♣️ 2 ♣️

55 9 43
                                    

Poyraz aramam ile yarım saatte eve gelmişti. Şimdi ise tepemde bir o yana bir bu yana gezinip duruyordu.

"Nasıl olur ya nasıl? Kim niye bizim evimize girsin ki! Ya yüzünü göremeseydin ya fenalaşsaydın Heves! İnanamıyorum!" Sinirle saçlarını çekiştirdi.

Bu korkusunu anlayabiliyordum. Çünkü daha önce de başımıza böyle bir şey gelmişti ve o gerçek bir hırsızdı. Yüzünü göremediğimden paniklemiş ve bayılmıştım. Şimdi de aynı şeylerin yaşanmasından korkmuştu.

"Ama gördüm Poyraz! Tamam bir sakin oğlum. Geçti bitti! Kimseye de zarar gelmediğine göre bunlar kimmiş neciymiş öğrenelim." Sıkıntıyla oflayıp karşımdaki koltuğa oturdu.

" Bu durumda beni ve babamın mesleğini kullanmayı düşünüyorsun?" Daha çok soru sorar gibi değilde olağan bir şeyi söyler gibiydi.
" Tabi ki de Poyraz! Bir yerlerde adamlarım yok ki onlara hallettireyim işlerimi. Bende mecbur en yakın yoldan ilerliyorum." Alınmış gibi yaparak kollarını birbirine doladı.

"Yazıklar olsun sana verdiğim emeklere! İnsan 'yok aşkım ne kullanması' der." Size kısa bir bilgi daha. Poyraz çok boş konuşur şuan olduğu gibi.

"Birincisi ben hiçbir zaman aşkım demem ikincisi de ne yalan söyleyeyim kullanıyorum valla" koltukta yayılmış karşılıklı oturuyorduk. Yanımdaki yastığı alıp yüzüne fırlattım.

"Hem ne o öyle çemkirmeler falan ağır abi mi kesildin başımıza. Yazıyorum bunları bir kenara Nurgülcüğüme bir bir rapor edeceğim!" Dememle yanıma gelip sırnaşmaya başladı.

"Eee Heves ne diyorduk. En son hırsızı konuşuyorduk." Konuyu değiştirmeye çalışıyordu.
Ben de bozmadan devam ettim.
" Vural amcaya gideceğiz işte o ne yapacağımızı söyler.'' derin bir iç çekti.

''Babamı biliyorsun...Başımıza gelecek en ufak şeyi bekliyor. Bunu söylersek 'Yok ben size demiştim.Başınıza bela aldınız. Bir daha her işe burnuzu sokmak yok.' diyecek. O yüzden yok canım ben almayayım'' Vural amca gibi kollarını kavuşturup sesini kalınlaştırmıştı.

Gülümseyip önüme döndüm. Doğru söylüyordu. Vural amcayı şu kadarcık tanıyorsam bunu koz olarak kullanırdı. Ona gidemeyeceğimize göre başka birini bulmalıyız ya da hiçbir şey yapmamalıyız.

Sadece neyin peşinde olduğunu merak ediyorum. Bulduğumda da polise falan şikayet etmeyeceğim çünkü aynı şeyi bizde defalarca yaptık. Tamam bizimki farklı bir durum ama olsun.

Poyraz'ın ''Buldum!'' diye bağırmasıyla ona döndüm.

''Ne buldun?'' koltukta bana doğru döndü. Kocaman gülümsüyordu.

''0.5 Miyop!'' gözümün önünde anıların canlanmasıyla gülümsedim. Kucağımdaki yastığı bırakmadan yana döndüm.

''Ulan Poyraz şu aklınla atomu bile parçalarsın ama aktif kullanmıyorsun '' elini göğsüne koyup eyvallah dercesine başını eğdi. Sonra kaşlarını çatıp yüzüme bakmaya devam etti.

''Bir an olsun ümitlenmiştim hakaret etmeden öveceksin diye ama yine olmadı." hemen oturduğum yerden kalktım.

"Off boş yapma ya! Kalk daha bir sürü işimiz var. Önce bir Nurgülcüğümü ziyaret edelim."

"O pis amellerine annemi alet etme! Sana uyuyor kendini Matrix'de gibi hissediyor sonra." kahkaha attım.

"Annen senden daha iyi bir ortak emin olabilirsin" yalancı bir gülüşle kapıya ilerledi.

"Annemin yerimde gözü olduğunu biliyordum da senin beni böyle satacağını düşünmemiştim." burnunu çekerek ağlamaklı bir tonda konuşuyordu.

Zambak MevsimiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin