*Nefes'ten*
Poşetleri ellerimize aldık ve odamıza, bizim odamıza gittik. Ben kendime ayrılmış olan yerin önüne oturdum, o da oturdu. Hepsini yerleştirdikten sonra, poşetlerin içinden Tahir'e ait bir kazak çıktı. Vermek için ona yöneldiğimde, onun da elinde ibana ait bir kazak vardı. Ve bana elini uzatmıştı. Ama dudaklarımız birbirine değmişti.
Dudaklarımız hâla birbirine değerken, ikimiz de ayrılmamıştık. Hadi ben, o bana her seferinde dokunduğunda ya da öptüğünde, midemdeki kelebekleri kabul ediyordum. Peki o? Belki de bir başkasını seviyor. Hatta sevgilisi vardı? Bunları düşünürken ayrılan taraf ben olmuştum.
Hızla kalkıp banyoya girdim. Kapıya yaslanıp, güm güm atan kalbime koydum elimi. Hemen soğuk suyu açtım, ve yüzüme su çarptım.
*Tahir'den*
Dudaklarımız birbirine değerken, ikimiz de ayrılmamıştık. Ömür boyu, bu şekilde kalabilirdim. Ona her dokunduğumda, onu her öptüğümde, hatta onu her gördüğümde heyecanlanıyordum. O benimle konuşurken, kalbim küt küt atıyordu. Sanki içimde böyle bir şeyler kıpırdanıyordu. Ben ona karşı bir şeyler hissediyordum galiba. Hadi tamam ben kabul ettim. Peki ya o?
Belki sevdiği bir adam vardı? Hatta sevgilisi bile olabilir? Bunları düşünürken tam ayrılacaktim ki, o ayrılmıştı. Kalktı yerden, ve hiç suratıma bakmadan lavaboya gitti. Bana ise arkasından izlemek kaldı. Elimde hâla onun kazağı vardı. Kazağını dolabına koyup, benimkini de kendi yerine yerleştirdim. Ve yatmak için, yatağın üzerinde ki yorganı kaldırdım. Yatağa yattım, ve gözlerimi kapadım. Uyumamıştım, uykum yoktu.
*Nefes'ten*
Banyodan çıkmadan önce derin bir nefes aldım ve çıktım. Uyumuştu. Ben de yanına kıvrıldım, ve bedenimi ona doğru çevirdim. Ellerimle, anlına düşen saçlarını düzelttim. Dudaklarım çoktan yukarıda ki yerini almıştı bile. Elimi yanağına götürdüm. Sakallarını okşadım biraz. Çok güzel bir adamdı. İçi o kadar güzel bir adamdı ki. Merhametli, anlayışlı, sevgi dolu. Dışı da pek bir güzeldi. Çok yakışıklıydı. Kafamı iki yana salladım ve "Kendine gel Nefes. Saçmalamayı kes." Dedim kendime gelmek istercesine. Ve ben de popomu ona döndüm ve yattım.
*Tahir'den*
Yatağa yattığında, gözlerimi açmadım. Açarsam utanabilirdi. O yüzden ben de uyuyor taklidi yaptım. Yüzümde bir el hissettim. Önce anlımdaki saçlarımı düzeltti. Sonra da sakallarımla oynadı. Kesin dudakları havaya kalkmış, gülüyordu. Bundan emindim. Dokunduğu yere iyi geliyordu sanki. Derin derin nefesler aldım. Onun kokusunu tüm ciğerlerime doldurmuştum.
*Nefes'ten*
Sabah yine alarmın sesi ile uyanmıştım. Hemen kalktım ve elimi yüzümü yıkayıp, mutfağa indim. Her zaman ki gibi Tahir'e sandeviç yapıp, portakal suyu sıktım. Elimdekileri tepsiye koydum, ve yukarı çıktım. Tahir hâla uyuyordu. Yanına gittim ve yüzünü biraz inceledim. Çok güzel uyuyordu. Onu görmek bile beni mutlu ediyordu. Gülümsememe yetiyordu. Sanırım ben bu adamı seviyorum.
Yatağa oturdum ve yavaşça Tahir'i uyandırmaya çalıştım. "Tahiir."
"Hııı."
"Tahiiir."
"Hı hı."
"Tahiiiir"
"Hı hı hıııı"
"Ya Tahir kalksana. İşe geç kalıcaksın." Dedim. Gözlerini açmadan, hâla uykulu olan sesi ile cevap verdi. "Nefes, güzelim yat uyu. Hani bu gün gitmiycektim ya işe. Berber vakit geçiricektik." Dedi. Tabii yaa ben nasıl unuturum. Bu gün alışverişe çıkacaktık. Sevinçle geri yattım.Yatar yatmaz üzerimde bir ağırlık, pardon Tahir'miş. Yatar yatmaz üzerimde Tahir'i hissettim. Yine aynı şeyi yapmıştı. Burnunu boynuma gömmüş, eliyle belimi sıkı sıkı tutuyordu. Gülümsedim ve iyice ona sokuldum. Düşünsenize bir. Sevdiğiniz adam ile uyuyorsunuz, uyanıyorsunuz, sarılıyorsunuz, öpü- bir dakika yaa. Ben hiç öpmedim ki. Hemen kafamı çevirdim ve uyuyan Tahir'in yanağına ufak bir öpücük bıraktım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Afitâb 🌸🕊
Teen FictionKaleli'lere, abisi ölmesin diye gelin gelen Nefes çiçeğimizin hikâyesi.🌸 . . "Afitâb ne demek?". Diye sordu genç kadın. Kelimenin anlamını bilmiyordu. "Eski Osmanlıca'da "Güneş". Demek". Dedi adam. Kadın bu kelimelerin ardından gülümsedi. Tahir on...