmemiştiniz" dedim.
"Evet Sudecim kusura bakma benim aklımda değildi" dedi.
"Peki, sorun değil" dedim.
"Siz ne zaman gidiyorsunuz?" dedi Burak.
