Meriç sana bir soru sordum emre sana ne anlattı ?
Ezhar dur bir dakika sesiz ol .
Meriç ne oluyor ?
Ezhar sana sus diyorum diyerek eliyle ağzımı kapatmıştı sesiz ve kısık bir sesle sanırım burda yanlız diliz şimdi elimi çekiyorum ama ses çıkarma diye konuştu .
Elini ağzımdan yavaşça çekerken bir yandan giderek bize doğru gelen sesler yükseliyordu .
Kim bunlar burda ne işleri vardı ?
Buraya kolay kolay kimse gelmezdi ama sanırım bazıları için burası mükemmel bir gizlenme yeri olmuştu .
Buraya bu saatte gelen kişilerin pekte sağlam ayakkabı olmadıkları belliydi .
Giderek ses bize doğru yaklaşırken gelen kişiler kendi aralarında bir sorun vardı bu kesindi yükselen ses tonları ve havadaki gerginlik his ediliyordu .
Meriç ezhar bizim burdan derhal gitmemiz gerek yoksa bunlarla başımız belaya girebilir diyerek beni ayağa kalkmam için çekiştirdi.
Biraz sonra kaçma şansımız olmaya bilir ezhar kalk diyorum sana .
Tamam bağırma yoksa bizi görecekler .
Oturduğumuz yer otlarla kaplıydı otların arasından görünmeden çıkalım dedi meriç .
Elimizden geldiğince sessiz olmaya çalışıyorduk .
Karşıdan gelenlerin elinde fenerler vardı ve yanlarında siyah çantalar taşıyorlardı bunların tehlikeli insanlar oldukları kesindi .
İçlerinden biri karşısındaki adama çok sert bir yumruk geçirerek ben sana söyledim ama sen bir boku beceremedin diye bağırdı.
Ben ve meriç ordan elimizden geldiğince çabuk çıkmalıydık yoksa bizi yakalayacaklardı.
Bu bahçeden bir an önce çıkalım diyerek elimden tutup beni arkasında sürüklemeye başladı bahçede bazı yerlerde otlar yeterince uzundu ve artık kurumuştu haliyle otlar arasında dikenler ve bir zamanlar bahçeyi korumak amaçlı dikenli teller vardı .
Ama duvarlar zamanla yer yer yıkılmış ve dikenli telleride otlar sarmıştı.
Meriç önde ilerleyip bende arkasından onu takip ediyordum .
Belimizi iyice bükmüş onlara görünmemek için eğilerek ilerlemeye çalışıyorduk .
Bu şekilde yıkılmış duvarın en kolay öteki tarafına geçebileceğimiz yere doğru ilerledik .
Bize doğru yaklaşan sesler git gide daha yakından geliyordu nerdeyse bize yetismek üzereler .
Nihayet gecebileceğimiz bir yer bulmuştuk meriç öteki tarafa geçmek için ayağını uzattığında ayağı otların üzerini kapattığı dikenli tele takılmıştı.
Acıyla bağırdı ben ne olduğunu anlamamıştım .
Lanet olsun diye feryad etti meriç.
Etraf çokta aydınlık olmadığı için ne olduğunu ikimizde göremiyorduk .Meriç ayağını yükarı kaldırarak sıçradı canı çok yanıyordu belliki .
Ona yaklaşıp belinden düşmesin diye tutum bu sırada oraya doğru gelen kişiler bizi fark etmişlerdi .
Meriç burdan derhal gitmemiz lazım .
Lan oğlum sanırım bacağımı yaraladım çok canım yanıyor üzerine basamıyorum .
